Eğitim
Yayınlanma : 01 Ocak 1970 04:00

TÖBSEN BULANIK İLÇE TEMSİLCİLİĞİNDEN MEB’E ARA DÖNEM KARNESİ

TÖBSEN BULANIK İLÇE TEMSİLCİLİĞİNDEN MEB’E ARA DÖNEM KARNESİ
Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB – SEN) Bulanık İlçe Başkanı Serkan Bebek, okulların ara tatile girmesiyle birlikte sendika olarak değerlendirme yaptıklarını ve öğrencilerden sonra Milli Eğitim Bakanlığına da karne vererek eğitim durumunu değerlendi

Eğitimin niteliğinde yaşanan gerilemenin devam ettiğini ve  eğitimdeki kronik hiçbir sorun çözüme kavuşturulmadığını belirten Bebek, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Eğitimin ticarileştirilmesi ve protokollerle dini vakıf ve cemaatlerin eğitimin içine girmesi, ikili öğretim, taşımalı eğitim, okulların fiziki alt  yapı ve donanım eksiklerinin devam etmesi, kalabalık sınıflar, ataması yapılmayan öğretmenler, öğretmen atamalarında yapılan mülakatlarda yaşanan sorunlar, sözleşmeli öğretmenlik , çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıflarda taciz ve tecavüze uğraması ve bu vakaların sürekli artması gibi belli başlı sorunlar bu dönemde de devam etmiş MEB bu konularda yine sınıfta kalmıştır .Piyasacı bir eğitim anlayışı ile eğitimde özelleştirme bu dönemde de devam etmiş fakir halk çocukları , kırsal kesimde yaşayan çocuklar , kız çocukları , yoksul emekçi ailelerin çocukları eğitime erişim konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır .Eğitim sistemi toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzakta ve giderek dinsel içerik kazanan egemen ideolojinin yoğun baskısı ve denetimi altındadır. Cinsiyetçilik ve geleneksel cinsiyet rolleri eğitim sistemi içinde çocuklara aktarılmaya devam edilmiştir. MEB tarafından Ülkedeki inanç çeşitliği , etnik kültürel çeşitlilik öğretim programlarına ve kitaplara yansıtılmamış geleneksel cinsiyet rolleri ve erkek egemen dil üzerinden tekçi bir anlayışla farklı inanç, kimlik ve mezhepleri yok sayarak onları ve taleplerini görmezden gelerek kamusal, laik, bilimsel eğitim konusundaki karşıtlığını ısrarla sürdürmektedir.”dedi.

EĞİTİME AYRILAN BÜTÇE ÇOK DÜŞÜK

Eğitime ayrılan bütçenin çok düşük olduğunu belirten Bebek: “2022 MEB bütçesi 189 milyar 11 milyon lira; yükseköğretim bütçesi ise 57 milyar 740 milyon lira olarak belirlenmiştir. Eğitim bütçesinin her yıl oransal olarak arttığı söylense de MEB bütçesinin milli gelire oranı yüzde 2,6’dan yüzde 2,4’e; yükseköğretim bütçesinin milli gelire oranı ise yüzde 0,8’den, yüzde 0,73’e gerilemiştir. Eğitim bütçesine ilişkin sayısal veriler, her yıl bütçe döneminde en çok payı eğitime ayırdıklarını iddia edenleri açıkça yalanlamaktadır.  Eğitim, herkese eşit koşullarda sunulması gereken temel bir insan hakkı, aynı zamanda devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Eğitim hakkında yaşanan eşitsizlikler kamusal eğitimin terkedilip özel okullara teşvik ederken bir yandan da devlet okulunda kalanlar için yoksulların gittiği devlet okulu ve zenginlerin gittiği devlet okulu şeklinde gelir durumuna ya da başarı durumuna göre okullar oluşturmaya devam etmektedir . Bu piyasacı anlayış ; eğitimden yararlanma noktasında toplumdaki sınıfsal eşitsizlikleri daha belirgin hale getirmiştir .”dedi.

SİYASİ YAKINLIK YA DA SADAKAT YERİNE LİYAKAT SİSTEMİNE TEKRAR GEÇİLMELİ

Ülke tarihinde en yoğun siyasi kadrolaşmanın yaşandığını belirten Bebek; “ ilk uygulandığından bu yana kamu vicdanını rahatsız eden ve çok sayıda mağduriyete sebep olan mülakatlarda ısrarla devam edilmesi konusunda Milli Eğitim Bakanlığı sınıfta kalmıştır. 2021 Kasım ayında 15 bin sözleşmeli öğretmen alımında yapılan sözlü mülakat sonuçları açıklandığında yazılı sınavdan yüksek puan almasına rağmen çok sayıda öğretmenin düşük sözlü sınav puanı verilerek elendiği görülmüştür. Mülakat sonucunda elenenler arasında kendi alanında doktora yapan ve KPSS’de birinci olan bir meslektaşımız da bulunmaktadır. Mülakatlardan vazgeçilmeli, siyasi yakınlık ya da sadakat yerine liyakat sistemine tekrar geçilmeli  ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen sorunu çözülmeli, güvenceli ve kadrolu istihdam sağlanmalıdır. “şeklinde konuştu. 

EĞİTİMDE DİNİ VAKIF DERNEKLERİN VAKIFLARIN ETKİSİ SÜRMEKTEDİR  

 Milli Eğitim Bakanlığı imzaladığı protokollerle okulları dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanları haline getirmesine sebep olmuştur diyen Bebek, sözlerine şöyle devam etti; “ Bu uygulamayla, dini vakıf ve derneklerin devlet okullarında başta ‘değerler eğitimi’ olmak üzere, tamamına yakını dini içerikli çeşitli konularda ders ve seminer verebilmesi, kendi yayınlarını dağıtabilmesi, pedagojik olarak sakıncalı olmasına rağmen çocukları camilere yönlendirmesi vb. gibi faaliyetlerin yolu açılmıştır. Geçmişte yapılan yanlış adımlar sürdürülmekte, dini cemaatler eğitim sistemine dâhil edilerek ‘paralel’ eğitim uygulamaları hayata geçirilmektedir.”ifadelerine yer verdi.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TALEPLERİ KARŞILAMAMAKTADIR!

Öğretmenlik meslek kanununa değinen Bebek; “Sendikalara ve eğitim emekçilerine danışılmadan fikri alınmadan yapılan öğretmenlik meslek kanununda özel okul ve kurslarda öğretmenlik yapan meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal hakları ile ücret ve çalışma koşulları hakkında hiçbir düzenleme olmaması  ve eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük sorunlarına tamamen piyasacı ve rekabetçi bir mantıkla yaklaşması eğitimde yaşanan sorunları daha da arttıracağı ortadadır . Adaylık sınavının kaldırılıp yerine komisyonun getirilmesi mülakatlarda yaşanan sorunları düşünürsek yeni sorunlar ortaya çıkaracağı aşikardır.Öğretmenleri kariyer basamaklarına ayırıp Öğretmenler arasında ayrım oluşturacak olması nitelikli niteliksiz öğretmen algısını oluşturacağı için öğretmenlik mesleğinin saygınlığının daha da düşmesi kaçınılmaz olacaktır. Yıllarca mesleğini icra etmiş bir öğretmeni sınava tabi tutarak uzman öğretmen ya da başöğretmenlik verilmesi öğretmenlerimize büyük bir hakaret ve saygısızlıktır .Öğretmenlik Meslek Kanunu gündeme geldiğinde Cumhurbaşkanı’nın ‘kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler arasındaki ayrımı kaldırıyoruz’ ifadesine rağmen bu yönde bir düzenleme yapılmamıştır. Mevcut teklifte sözleşmeli kadrolu ayrımı kalkmadığı gibi, sözleşmeli öğretmenlere sadece “sağlık ve can güvenliği” durumunda tayin hakkı tanınmış, eşi özel sektörde çalışan sözleşmeli öğretmenlere tayin hakkı verilmemiştir. Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri de dikkate alınmamıştır.”dedi.

 COVİD SALGINI VE EĞİTİM 

Kovid-19 salgınının etkilerinin en aza indirilmesi için gerekli önlemler alınmamış diyen Bebek; “ Atılması gereken adımlar atılmamıştır, okullara ek bütçe sağlanmamış, fiziki altyapı sorunları giderilmemiş, ders saatleri salgın koşullarına göre düzenlenmemiş, derslik sayısı ihtiyaç oranında arttırılmamış, ataması yapılmayan öğretmenlerle ilgili sorun ve yeni okullar yapılmayarak sınıf mevcutları yeterli düzeyde azaltılmamıştır .Öğretmen ve yardımcı hizmetli istihdamındaki eksiklikler giderilmemiştir.Nüfus yoğunluğu fazla olan bölgelerde kalabalık sınıf sorunu sürerken, seyreltilmiş eğitim uygulamaları hayata geçirilmemiştir.MEB’in yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapmadığı ve ihtiyaçların İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle gerçekleştirildiği bilinmektedir. Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için eğitimde her türlü güvencesiz istihdam uygulamasından derhal vazgeçilmeli, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.İş kur personellerinin eğitim başladıktan bir iki ay sonra okullarda göreve başlatılması ve okulların ihtiyaç duyduğu kadar personelin verilmesi okullarda temizlik anlamda büyük zaafiyet oluşturmuştur .”dedi.

EĞİTİM SERMAYEYE ELEMAN SAĞLAMA YERİ DEĞİLDİR ! 

Bebek: “Bakanlığın imam hatip lisesi ve mesleki eğitim anlayışı bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu öğrencileri ara eleman ucuz iş gücü olarak gören politikalar yaşama geçirilirken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir.  

2021 yılının aralık ayında 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması ve meslek lisesi öğrencilerinin işletmelerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmasının önü açılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün ilgili kurumlara gönderdiği karara göre, 2021-2022 döneminden itibaren ülke genelinde çok sayıda mesleki ve teknik Anadolu lisesi (MTAL) bünyesinde mesleki eğitim merkezi programı (MEMP) açılmaya başlanmıştır.

2021-2022 eğitim öğretim dönemi başında Türkiye’nin çeşitli illerinde öğrenciler ve aileleri, afiş ve ilanlarla mesleki eğitim merkezlerine yönlendirilmeye başlanmıştır. Bu programa göre öğrenciler

‘staj’ adı altında 4 gün iş yerlerinde çalıştırılırken, sadece 1 gün okulda ders görecektir. Öğrencilerin sigorta primleri çalıştırıldıkları işletmeler tarafından değil, devlet tarafından ödenecek. Ayrıca yürürlüğe girecek olan yeni yasaya göre, staj ücretinin tamamı da devlet tarafından ödenirken, işverenlerin yükümlülükleri bir kez daha ülke hazinesinin sırtına yıkılacaktır.Meslek lisesi öğrencilerini zorunlu eğitimden, örgün eğitimden uzaklaştırmak zorunlu eğitim kapsamındaki çocukları “beceri eğitimi” adı altında işverene ucuz iş gücü olarak sunması kabul edilemez.

2021-2022 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler MEB’in eğitimde yaşanan yapısal sorunlara yönelik somut çözümler üretmek yerine eğitimde yaşanan sorunlara yenilerini ekleyecek uygulamalara gitmiştir .Bu bize bu anlayışın çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığını göstermektedir .BU SEBEPLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BU DÖNEM SINIFTA KALMIŞTIR .”dedi.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.