Öğrencilik hayatında herkesin bir kahramanı vardır. Bu kahraman genelde öğretmeniniz olur. İlkokulda başka, ortaokulda başka, lisede başka, başka ve başkaları … Öğretmen bu ya, hakkında dünyalar dolusu kitaplar yazılabilir. Şiirler, öyküler, destanlar. Öğretmen bu ya, ömrünüz boyunca hayırla yâd ettiğiniz kahramanınız. Öğretmen bu ya, ömrünüz boyunca adını anmak istemediğiniz.
Üniversiteyi kazandığım şehir -Trabzon- bana çok şey sundu. Ama en önemlisi öğrencisi olmaktan, kendisinden ders almaktan onur duyduğum birini tanımamı sağladı. 2007’de ilk dersine girdiğim günü anımsarım. Uzun siyah saçları, siyah hırkası ve siyah uzun eteği. Ders “Edebiyat Bilgi Kuramları”. Dersi anlatanda her üç sözcük fazlasıyla var. Edebiyat - Bilgi - Kuram. Ama tüm sınıfı şaşırtan başka bir şey var. Yalın ve akıcı bir üslûp. Öyle bir dili kullanma ki konuştuğumda utanacağım bir dil. Sıfır ego, sıfır enaniyet ve bize seslenişi: Çocuklar! Hocamın en sevdiğim birkaç yönü: Derslerde siyaset konuşmaması, Rus Edebiyatına olan hayranlığı (Allah’ın edebiyatı Ruslar için yarattığını ve onlara bahşettiğini vurgulardı. En sevdiği iki romancısı da Fyodor Dostoyevski ve Lev Tolstoy idi.) ve ezan okunurken susup bitmesini beklemesi …
Zamanla daha iyi tanıdım, daha çok sevdim, daha çok anlamaya çalıştım kendisini. Ve büyük bir utançla öğrendim ki dünya kadar eseri varmış hocamın. Nun Masalları (1997), Mor Mürekkep (1999), Yûsuf ile Züleyha (2000), Mavi Lâle (2001), İsimle Ateş Arasında (2002), Cümle Kapısı (2003), Yol Hali (2010) ve diğerleri … Hocamın bu kadar çok güzide eser sahibi olduğunu bilememek. Suç bende miydi bilmiyorum. Üniversite yıllarına kadar tüm eğitim hayatı Muş’ta geçmiş, doğru düzgün telefonu bile olmayan bir öğrenci. İnternet hak getire!
2011’in yağmurlu bir nisan pazarında, Trabzon’da aldığım en özel kitaplardan biri. Yol Hali. Yazar Nazan Bekiroğlu. Ertesi gün hocama imzalatmaya gittiğimi anımsarım. Elimde bir kalem. Meğerse kalemin mürekkebi bitmek üzere. Hocam da imzalarken zaten buna atıf yapmış: “Değerli öğrencim Bünyamin’e, Yazmayan bir kalemle.” Altına klasik imzası: Nazan.
“Yol Hali” isimli eseri altı bölümden oluşmakta. Türü: Deneme. Eserde nelerden söz edilmemiş ki. Aşk, Greta Garbo, Şeb-i Yeldâ, Kurosawa, Nil Irmağı, Kudüs, Ölü Deniz, Köln Katedrali, Çanakkale, Raskolnikov, Sapartacus … ve diğerleri. Eserin ilk bölümü Be’nin Noktası. Hocamın derslerinde de sıklıkla vurguladığı cümle burada da gösteriyor kendisini. “Evrenin özeti Kur’an’da, onun özeti başındaki Fatiha’da, onun özeti başındaki Besmele’de, onun özeti başındaki Bâ’da, onun da özeti altındaki nokta’dadır.” Ne müthiş cümle ama!
Eserden birkaç cümle daha.
“İlim şehrinin kapısı”, “Be’nin noktası” Hz. Ali’ye bakılırsa; “İlim bir noktadır, onu cahiller çoğaltmıştır.” Çünkü nokta hikmettir, irfandır.
Nokta varlığın özeti. Noktasını bulamamış ya da yitirmiş her harf ol sebepten kusurlu. Fazla söze hiç gerek yok aslında. Noktanın içinde bütün mümkünler saklı. Mümkün nokta gayr-i mümkün nokta. Sır nokta esrar nokta. Bâb nokta ebvâb nokta.
Hocamın insan ömrünü, yaşamını bir nokta üzerinden tasviri ise bambaşka.
Bilinenden bir eser yok. Bilinmeyen nokta nokta. Bir parantez vakt-i ömrüm. Ölüm nokta doğum nokta. İsmimden sual edilse, bilin beni üç nokta.
Kalın sağlıcakla. Nokta!

