HÜZÜN YÜZLÜ KADIN ‘SEVGİ SOYSAL’

Yayınlanma : 03 Temmuz 2024 17:58
Düzenleme : 03 Temmuz 2024 18:01

Kısa ömrüne rağmen yaşadığı devri etkileyen ancak toplumumuzun tam anlamıyla tanıyamadığı ya da anlayamadığı bu ismi duydunuz mu hiç? “Canım, olur mu öyle şey! Elbette duyduk.” dediğinizi duyar gibiyim. Peki, duydunuz da anlayabildiniz mi kendisini? “Hiç duymadım, o da kim? İlk defa adını duydum.” diyenleriniz de olacaktır.

 

 

Sevgi Soysal, 30 Eylül 1936’da İstanbul Bakırköy’de doğar. Çocukluğu, ilerde onun hayatında derin izler bırakacak olan bozkır kenti Ankara’da geçer. Babası Mithat Bey ve annesi Alman asıllı Aliye Hanım’ın Sevgi üzerindeki etkisi büyüktür. Annesi her zaman onu besleyen en güçlü kaynak ve aynı zamanda hayatındaki en iyi arkadaşlarından biri olmuştur. Ancak annesi aynı zamanda onun hayatındaki derin hayal kırıklıklarından biri de olacaktır. Bu da Sevgi’nin tüm eserlerindeki kadın karakterlere yansıyacaktır. Sırasıyla Ankara Kız Lisesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile biten bir öğrencilik hayatı. Sonra yaşadığı devri yerle bir eden varoluşçuluk akımı. Sonra yaşamı boyunca özgünlüğünü, kalemini, düşüncesini etkileyen Camus, Sartre, Simone de Beauviour. Genç yaşta Özdemir Nutku ile gelen evlilik. Başar Sabuncu ile ikinci evlilik. Son olarak hayatında önemli bir yer tutan dönemin Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal ile üçüncü evlilik.

 

 

 

Genç yaşta satırları adeta parçalayan bir yazar. Parçalama, sözcüğü ruhunda yatan özgürlükten. 1962’de ilk eseri Tutkulu Perçem. Ya diğerleri! Hepsi birbirinden değerli. Tante Rosa, Yürümek, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Şafak, Barış Adlı Çocuk … Hepsinde öfkeli, asi, bir o kadar da güçlü kadınlar. Çünkü hepsinde “Sevgi” var.

 

Sevgi Soysal’ı bir de yazarlardan dinleyelim.Adalet Ağaoğlu “Bana kalırsa, Sevgi’nin başı asıl kendi kendisiyle büyük dertteydi. Dar gömleklere sığamazdı.”Yaşar Kemal“Türkçesi zengin ve renkliydi. Romanlarında, hikâyelerinde getirdiği yenilik, epeyce yalın kalmış edebiyatımızda bir zenginlikti. Gittikçe de ustalaşıyor, ustalaştıkça insanın derinliğine varma çabası gelişiyor.”

 

 

 

Herkesin hayatta ödediği bir bedel vardır. Sevgi de bu bedeli kanserle ödedi. Kardeşi Mine Kazmaoğlu“Bir bedel ödedi hep… Başkalarından çok kendisine acı verdi en çok. Kanseri de başka türlü izah edemeyiz…” 22 Kasım 1976’da hayata gözlerini yumarken onu bu cümleleriile anıyoruz.“Varsın, durduğum yerde bir hindi gibi semirttiğim ölüm, kanser biçiminde şakalaşsın benimle. Onu bir hindi gibi kesip attılar içimden. Hayat çekilişinden ölümsüzlük piyangosu çıkmış gibi seviniyorum.”

 

 

Doç. Dr. Bünyamin SARIKAYA Kimdir?

 

1987 yılında Muş ili Bulanık ilçesi Aşağıbüklü köyü doğumlu yazar ilk ve orta öğrenimini Muş’ta tamamladı. Lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünde (2011), yüksek lisans eğitimini Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türkçe Eğitimi bölümünde (2013), doktora eğitimini ise Atatürk Üniversitesi Türkçe Eğitimi bölümünde (2016) tamamladı. 2019 yılında Türkçe eğitimi alanında doçentlik unvanını almaya hak kazandı. Yazar şu anda Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Yayımlanmış çok sayıda akademik çalışması bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.