Mavi Kırlangıç, meslek okulumdur

Yayınlanma : 28 Mart 2026 14:48
Düzenleme : 29 Mart 2026 12:51

SERHED HABER- Gazeteciliğe, Yeşilay’ın 1969’da yayına başlayan çocuk dergisi Mavi Kırlangıç’ta, Mayıs 1971’de resim yaparak başladım.

İlk sayısı, 20 Ocak 1969’’da haftalık, tam gazete ebadında çıkan, ancak  ikinci sayıda yarım gazete ebadına dönen Mavi Kırlangıç, daha sonra aylık dergi olarak yayınlandı.

Derginin 74. sayısında çıkan altı resim ile gazeteciliğe merhaba dedim,

Kapağında, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin sembolü ünlü tablosu bulunuyor.

Şengün Kaptanağası’nın  “İncili Kundak”, Selahaddin Kaptanağası’nın

“Dosdoğru ol”, Feridun Fazıl Tülbentçi’nin “Tarih ve Kahramanlık” yazılarına yaptığım resimler, 6,14 ve 23. sayfalarda yer alıyor. 23’üncü sayfadadaki “Gülme Durağı”nda ise üç resmim (minyet) kullanılmış.

Şengün Kaptanağası’nın yazısına yaptığım resim

75’inci sayıda, değişik sayfalarda yine altı resmim kullanılırken. arka kapağı tam sayfa resimli hikayem süslüyor.

Takip eden sayılarda, çalışmalarım yoğunlaşıyor. Çizgilerimin, giderek açık şekilde geliştiği, gözden kaçmıyor.

Ekim 1971’de yayınlanan 79 sayıda ise artık derginin bir çalışanıyım.

Künyede, İmtiyaz Sahibi Selahaddin Kaptanağası, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mahmut Kademoğlu yanında, ben de, Müessese Müdürü olarak yer alıyorum.

Demek Eylül 1971’de, fiilen çalışmaya başlamışım.

KAPTANAĞASI İLE TANIŞMA

Mavi Kırlangıç’ta ilk resimlerim çıktığında, Sarıyer Lisesi son sınıftaydım.

Ama o zaman ülke çapında sağ gençliğin merkezi olan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Orta Öğrenim Komitesi Yönetim Kurulu’nda görevliydim.

Mavi Kırlangıç’ta son yayınlanan resimli hikayem.

Türkiye’nin 11 ve 12’nci cumhurbaşkanları Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan ile burada tanıştık.

Abdullah Gül, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi ve MTTB İcra Konseyi üyesiydi.

Sayın Erdoğan da, İstanbul İmam Hatip Okulu (lise statüsünü sonra aldı) orta bölümde ve bizim üyemizdi.

İnce ve uzun boyu ile dikkat çeken Erdoğan, hitabetiyle, Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek’in şiirlerini çok güzel okumasıyla  toplantılarımızın değişmez simasıydı.

MTTB Orta Öğrenim Komitesi’nde beraber olduğumuz Şair Ali İhsan Kamberoğlu, aynı zamanda Yeşilay Gençlik Kolu Başkanı’ydı.

 

12 Aralık 1974’te, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’le Erenköy’deki evinde

Ben buranın da yönetimindeydim.

Yeşilay Genel Başkanı ve Yeşilay ile Mavi Kırlangıç dergilerinin imtiyaz sahibi Selahaddin Kaptanağası’na, Kamberoğlu beni tanıştırdı.

Beş sayıda resim çizerken, 79’uncu sayıdan itibaren Yeşilay’da çalışmaya başladım.

Böylece Genel Başkan Selahaddin Kaptanağası, Muhasebeci Şuayip Gürerkan ve görevli Bursalı Hasan amca ile Genel Merkez’de görev yapan dördüncü eleman oldum.

Artık sadece Mavi Kırlangıç değil, Yeşilay dergisinin hazırlanmasında da Kaptanağası’na yardım ederek, mesleki stajıma başlamış sayılırım.

Yazıların matbaaya verılmesi, tashih edilmesi, resimlerin klişehaneye teslimi, dergilerin mizanpajı, benim için uygulamalı birer dersti.

54 yıl sonra, bu yazı nedeniyle çizgilerimin yer aldığı ve çalıştığım döneme ait cilde bakınca, emeğimle gurur duydum.

Basın kulvarında,  Mavi Kırlangıç ile başlayan yürüyüşüm, ulusal basında şöyle devam etti:

Milli Gazete (12 Ocak 1973- Mart 1975),  İstanbul (Ocak- Ağustos 1977), Milliyet (Eylül 1977- Eylül 1985), Güneş (Kasım 1985–Şubat 1986), Tercüman (Mart 1986- Mart 1989), Hürriyet (Nisan 1989- Mayıs 1994), Akşam (Eylül- Aralık 1994), Yeni Şafak (Ocak 1995- Ağustos 1996), Son Çağrı (Kasım 1996- Mayıs 1997).

 

Başbakan Yardımcısı Erbakan ile 1975’te Yeşilköy Havaalanı’nda

Hele günümüzde, Google’daki hesabıma düşen, Samsun 19 Mayıs ve Ankara Gazi Ünivesitesi’nde, Mavi Kırlangıç üzerine hazırlanan tezler, mutluluğumu daha da pekiştirdi.

DİNİ İSİM ENGELİ

Mavi Kırlangıç’taki huzurlu hava, Kaptanağası’nın yaptığı, belki de haklı bir uyarı ile gölgelendi.

O dönem  ülkede özellikle okullarda, hakim olan sağ- sol “Kör dövüşü”nde, solculara göre, dini her motif gericilikti.

Rahmetullah olan adımın da, bundan ayrı düşünülemeyeceği aşikardı.

Kaptanağası, yarı şaka yarı ciddi, “Rahmetullah, 

senin adın çok dini. Bu yüzden solcuların hakim olduğu okullara giremiyoruz. Sen imzanı R. Karakaya diye at” deyince ürperdim.

Adımı, 20 yaşından sonra gizlemektense, kurumun daha fazla zarar görmemesi için ayrılmaya karar verdim.

84’üncü sayıda imzamı R. Karakaya diye atmaya başlamışım. Ama künyede aynen duruyor.

85 ve 86’ncı sayılarda ise artık künyede yokum. Resimlerde ya imzam yok ya da ısmarlama haliyle yer alıyor.

İlk resimlerimin çıktığı sayı

Son sayfa kapağında da, “Fatih’in İstanbul’u” resimli hikaye ile Mavi Kırlangıç’a veda etmişim.

Fatih Sultan Mehmet’le başlayıp sona eren bu uğurlu yolculuk, bana ulusal basının kapısını açtı.

Yedi ay sonra, 12 Ocak 1973’te yayına başlayan Milli Selamet Partisi (MSP)’nin yayın organı Milli Gazete’de, işe başladım.

Sayfa sekreterliği, muhabirlik yaptım, bir yıldan fazla “Rahmet Ağabey” imzasıyla çocuk sayfası hazırladım. Gazetedeki hocam Keramettin Aşmaz’ı da, rahmetle anıyorum.

TRT TV’den Hıfzı Topuz, Başyazar Necip Fazıl Kısakürek ile  “Konuklar Geçiyor” programı için, uzun bir röportaj yaptı. Haberi ise benim imzamla 12 Aralık 1974’te, birinci sayfada yayınlandı.

Bu haberle mesleğimin ikinci yılında, Necip Fazıl’ın “takdir”ini alırken, Hıfzı Topuz’un “Türk Basın Tarihi”ne de konu olup tarihe geçtim.

Yine Milli Gazete’de, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nı örgütlediğim için, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’dan “tekdir” aldım ve kovuldum.

Bugün itibariyle ikisi anadilim Kürtçe, beş kitabı yayınlanan emekli bir gazeteciyim.

2000’de, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e ithaf ettiğim Kürtçe hikaye kitabım “Xezala min Delala min” (Hazal’ım Nazlım”, Scala Yayınları’nda çıktı.

Maalesef o zaman, Kürtçe kitap yazıp yayınlamanın 15 yıl hapsi vardı.

“Bir insanın varlık sebebi diline, tecavüz olan bu utanç cezası”, ancak Ak Parti iktidarınca, 2013’te kaldırıldı.

Bu büyük hizmeti, bir kez daha minnetle kayda geçirmek de, boynumun borcu olsun!..

Kürtçe hikaye kitabım, günümüzde bazı üniversitelerdeki Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinde, üçüncü eserim “İkitelli’de Biten Babıali” ise iletişim fakültelerinde, materyal olarak kullanılıyor.

Tüm basın emekçilerini, sağlık ve başarı dileğiyle yürekten selamlıyorum.

Kızım Hazal’la, deniz ve güneş tedavisi için, yazları 25 yıldır Bodrum Gündoğan’da geçiriyoruz.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • sidar jan03 Nisan 2026 14:55

    teşekkürler...