Aşk ve Estetik Şairi Molla Ahmed-i Cezeri

Yayınlanma : 06 Aralık 2024 22:14
Düzenleme : 06 Aralık 2024 22:29

SERHED HABER  - Molla Ahmed-i Cezerî, Klasik Kürt edebiyatının zirve isimlerinden biri olup, aynı zamanda medeniyet coğrafyamızı temsil eden İslam havzası edebiyatı içinde önemli bir şairdir.Kürt edebiyatının bu önemli şahsiyeti dünya edebiyatı içinde de yer almayı fazlasıyla hak etmektedir. Bu büyük şairimizin bilgi anlayışı Mem û Zin’in şehri Cizre’de artık geleneksel hale gelen 3. Uluslararası Molla Ahmed-i Cezeri Sempozyumuyla bilim insanlarının değerlendirmelerine sunuldu.Bereketli Hilal olarak bilinen Mezopotamya'nın kalbi Cizre'de 15-16Kasım 2024 tarihlerinde düzenlenen 3. Uluslararası Molla Ahmed-i Cezerî Sempozyumuna yurtiçi ve yurtdışından yoğun bir katılım vardı.

 

 

 

 

 

 

Bosna-Hersek, Almanya gibi Avrupa ülkelerinden, komşu devletler İran, Irak'tan ve ülkemizin değişik üniversitelerinden birçok bilim insanının tebliğ sunduğu sempozyum Şırnak Üniversitesi, Şırnak Valiliği ve Cizre Kaymakamlığının ortak organizasyonuyla gerçekleşti.Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Molla Ahmed-i Cezerî Sempozyumunun teması "Molla Ahmed-i Cezerî'nin bilgianlayışı/epistemolojik düşüncesi" olarak belirlenmişti.Böylece Cezerî spesifik bir konuda alan uzmanlarınca derinlemesine araştırma konusu oldu.Bilim insanları ve araştırmacılar tebliğlerini Türkçe, Farsça ve Kürtçenin Kurmançça ve Soranca lehçelerinde sundular.Bu tebliğler daha sonra Cizre Kaymakamlığı tarafından Kitap şeklinde de basılacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Melayê Cizîrî, Türkçe telaffuz ile Molla Ahmed-i Cezerî, 16'ncı yüzyılda yaşamış bir Kürt edebiyatçı olup Cizîra Botan (Cizre) hükümeti mir'inin/hükümdarının saray şairidir.Bu dönemde İran merkezli Şii mezhebi taassubuna dayanan saldırılara karşı Osmanlı yönetimi Kürtlerle Sünnî ortak paydaya dayanarak resmi belgelerinde "Hükümet-i Ekrad/Kürt Hükümetleri" olarak adlandırdığı Kürt Beylik ve Prenslikleri ile bir birlik oluşturdu.Gerçekleşen bu "Osmanlı-Kürt İttifakı" sayesinde bu dönem Kürtler ve Türkler için tarihi, siyasi ve edebi açıdan altın bir çağa dönüştü.Dolayısıyla Cezîrî ve çağdaşları olan Feqiyê Teyran, Şeyh Şemseddin-i Ahlatî, Ali-yi Harirî gibi şairler Kürt edebiyat tarihinin en verimli ve zirve dönemini temsil ederler.Kürt ve Türk edebiyatının zirve isimleri, Osmanlı-Kürt ittifakının sağladığı bu güven ve refah ortamına çok şey borçludurlar.Unutmamak gerekir ki Türk divan edebiyatının da zirve şairleri olan Fuzûli, Baki ve Nevi gibi isimler de bu dönemde ortaya çıktı.Cezerî'nin lirik ve coşkun şiirinde ihtişam, yiğitlik, özgüven, iftihar ve güzellik gibi ruh unsurları ön plana çıkar.Cezerî estetik düşüncesi çerçevesinde şiirlerinde felsefenin temel konularından sayılan varlık bilim, insan, ahlak, güzellik, aşk, ölüm ve sonrası gibi düşünce tarihinin ve edebiyatın vazgeçilmez konularını işler.Bir dil abidesi olan mürettep divanı ve şiirleri Kürtçede en popüler edebi eserler arasında yer alır.Söz ve dizelerindeki olağanüstü ahenk ve müzikaliteden dolayı birçok şiiri kaside, ilahî ve şarkı/stran olarak bestelenmiş bulunmaktadır.Onun Kürtçe divanı kanonik bir eser olarak iyi şiirin standardı olarak görülmüş ve birçok şair kuşağı tarafından benimsenip takip edilmiştir.Ancak onun şiirini ölmez bir eser kılan ilk ve en önemli etken ise barındırdığı estetik ve edebi değerlerdir.Birçok el yazma nüshası bulunan Cezerî'nin Kürtçe divanı ilk olarak 1904'te Berlin'de Alman şarkiyatçı araştırmacı Martin Hartmann tarafından Almanca bir önsüz ile birlikte basıldı.Molla Ahmed'in divanı 2012 yılında da Kürtçe aslı ile beraber Osman Tunç'un yaptığı Türkçe tercümesi, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından basıldı.

 

 

 

 

Hz. Nuh'un şehri ve medeniyetin ilk merkezlerinden Cizre'de gerçekleşen 2. Uluslrarası Molla Ahmed El Cezerî Sempozyumda bilim insanları Mela'nın bilgi anlayışına ışık tutacak dikkat çekici tebliğler sundular.

 

 

 

 

 

Bunlardan Prof. Dr. Şeyh Kazım Hacımeyliç’in sunduğu“Melayê Cizîrî ve Şeyh Meyli Baba'nın Tevhîd AnlayışıMukayesesi”, Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın sunduğu“Melayê Cizîrî Düşüncesinde Hudûs ve Kıdem”, Prof. Dr. M. Zahir Ertekin’nin sunduğu “Mela û Helbesta Hîkemî (Hikmet Şairi olarak Mela”, Prof. Dr. Abdulcebbar Kavak’ın sunduğu “Melayê Cizîrî’nin Gönül Penceresinden”, Prof. Dr. Abdulhadi Timurtaş’ın sunduğu “Di Dîwana Melayê Cizîrî de Kelîme û Tebîrên Qur’ana Pîroz/Mela’nın Divanında Kur’anî Kavram ve Tabirler”, İbrahim Doziç’in sunduğu“Melayê Cizîrî ve Şeyh Mustafa Çoliç'in Nûr-i Muhammediye Anlayışı Mukayesesi”,Dr. Dirbas Mustefa’nın sunduğu“Zimanê Edebî Li Nik Melayê Cizîrî(Melayê Cizîrî’de Edebi Dil), Prof. Dr. Abdurrahman Adak'ın sunduğu "Sebkê Medî Wek Jêdereke Epîstemîk a Melayê Cizîrî (MelayêCizîrî'de Epistemik Bir Kaynak Olarak Sebk-i Medî)", Prof. Dr. Hayrullah Acar'ın sunduğu "Edebiyata Farsî Wek Çavkanîyeke Zanyarîya Melayê Cizîrî(Melayê Cizîrî'de Bir Bilgi Kaynağı Olarak Fars Edebiyatı), Tehsîn İbrahim Doskî’nin sunduğu “Melayê Cizîrî û Karanîna Qa'ideyên 'İlmî Di Mijara Xezelê de/Melayê Cizîrî’nin İlmi Kaideleri Gazelde Kullanması", , Dr. Nurettin Ertekin'in sunduğu "Di Peywendiya 'Ilm û Edebiyatê de Berhemên ku Melayê CizîrîAmaje bi Wan Dike (İlim ve Edebiyat İlişkisi Bağlamında MelayêCizîrî’nın Atıfta Bulunduğu Kaynaklar)", Doç. Dr. İrfan Yıldırım'ın sunduğu "Marifet Kavramının Melayê Cizîrî’deki İzdüşümleri", Dr. Perwiz Cihani’nin sunduğu“Şê،'irîyet û Belaxet di Dîwana Cizîrî da (Cizîrî’nin Divaninda Şiir Felsefesive Belagat)" başlıklı tebliğler örnek olarak verilebilir.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarihe mal olmuş Kürt şair ve edebiyatçılarının Kürtçe eserlerinin devlet kurumu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından basılmasına ve bu şahsiyetlerle ilgili panel ve sempozyum gibi organizasyonların gerçekleşmesine öncülük eden eski Van milletvekili ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan hanımefendinin de Sempozyumun açılış ve değerlendirme oturumunda yaptığı yol gösterici sunumları da oldukça değerliydi.Gülşen Hanımefendinin ayrıca Molla Ahmed-i Cezerî'den okuduğu enfes Kürtçe kasideler ve yerel sanatçı, kasidebêj ve dengbejlerin söylediği Cizira Botan sıtranlar/şarkılar, kasideler sempozyumun beyin yorucu epistemolojik gündemine estetik boyut, ince zevk ve zarafet kattı.

 

 

 

 

 

Sempozyumun gerçekleşmesi ve düzenlenmesinde özel katkıları olan Şırnak Valisi Birol Ekici, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, Cizre Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ahmet Özdemir, Doç. Dr. Ruhullah Öz, Doç. Dr. Bilal Altan, Dr. Öğr. Üyesi Kayhan Bayram, Doç. Dr. Hamdullah Arvasi, Doç. Dr. Sedat Çelik, Dr. Arş. Gör. Gülizar Artuç'u özellikle yad etmek gerekir.Değerli araştırmacı, yazar ve yayıncı Xalid Sadinî'nin de (Halit Yalçın) Gülşen Orhan hanımefendi ile beraber bu çalışmalardaki emeklerini ve sunduğu “Dî Dîwana Melayê Cizîrî da Kesên Dîrokî û Remzên Wan bi Karandina Melayê Cizîrî (Melayê Cizîrî Divanında Tarihi Karakterler”" tebliğini zikretmek gerekir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu sempozyumda da önceki sempozyum gibi Cizre kaymakamlığının öncülük ettiği harika bir etkinlik olarak Milli Eğitime bağlı Ortaokul öğrencileri arasında gerçekleştirilen "Molla Ahmed-i Cezerî'nin Şiirlerini Okuma Yarışması" bölgede ilk defa karşılaştığımız bir faaliyet idi.

 

 

 

 

Sempozyumun son oturumunda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Orhan Gülşen, Cizre Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar ve Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış dereceye giren öğrencilere ödüllerini verirken öğrenciler Mela'nın şiirlerini okudular.450- 500 yıl önce yazılmış Cezerî'nin Kürtçe şiirlerinin 13-18 yaşlarındaki öğrencilerin rahatça ve ezbere okumaları oldukça dikkat çekiciydi.Bu durum Kürtçenin köklülüğünün ve canlılığının göstergesi olduğu gibi Cezerî'nin şiirinin barındırdığı ahenk ve müzikalitenin de örneğidir.

 

 

 

 

Aşklar, destanlar, prens ve prensesler diyarı,rüyalar şehriCizre’de, Cizîra Botan’da şahit olduğumuz bu muhteşem manzara,bana Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yüz küsur yıl önce Kürt Teavün ve Terakki Gazetesinde(Aralık 1908) Kürtçe olarak kaleme aldığı“Ey Gelî Kurdan/Ey Kürtler” başlıklı Kürtlere hitabesinde geçen “Ê Dududyan însaniyet e, Ku lazim e em xwe nezera xelqê de, bi xizmeta eqlî, ciwanmêranî û însaniyetî, xwe nîşanî dunê bidîn.Ê sisîyan Millîyeta me ye ku meziyetê da me; ê berê ku bi qencîyê xwe sax in, em bi karê xwe, bi hifza millîyeta xwe, ruhê wan qebra wan de şad bikîn” öğüdünü hatırlattı.

 

 

 

 

 

 

 

Yani “(Korumamız gereken değerlerimizden) İkincisi: İnsaniyettir ki dünya (uluslararası toplum) nazarında (değer biçilen) akli/ilmi çalışmalarla, fazilet ve insaniyetimizle kendimizi dünyaya gösterip kabul ettirmeliyiz.Üçüncüsü: Milli kimliğimizdir ki onurumuzdur. Bizler, (bu alandaki) çalışmalarımızla ve milli kimliğimizi koruyarak, (tarihten bizlere bıraktıkları bu miras) iyilikleri ile yaşayan ecdadımızın ruhlarını kabirlerinde şad etmeliyiz”.

 

 

 

 

Cizre’den ayrılırken, bir asırlık gecikmeyle de olsa Nursi’nin verdiği mesaj ve müjdelerin ortaya çıktığına dair umudumuz artmış olarak döndük. Ve Cizre’nin buna öncülük ettiğine tanık olduk.Cizre Hz. Nuh'tan beri beşeriyete öncülük etmiş kadim ve asil bir şehirdir.Bu şehir, bölge ve İslam tarihinde de ilmi, kültürel edebi, dini ve siyasi birçok atılım ve açılıma öncü olmuş vakur ve asaletli bir kenttir.El hak yakışır…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.