Urfalı Topal Osman ve Haci İbrahimê Arıncîkê

Yayınlanma : 29 Ocak 2026 15:58
Düzenleme : 29 Ocak 2026 16:00

Yakın zamanda piyasaya çıkan ve birçok akademisyen ve yazarın katkı sunduğu “Bulank/Kop” adlı kitapta Bulanık’la ilgili birçok konu ayrıntılı bir şekilde yer almaktadır. Bulanık için önemli ve tarihi bir hizmet olan bu kitapta ele alınan konulardan biri de ünü ve hizmeti Bulanık’ı, Muş’u ve hatta bölgemizi de aşmış Bulanıklı bir halk hekimi olan rahmetli Hecî Îbrahimê Cerrahçi, diğer adı ile Hecî Îbrahîmê Arincîkê, yani Arıncikli Hacı İbrahim’dir. Kitapta bütün yönleri ile konuyu ele almış olan sevgili hemşehrim, köylüm Sağlık Uzmanı Fuat Akın’ın yazısını okurken Heci İbarhimê Cerrahçi’nin kendim şahit olduğum ve bölge sınırlarını aşan bir tedavi hikayesini burada yazmayı bir vazife olarak görüyorum. Böylece Bulanık’ın isminin dışarıda gururla, minnetle anılmasına vesile olan, aynı aşiretten olmamız hasebiyle akrabamız da olan, şehrimizin bu değerine bir nebze de olsa vefa borcumuzu ödemiş oluruz.

Haci İbrahim Ağrı, Kars Iğdır Muş ve çevresinde yerleşik Redkan aşiretinin Kumkî kabilesinden olup 1. Dünya savaşı sonrasında kabilesinin bazı üyeleri ile Iğdır’dan göç ederek Bulanık’ın Arıncik/Bostanlı köyüne yerleşirler.  Hacı İbrahim elindeki Allah vergisi kabiliyetle kırık-çıkık hastalara şifa olurken gönlündeki toplum sevgisiyle de bir kanaat önderi olarak toplumun sulh ve barış işlerinde rol alır. Tolstoy’un tespitiyle ifade edecek olursak: “Eğer kendi acını hissediyorsan, canlısın. Eğer başkasının acısını hissediyorsan, insansın.” Haci İbrahimê Arincîkê başkasının acısını hissetmenin ötesinde buna maddi ve manevi olarak derman olmaya çalışarak tarihe geçmeyi başarmış bir şahsiyettir.

              Bizler 1990lı yılların Bulanık’ında Lise öğrencisiyken İmam Hatip’ten, Bulanık Lisesi’nden birçok öğrenci ile Kur’an’ı bilgi ve fen asrına göre ders veren Bediüzzaman’ın Risale-i Nur isimli eserlerinin okutulduğu ve bir kütüphane mahiyetindeki “Nur Medresesi”ne giderdik. Nur dershanesi de denilen bu medreseler Bulanık, Malazgirt ve çevre ilçelerde ilk olarak 1970li yıllarda Mollamustafa/Gündüzü köyünden rahmetli Mela Muhhammed Zahit Doğru tarafından açılmış. Zahit hocanın hayatı, hizmetleri ve eserleri ile ilgili bilgilerin yer aldığı yazımız “Bulanık/Kop” kitabının 290. Sayfasında yer almaktadır. Bakılabilir. Daha sonra rahmetli Mela Zeki Aksu ve Bulanıklıların “Haci Koşeli” dedikleri rahmetli Haci Kadri Özdemir bu medreseye sahip çıkarak sürdürdü. Zahit hoca 1980 darbesinde aranmakta iken Suriye üzerinden Lübnan’a geçip Beyrut’ta Nur dershaneleri açarak Risaleleri Kürtçe ve Arapçaya çevirerek ilmi çalışmalarına devam eder. Bizim gittiğimiz dönemde daha çok H. Kadri Özdemir sahip çıkıyordu. Bulanıklı Terekeme/Türkmenlerden Türk milliyetçiliğinin temsilcisi konumundaki Özdemir’ler ailesinden olan Haci Kadri, aksine oldukça düzgün ve güzelce konuşacak kadar Kürtçe öğrenmiş, Üstad Nursi’nin takipçisi bir Nur Talebesi ve Bulanıklı ilginç bir aydın portresi olarak başka bir yazı konusu olmayı hak ediyor aslında. 

               Bir gün yine bahsettiğim bu medreseye gittiğimde baktım ki 23-24 yaşlarında tanımadığımız biri oturuyor “Hacı abi” dediğimiz rahmetli Hacı Köşeli/Kadri Özdemir’in yanında.  İsmi Osman Bilbay imiş. Topal ve koltuk değneği ile yürüyor. Kendisi Urfalı. Dersler çoğu defa ona yaptırılıyor.  İyi bir Risale-i Nur bilgisi olan bu kişi Eskişehir’de İzzeddin Yıdırım hocanın kaldığı bir Nur dershanesinde üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Bir kış günü cami şadırvanında tahta terlik denen takunyalar ayağında abdest alırken, buz tutmuş zeminde takunyaların kayması ile burkulan ayağı tam bilekten çok kötü kırılıyor. (Hayatında kar ve kış görmemiş gariban Urfalı nereden bilsin buzda yürümeyi?. Bir de paten gibi kaygan ve zapt edilemez takunyalarla... Wey hewara Xwedê! Aman Allahım!  Tehlikeyi görüyor musunuz? Tehlike resmen geliyorum demiş. Ta Bulanık’a kadar geliyorum demiş. Bu işin sonunun rahmetli Hecî İbrahimê Cerrahçi’de biteceği başından belli. Geliyor da. Şifayı da orada buluyor Allah’tan.) Eskişehir’de birkaç ay hastanede tedavi görüyor. Ayağı iyileşmiyor. Sonra Erzurum Araştırma Hastanesine gelip tedavi görüyor. Orada da iyileşmiyor. Daha da kötüleşince koltuk değneği kullanmak zorunda kalıyor. Bu arada bir yıl geçiyor ve adı topal Osman’a çıkıyor. Erzurum’daki Nur medresesinde birileri Bulanıklı Hacı İbrahimê Cerrahçi’yi tavsiye edince o da Bulanık’ın yolunu tutuyor. Bulanık’a gelip Dershaneye gelip yerleşiyor. Direkt Hacı İbrahim’in evine gidiyor.

             Hacı İbrahim ayağına bakıyor ve diyor ki “ Ben ayağını tedavi edeceğim. Ancak bu tedavi bir ay sürecek ve sen Bulanık’tan ayrılmayacaksın. Ben ara ara kontrol edeceğim. Kalacağın yer var mı?” Topal Osman: “Evet, medresede kalacağım.” diyor. H. İbrahim de: “Sen bir ayın sonunda bu değneği atarak buradan gideceksin inşallah” der. O bir ay içinde biz Topal Osman ile abi- kardeş olduk. Oldukça bilgili, mütevazi ve sıcakkanlı bir insan. Tepsi etrafında toplanmış ve çiğ köfte görmemiş biz Bulanıklı lise talebelerinin meraklı bakışları ortasında Osman abinin kan-ter içinde yaptığı çiğ köfte, ilk gördüğüm ve yediğimdi. İlk defa deneyimlediğim çiğ köftenin tadı değil ama o curcuna ve o şen-şakrak ortam çok güzeldi. Baktık ki Osman abimiz günden güne iyileşiyor. Bir ay sonra gerçekten sapasağlam ve değneği atmış olarak memleketine gitti.

            1990’lı yılların sonunda Osman abi ile yolumuz İstanbul’da tekrar kesişti. Ben üniversite eğitimi için İstanbul’a gidince o da İstanbul’da Büyükşehir Belediyesinde göreve başlamış. Gördüm ki Osman abinin Eskişehir’den ev arkadaşı ve İstanbul Belediyesi Kültür müdürü olan Yalçın Akdoğan hoca (Ahmet Davutoğlu hükümeti döneminde Başbakan Yardımcılığı görevi de yaptı) Osman abiye hala “Topal Osman” diyor. Bu ikilinin memleketleri üzerinden birbirlerine ince takılmaları vardı ki evlere şenlik. Osman abinin en büyük kozu Bediüzzaman’ın Urfa’yı öven: “Urfa taşı ve toprağı ile mübarektir” gibi sözleri idi. Yalçın hoca da:”Topal Osman dikkat edersen Üstad orada “taşı-toprağı” diyor, “insanları” demiyor, derdi. Anlayacağınız bizim “Osman abi”, ayağında topallıktan eser kalmadığı halde, eski arkadaşlarınca hala “Topal Osman”’dı.

            Baktım ki Osman abi bana Bulanıklı olmamdan dolayı özel ilgi gösterip yardımcı oluyor, belediyeden burs ayarlıyor. Beni ve ev arkadaşlarımı eve davet edip bize açtığı Urfa’nın bereketli Halil İbrahim sofraları ile özel ikramlarda bulunuyor. Daha neler, neler…. Kısaca rahmetli Haci İbrahim’den dolayı bayağı ilgi ve nimete mazhar olduk. Atalarımızın bu güzel sözlerinin hakikatini bir kez daha gözümle görmüş oldum: “Ji bo xatirê çavekî hezar çav tên hezkirin”(Bir göz hatırı için binler göz sevilir). “Di bin siya darekê da hezar pez dihewe/dimîne” Bir ağacın altında bin koyun gölgelenir).  Bu yazı, Bulanık’ımızı sevdiren bir göz ve hizmetleri her tarafa dal-budak salmış köklü- bereketli bir çınar ağacı olan rahmetli Haci İbrahim’in, bir Bulanıklı olarak şahsıma kadar ulaşan bu hizmetlerine bir dua ve küçük bir karşılık olsun, mekanı cennet olsun.  

 Öğr. Gör. Nevzat EMİNOĞLU Kimdir?

1973 yılında Bulanık’ın Hamzaşeyh/Sarıpınar beldesinde doğdu.  İlkokulu köyünde ve Bulanık’ta ve Bulanık İmam Hatip Lisesini 1992’de  yine Bulanık’ta bitirdi. Bulanık Müftülüğü bünyesinde İmam Hatip görevi alan Eminoğlu beş yıl süre ile Bulanık merkez Cami’inde müezzinlik vazifesi yaptıktan sonra Van yüzüncü yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek yüksek Okulu’nu 1997’de bitirdi. Daha sonra eğitimine başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2002 yılında mezun oldu. İstanbul’da beş yıl avukatlık yaptıktan sonra Muş Alparslan Üniversitesi Kürt dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında Tezsiz Yüksek Lisansı Programını 2013’te ve Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında Tezli Yüksek Lisansı Programını 2016’da tamamladı Kürt dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalındaki .doktora eğitimini Bingöl Üniversitesi Yaşayan diller Enstitüsü’nde 2022’de bitiren Nevzat Eminoğlu 2013 yılından beri Muş Alparslan Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kürt dili ve Edebiyatı bölümünde Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yapmaktadır. Kürtçe ve Türkçe dillerinde yayınlamış birçok bilimsel makalesi ve eseri bulunan Eminoğlu evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Hasibe Çetin 31 Ocak 2026 00:22

    Sayın Nevzat Eminoğlu yazılarınızı takip ediyorum ve çok severek okuyorum eskileri okumak dinlemek beni mutlu ediyor heleki yazarı abim Nevzat hoca konu da memleketim muş bulanık olunca okumak dahada keyifli başarılarınızın devamını dilerim sevgiler

  • Casim YARAR O532 345 11 8829 Ocak 2026 16:49

    Rahmetli Haci İbrahimi tanırım Oğlu Resul BULUT Bulamık Lisesinden benim Liseden sınıf arkadaşımdır .Yazınızı zevkle okudum ismi geçen büyüklerimizi/değerlerimizi ya şahsen yada gıyaben tanıyorum teşekkürler “Bulanık/Kop” kitabından edinmek istiyorum adres veya TLF veriseniz çok sevinirim.Selamlar