Merhaba sevgili okur!
Bu hafta sizinle okullarımızda yükselmeye başlayan o güzel sesler üzerine sohbet etmek istedim. Öncelikle bu zorlu süreçte çocuklarımızın seslerini uzaktan da olsa kısmayan eğitimin tüm paydaşlarına teşekkür ederiz. Çünkü eğitimin ve dolayısı ile çocuklarımızın önemini pandemi süresince daha iyi anladığımızı düşünüyorum.
Anladık ki çocuklar dört duvar arasına hapsedilerek büyütülecek bireyler değildir her şey kontrolümüzde olmasına rağmen.
Ve anladık ki eğitim sadece eğitimcilere bırakılacak bir yük değildir eğitimcilerin bu yükü tek başlarına yüklemek istemelerine rağmen.
İşte sevgili okur, bu yüzden okullarımızda çocuklarımızın seslerinin gür çıkması için öncelikle çocuklarımızın sağlıklarına dikkat etmemiz gerekir ki bu konunun uzmanları gerekli açıklamaları yapmaktadırlar.
Bizim asıl meselemiz çocuklarımızın gerek evde gerek okulda seslerinin kısılmamasıdır. Çünkü eğitimin temel hedefi sesini duyuran bireyler yetiştirmektedir. Mesleği, yaşam biçimi ne olursa olsun fark etmez. Asıl olan sesini duyurabilen bireyler yetiştirmek.
Neden peki?
Bu kadar mı önemlidir sesini duyurabilmek, seslerin duyurulmasına vesile olmak, bu konuda nesillere yol açmak.
Evet değerli okur, bu kadar önemlidir. Hayati öneme sahip bir durumdur. Pandemi sürecinde eve kapanan çocukların, zaman zaman aile içi iletişimden kaynaklı sorunlar yaşayarak içe kapanmaya başladıklarını duyuyor ve görüyoruz. Bu da pandemi nesli diyebileceğimiz bir nesil ortaya çıkarmış oluyor. Bu nesil içe kapanık ve iletişime kapalı kalırsa daha doğrusu bunu yaşam biçimi haline getirirse sonuç hiç iyi olmayabilir. Çünkü bu nesil toplumu, ülkeyi ve dünyayı etkileyecektir.
Ne yapmalı?
Her zaman ki gibi kolaya mı kaçmalı acaba…
Tüm sorumluluğu eğitimcilere yükleyip izleyici mi olmalı.
Bence yapmamalıyız bunu. Tekrar edeceğim ama eğitim o kadar önemlidir ki onu sadece eğitimcilere yüklemek onlara haksızlık olur onlar bu yükü zaten yüklemeye hazır olsalar da.
Veli olalım, aile bireyi olalım, yetkili ve etkili makamlarda olan biri olalım kim olursak olalım. Geleceğimizi düşünen bireyler olarak eğitimin bu ağır yüküne omuz verelim. Çünkü sesi çıkan her birey geleceğimizin inşası için gerekli bireylerdir. Bu gelecek, dünya düzeninin içinde hepimizin geleceğidir.
Geleceğimizi koruma altına almak adına bunu ihmal etmeyerek yol almasını bilmeliyiz. Okullarımızda öğretmenlerimize, evlerde çocuklarımıza gerekli desteği vermeyi başarır isek o zaman işler daha kolaylaşacak ve geleceğin inşasında söz sahibi olmaya başlayacağız.
Okullarımızda bu ağır yükü yükleyen değerli eğitimciler, yöneticiler!
Ne olur çocuklarımızı dört duvara hapsederek, pandemdi sürecinde öğrenemediklerini düşündüğümüz konularla onları eğitim adına bir saldırı altına almayalım. Bunu yaptığımız anda zaten bir yıl gibi bir süredir çeşitli travmalarla boğuşma sahnelerimize ortak olan çocuklara yeni travmalar yaşatmayalım.
Çocuklarımızı bilgisayar gibi düşünüp onlara sürekli veriler yükleme uğraşında olmayalım veliler ve öğretmenler olarak. Çocukların da eve kapanma sürecinde sıkıldıklarını ve yetişkinler gibi onların da sosyal hayata, iletişime ihtiyaçları olduğunu ne olur göz ardı etmeyelim.
Unutmayalım biz ne kadar uğraş verir isek de aslında söz konusu olan bizim uğraşımız değil çocukların alabilmesidir uğraş verdiklerimizden.
Çok iyi bilmeliyiz ki her kap ölçüsünce su alacaktır. Biz ölçüsünden fazla yükleme yapmaya kalkışırsak kaba zarar vermiş oluruz. Kabı çatlatır ya da işlevsiz hale getirmiş oluruz ki o zaman da bizim yaptığımız uğraşın hiçbir anlamı kalmamaktadır. Oysaki eğitimde kaybedecek ne bir birey ne de bir an vardır sevgili okur, veli ve öğretmenlerim.
Haftaya devam etmek dileği ile…
Doç. Dr. Erhan AKIN Kimdir?
Her akşam masalların anlatıldığı Muş Bulanık Sarıpınar Köyünde doğdu. Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliğini programından 2005 yılında mezun oldu. 2005 ile 2015 yılları arasında Muş ilinde Türkçe öğretmenliği ve okul yöneticiliği yaptı. Bu arada öğrencileri ile en büyük bağı hep masallarla kurdu. 2015 yılında Malatya İnönü Üniversitesinde devam ettiği doktora eğitimini tamamlayarak 2015 yılında Yrd. Doç. Dr. olarak Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Anabilim Dalına atandı. 2018 yılında Doçentlik unvanını aldı. Halen aynı fakültede lisans ve yüksek lisans düzeyinde çalışmalarına devam etmektedir.
Masallar ve masal anlatıcılığı ile ilgili "Masallarla Gerçekleştir Kendini" adı altında yurdun birçok yerinde anlatım, eğitim, atölye, gösteri, söyleşi gerçekleştiren Akın; masalların gücünü etkili kullanmayı herkese hatırlatma gayesini taşımaktadır.Akın evli ve üç çocuk babasıdır.

