Yürekleri Okumak!

Yayınlanma : 19 Temmuz 2024 02:33
Düzenleme : 19 Temmuz 2024 02:35

Merhaba sevgili okur;

 

Geçen haftaki sohbetimiz yaşamı okumanın gerekliliği ve önemi ile ilgili idi. Bu hususta sizlerden gelen güzel dönütler için teşekkür ederek başlamak isterim. Bu dönütlerinizin içinde hepimizin ortak buluşması noktası vardı:

 

Yürek.

 

Yaşamı okumanın yolunu aslında ortak nokta olarak belirlemiş oluyoruz bu şekilde. Yani yaşamın merkezine yolculukla bu işin halledilebileceğini düşünmüş oluyoruz. Çünkü yaşamın yönetim merkezidir yürek.

 

Yaşamın yönetim merkezini iyi okuyabilirsek yaşam okumasını çok iyi yapmış ve yaşamla olan bağlarımız daha güçlü olmuş olur. Bağlarımız güçlü olursa yaşamdan daha çok keyif almış oluruz. Keyif aldığımız yaşam çok renkli olur ve yaşam amacımız ne olursa olsun o amaç uğruna yol almış oluruz.

 

Nasıl okuyacağız yürek denilen dipsiz kuyuyu…

 

Nasıl okuyacağız yürek denilen karmaşık dünyayı.

 

Nasıl okuyacağız yürek denilen yaşam merkezini..

 

Sevgili okur, yürek okumasını ancak ve ancak yürek ile okumayı başarabiliriz. Yani yüreği yürek anlayacaktır. Yürekler ancak yüreklere dokunabilecek, birbirlerinin halinden anlayabilecektir.

 

Eğer biz yürekleri aklımız ile bilgimizle okumaya kalkışırsak yüreklerin çelikten duvarlarına çarpar, olduğumuz yere yığılıveririz. Hayal kırıklığına uğrar, yaşamın merkezinden uzak kalırız. Bu uzaklaşma zamanla yürekler arasına mesafeyi arttırır ve mesafe arttıkça yürekleler birbirini yok saymaya başlar.

 

Yok sayma başladığında bu sefer karşılıklı var olma mücadelesi verilir. Bu mücadelenin sonu da iyi olmaz ve başka mecralara taşır. Ve başka mücadeleler başlar. Bu işin sonu da hiç iyi olmayacaktır: yaşamdan uzaklaşma…

 

Bunlara maruz kalmamak için yürekleri yürekle okuma gayretine girmemiz gerekecektir. Önceliğimiz bu olmalıdır. Kim olursak olalım, nerde olursak olalım, muhatabımız kim olursa olsun fark etmez.

 

Aşkımız, anne-babamız, kardeşimiz, evladımız, dostumuz veya düşmanımız.

 

Evet, düşmanımız.

 

Düşmanımızla başlamalıyız işe. Önce bizden taraf olmayan yüreklerden başlamalıyız işe. Onları okumayı başarmalıyız. Eğer ki o yüreklere girebilir ve o yürekleri okuyabilirsek işimiz çok daha kolay olur ve düşmanımızla savaşmadan onu kazanmış oluruz. Bu da zaferin bizim olduğunu gösterir.

 

Bize kapalı dipsiz bir kuyuyu aydınlatmış olur, karmaşık dünyayı berraklaştırmış ve yaşamın merkezine yol almış oluruz. Yol alırken yüreğimizdeki çelik duvarları da yumuşatmış olacağız ve bizim kapalı mekânımız da karşı tarafa açık olmaya başlamıştır artık.

 

Yürek okuyarak yürek açmış olur, yaşamdan keyif alarak çevremizdekilerin yaşamına renk vermiş oluruz.

 

Yaşam ne kadar çok yürek tarafınca renklendirilirse o kadar keyifli ve yaşanılabilir bir yaşama sahip olmuş oluruz.

 

Yaşama yeni bir renk ve keyif vermek için haftaya başka bir yüreğe misafir olup onu okuma dileği ile…