ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI

Yayınlanma : 19 Temmuz 2024 02:48
Düzenleme : 19 Temmuz 2024 02:50

Teknolojinin gelişmesi ile beraber hiç şüphesiz ki bazı güvenlik sistem ve kanallarına da ihtiyaç arttı. Her ilerleme beraberinde tehlikeleri de barındırıyor. Aslolan bu ilerlemeler ile birlikte güvenliğin ve gizliliğin sağlanmasıdır. Bunun için bir takım yaptırımlar gerekir. Kuşkusuz, birey kadar kutsal bir varlık yoktur. Bu kutsal varlığın canı ve malı özel olduğu gibi, aynı zamanda dokunulmazdır. Peki bu dokunulmaz değerler nasıl korunacak, ne gibi yaptırımlar mevcuttur.

 

Bu hafta özel hayatın gizliliği, yaptırımları ve korunması konusu üzerinde duracağız. Dilerseniz adım adım ilerleyelim.

 

Özel Hayat, Türk Dil Kurumu tarafından “kişilerin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı” olarak tanımlanmıştır. Anayasanın 20. maddesine göre “Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” denilmek suretiyle kişinin özel hayatı anayasal koruma altına alınmıştır.

 

Bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır (Y12CD-2015/13813E 2016/8242K.) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere benzer her olay özel hayatın gizliliği kapsamına girmemektedir.

 

Konunun daha iyi anlaşılması için özel hayatın gizliliğine örnek vermek gerekirse: Kişiye özel atılan mesajların/fotoğrafların ifşa edilmesi, kişinin telefon numarasının isteği dışında yayılması, kapı deliğinden birini gözetlemek gibi örnekler çoğaltılabilir.

 

Anayasanın 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre sınırlandırma yapılabilecek durumlar ise şöyledir: “Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.” Görüldüğü üzere bu hak ancak belli başlı durumlarda sınırlandırılabilir. Bunun dışındaki tüm sınırlamalar hukuka aykırıdır. Anayasa madde 20/3 e göre ise: “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.”

 

Acaba rızamız olmadan özel hayatımıza hukuka aykırı müdahale edilmesi durumunda ne gibi yaptırımlar söz konusudur?

 

Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Durumunda Yaptırımlar

 

Türk Ceza Kanunu madde 139’a göre, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tüm şekilleri şikayete tabidir. Yani mağdur şikayetçi olmadan soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Mağdurun şikayetçi olması durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 134 hükümleri uygulanır. Bu durumda “ (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

 

(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

 

Görüldüğü üzere özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi durumunda hapis cezası söz konusudur. Hatta burada şunu da belirtmekte fayda var ki: bu suç tipi uzlaştırma kapsamında olduğundan eğer uzlaşma gerçekleşmezse açılan soruşturma neticesinde cezanın üst limitten verilmesi durumunda hükmün açıklanması geri bırakılmayıp ceza infaz olur.

 

Ayrıca kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kullanılması durumunda Kişisel Verileri Koruma Kanunu gereğince idari para cezası kesilir.

 

Peki ülkemiz için değerlendirme yaptığımızda özel hayatın gizliliği ve korunması ilkelerine yeteri kadar riayet ediliyor mu? İşte buna net cevap vermek pek mümkün değil. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu tam manasıyla toplumsal hayatta beklenildiği düzeyde uygulanmamaktadır.

 

Son olarak elzemle üzerinde durmamız gereken şu ki: İlerleyen teknoloji ile birlikte sosyal medya başta olmak üzere ihlaller her geçen gün artmakta ve birey hakları çiğnenmektedir. Bu durumda yapılması gereken kamu/özel kurumlar ile gerçek kişilerin söz konusu haklara riayet etmesi ve bu alanda uygulanan yaptırımların kamu kurumlarınca ayrım olmaksızın titizlikle takip edilmesi gerekir.

 

KAYNAKÇA:

 

1- 1982 Anayasası     

 

2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu       

 

3- 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu   

 

4- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/13813

Esas, 2016/8242 Karar sayılı ilamı