Yaz Tatili Ve Öğrenciler

Yayınlanma : 06 Temmuz 2026 10:14
Düzenleme : 06 Temmuz 2026 10:20

SERHED HABER - (Bugün eski facebook paylaşımlarıma bakarken, yeni farkettiğim ve 14 yıl önce İstanbul’da Avukat olarak çalıştığım dönemde yazıp paylaşmış olduğum bu yazı bana oldukça ilginç geldi. Ben o dönem İstanbul’da iken mesleki çalışmam dışındaki vaktimi bir merak ve hobi olarak hep okuma, yazma, eğitim vs. ile geçirirdim.  Hakkını da teslim edelim ki İstanbul’da Kekê Süleyman Çevik yönetimindeki Nûbihar Dergisi ve Yayınları da bizim için bir okul ve eğitim ortamı oldu. Henüz memleketim Muş’a gelmediğim ve Üniversitede göreve başlamadığım o dönemde bu kadar yoğun bir şekilde okuma, kitap, dil öğrenme, yaz tatilini değerlendirme gibi öğrencilerin göndemiyle ilgili bu yazı, ‘Derviş nerede olursa olsun”fikri neyse zikri de odur” sözünü hatırlattı. Anlaşılan o zikir de bir dua olarak meslek şeklinde nasip oldu. Güzel bir tevafuk/rastlantı olarak şimdi tam da yaz tatilinin başlangıcı olduğundan, öğrencilerimiz, insanlarımız için bunu, bir kelimesine de karışmadan SerhedHaber köşemizde paylaşmak güzel olur kanaatimce. O günden bugüne beni sevindiren güzel bir olayı da paylaşayım şükür niyetiyle. Çünkü güzellikler paylaşıldıkça çoğalır. O yazıda ismi geçen sayın Orhan Miroğlu  üç yıl önce "Independent Türkçe"de çıkan Memê Alan Destanında Kürt Tarihinin izi...

YAZI İÇİN TIKLAYINIZ

adlı yazımız üzerine konu ile ilgili kıymetli değerlendirmelerini paylaşmak için Üniversitemizden dostu Prof Abdullah Kıran hocamız vasıtasıyla bana ulaştı. Biz de Miroğlu ile olan o diyaloglarımızı Nûbihar dergisi 170. sayıda “ Rêça Dîroka Kurdan Di Destana Memê Alan de...” adıyla yayınlayarak tarihe mal etmeye çalıştık. Yazıda dikkatimi çeken bir şey olarak “yaz aylarında televizyon önünde ve kumanda kavgası veren kardeş öğrenciler”den bahis var. O zaman sosyal medya  olmadığından onu şimdiki telefon ekranı bağımlılığı şeklinde güncellemek gerekir sanırım) Yazı şu:

 ÖĞRENCİ ARKADAŞLAR, YAZ TATİLİNİZİ NASIL GEÇİRMEYİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Şu günlerde yaklaşık üç ay sürecek bir tatil dönemine giriliyor. Tüm güç ve etkinin bilgiye dayandığı bilgi çağındayız. Geleceğe hazırlanmak, ciddi bir bilgi ve birikim elde etmek için, öğrenci arkadaşlarımız bu yaz tatillerini nasıl değerlendirmeyi düşünüyorlar acaba?

Çağın getirdiği bu güncel gereklilik ve zorunluluk dışında, bilgiyi kutsayan ve en temel insani amaç ve sermaye olarak belirleyen binlerce referansımız da vardır. İşte bunlardan sadece bir ikisi: “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” diye buyurur Peygamber Efendimiz. Bediüzzaman Said Nursi de “İnsan bu dünyaya ilim ve dua vasıtasıyla tekamül etmek için gelmiştir” der.

İnsan her durumda ilim öğrenip kendini geliştirebilir. Bunun için okul da şart değil. Fakat bu bir geçek ki, okul okuyan öğrenciler, bu temel insani amacı, bu erdem ve fazileti elde etme imkan ve fırsatına daha çok sahiptirler. Tatil ise bir çok kişinin yanlış algıladığı gibi hiçbir şey yapmadan o süreyi heba edip harcamak değildir. Tatil belli alandaki çalışmayı durdurup başka alanlara yönelip çalışarak dinlenmek demektir. Çünkü uzmanların tespitiyle bir şey öğrenmeden boş durması kadar insan beynine zarar veren başka bir şey yok. Yine erbabının belirlemeleriyle sabittir ki 'tarih ilmi, insanın muhakemesini; edebiyat, nükte ve ifade gücünü; matematik ve sayısal bilimler, dikkat ve farkındalığını; dini bilimler, ruh derinliğini; sosyal bilimler, iletişim ve ufkunu artırır/geliştirir.'

Yaz tatilinde bir öğrenci beş on gün aileyi görüp sıla-i rahimde bulunduktan sonra, kalan diğer zamanını ister kendi memleketinde, isterse başka sakin bir yerde ilmi çalışmalara ayırması lazım. Yoksa koskoca yaz tatilinin üç ayını elde kumanda, televizyon karşısında, kardeşleriyle ve küçüklerle “o program senin, bu film benim” diyerek kavga ederek ve ya şehrin sokaklarını arşınlayarak boş boş gezmekle ve ya “ bu park senin o park benim” diyerek parklarda pineklemekle geçirmek, akıl karı değil ve hele idealist bir öğrencinin hiç değil.

O halde öğrenciler yaz tatilinde vakitlerini nasıl değerlendirebilirler?

Mesela o üç aylık tatilini- eğer lise öğrencisi ise- üniversite sınavlarına hazırlık yaparak, klasikleri, fikir ve inancı güçlendiren temel kitapları okuyarak- değerlendirebilir. Şayet üniversite öğrencisi ise yabancı dili, mesela İngilizce ’yi, Arapça ’yı her birini bir yaz tatilinde öğrenmekle değerlendirebilir. Çünkü iletişim imkanlarının arttığı bu bilgi çağında, yabancı dil bilmek, bir ideali ve topluma söyleyecek bir sözü olan bir insan için, artık zaruridir. Bunun yanında yine akıl ve kalbi doyuran eserleri tekrar tekrar okuyarak, kendi milli tarihini, yakın ve uzak tarihi, İslam tarihini tetkik ederek değerlendirebilir bu zamanını. Kur’an- i Kerim’i mealiyle beraber okuyup bitirebilir bir insan bu tatilde ve hakeza…..

Biz İslam alemi yani Ortadoğu toplumları için kendi anadilimizin yanı sıra İngilizce ile beraber Arapça’ da bilmemiz şarttır. Çünkü bu bizim tarihimizle, inancımızla, komşularımızla ve bölgemizle irtibatımızı sağlayan önemli bir araçtır. Dolayısıyla bence bir üniversite öğrencisi mezun olurken kendi anadilini okuyup yazacak kadar bilmesinin yanı sıra İngilizce ve Arapça’ yı da biliyor olması zorunludur artık. Tabi eğer idealist ise, toplumu için, insanları için bir şeyler yapmak istiyorsa. Yaz tatilleri bu gibi çalışmalarla çok güzel kalıcı çalışmalara vesile kılınabilir.

Zaten geleceğin topluma yön verecek aydın ve yazarları, kavimlerinin azizleri ve toplumu temsil edecek olanları da, bu kişiler- kendilerini bu şekilde yetiştirenler- olacak. Çok hoşuma giden bir söz var. “Siz köşe taşı olun. Çünkü köşe taşları yerde bırakılmazlar. ” Yani kendinizi köşe taşı olacak şekilde yontun, hazırlayın; Zaten köşe taşları layık oldukları en gözde, görkemli yerlere konulurlar.

Yaz tatilini dolu dolu yaşayıp değerlendirmek, gelecek için çok önemli bir hazırlıktır. Bazıları yine yanlış bir algı ile “dolu dolu yaşama” yı, değerli vaktimizi eğlence ve oyunlarla geçirme olarak zannediyor. Halbuki “dolu dolu yaşamak”, o vakti verimli bir şekilde değerlendirmek, geleceğe bir yatırım yapmaktır. Yoksa gençliğini eğlence ile geçirenler, ihtiyarlığını ağlamakla geçirirler. Çünkü Bediüzzaman’ ın tabiri ile “ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur.”

Çok önemli ve değerli gördüğüm ve içimizden çıkmış değerlerden yararlanmak, bu yaz tatillerimizi değerlendirmekte ufuk vermek ve kendimizi yetiştirmek ile ilgili olarak, iki saygıdeğer kişiden iki alıntıyı özellikle paylaşmak istiyorum.

Birinci alıntı, Orhan Miroğlu ki rahmetli Musa Anter’in 1992 de katledildiği derin ve alçakça saldırıda, yanında bulunan ve ağır yaralanıp uzun süre komada kaldıktan sonra Allah’tan kurtulan değerli aydın, yazar ve siyasetçiden. Birkaç ay önce Bediüzzaman’ın ölüm yıl dönümü münasebetiyle Taraf gezetesinde ki köşesinde yazdığı “Bediüzzaman Said Nursi” isimli makale den:

"Geçmişin bu yanını düşündüğüm ve hatırladığım her zaman ‘kendi kökleriyle buluşmaya’ geç kalmış olmanın verdiği duygu ile bir şeye çok hayıflanırım. Nasıl olmuş da dünyanın en önemli düşünürlerini öğrenmenin büyük merakı içinde olduğum gençlik yıllarında, Said-i Nursî gibi bir âlimin kitaplarını, risalelerini hiç okumamış ve onun hayatını hiç merak etmemişim!”

Diğeri de, memleketimiz medreselerinden yetişen değerli alim, aydın ve Nur Talebesi ki dinine ve milletine yaptığı hizmetlerden dolayı 1999 da 28 Şubat sürecinde, Musa Anter'i katleden insanlık ve inanç düşmanı aynı karanlık odaklarca şehit edilen ve arkasında muazzam bir hizmet ve binlerce İzzettinler bırakan Seyda İzzettin Yıldırım’ın bize hep yol gösteren şu sözü:

“ Kardeşlerim, başkası bir yabancı dil biliyorsa bizim iki, hatta üç dil bilmemiz lazım. Başkası on kitap okuyorsa bizim yüz tane okumamız gerekir. Başkası bir üniversite bitiriyorsa, bizim iki üniversite bitirmemiz icap ediyor ve hakeza….. Çünkü biz çok geri kalmışız ve geri bıraktırılmışız. Ancak bu şekilde başkalara yetişir ve onları geçeriz…..”

Büyük düşünür ve dahi edebiyatçımız Ahmed-i Hanî'nin özellikle öğrenciler için yol gösrerici olan ve Nubihar adlı eserinde geçen şu enfes pedagojik sözü ile bitirelim:

"Heta tu dewr û dersan, nekî tekrar û mesrûf

Di dunyayê tu nabî, ne meşhûr û ne me'rûf "

Türkçesi:

Ders ve ödevlerini tekrarlatıp üzerinde yoğunlaşmadıkça

Dünyada ne tanınır ve bilinir bir kişi olursun ne de anılırsın

3 Ağustos 2012

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.