Kürt Dengbêjlik Edebiyatı

Yayınlanma : 18 Haziran 2024 10:43
Düzenleme : 18 Haziran 2024 10:44

Dengbêjlik geleneği Kürt halk edebiyatının önemli bir koludur. Klasik dönemde medreselerin kaynaklık ettiği zengin yazılı Kürt edebiyatından farklı olarak, “dengbejlik” daha çok sözlü şekilde yaygınlık kazanmıştır. “Deng” yani “ses” ve “bêj” yani “söz/söyleme” sözcüklerinin birleşmesinden oluşarak kavramlaşan “dengbejlik”, ses ve söze dayalı bir sanattır aynı zamanda. “Dengbêj” bu edebî sanatın icracısına verilen addır. İcra edilip seslendirilen esere de “klam” denir. “Klam” da “söz”, “kelam” sözcüklerinden türemiş olup dengbêjlik eserlerinin özel, terimsel adı olmuştur.

 

 

 

Dengbejlik geleneğinin kökenini, Part döneminde (M.Ö. 247-M.S. 227) yaygın şekilde örgütlenmiş bulunan “gason” ağına, halk hikâyecileri ve anlatıcılarına kadar gerilere götürmek mümkündür. Ozanlık ve balad olarak bilinen bu sözlü anlatı geleneği tüm Hint-Avrupa halklarında bulunan bir tradisyon olduğu görülmektedir. Bu ananenin başlangıcı Arilerin bölgeye gelişiyle başladığı söylenebilir. Kürtçe Hint-Avrupa dil ailesine mensup bir dil olduğundan, dengbêjlik bu ortak antik kültürün Kürtlere özgü bir versiyonu olarak ortaya çıktığı değerlendirilmektedir. İlyada ve Odesa eserinin sahibi Antik dönem anlatıcısı/ozanı Homeros’un eserini sözlü ve melodik şekilde oluşturduğuna dair veriler elde edildiği görülmektedir. Yaşar Kemal gibi yazarların “Evdal-i Zeyniki Kürtlerin Homeros’udur” şeklindeki tepitleri, Hint Avrupa kültüründeki bu ortak sözlü anlatı geleneğine bir vurgudur.

 

Bazı tarihi kayıtlarda en eski Kürt müzikologlar ve müzisyenler olarak isimleri zikredilen ve İslam sonrası dönemin Emevi ve Abbasilerin hükümranlık devresine tekabül eden tarihi kesitte yaşadıkları belirtilen Ziryab, İbrahim Musuli, İshak gibi şahsiyetler anılmaktadır. Ancak bu isimlerin dengbêjlik tarzı müzik icra edip etmedikleri ile ilgili her hangi bir bilgiye sahip değiliz henüz.

 

Dengbejlik edebiyatı, ön Asya’daki birçok ülke coğrafyasında yerleşik ve Kürtçenin konuşulduğu geniş topluluklar içinde yaygınlık kazanmıştır. Bu coğrafya içinde, bu sözlü edebi geleneği bir sanat inceliği ile icra eden usta anlatıcı ve seslendiricilere kaynaklık ederek öne çıkan bölge ve merkezler vardır. Serhat dediğimiz Kuzeydoğu Anadolu yöremiz ve özellikle de Bulanık, Muş ve çevresi dengbejlik kültürüne kaynaklık eden önemli bölgelerimizden biridir. Bu geleneğin günümüze kadar oldukça canlı ve aktif bir şekilde yaşandığı ve yayıldığı merkezlerden birini oluşturmaktadır.

 

Bir Halk Edebiyatı Dalı Olarak Dengbejlik

 

Halk edebiyatı, efsane, masal, destan, halk hikâyeleri gibi anlatıya dayanan ürünler, özlü sözler, atasözleri, deyimler, halk şiiri gibi sözlü kültür öğelerini inceleyen edebî bir alandır. Dengbêjlik ise bu alanın epik ve lirik kısımlarına ayrılan melodik halk şiiri bölümünü oluşturur. Dengbêjlik eserlerini oluşturan söz konusu şiirler uzun ve kafiyelidirler. Fakat standart bir hece ölçüsüne sahip değiller.

 

Dengbêjlik eserlerinin “destan”,“lawik/aşk”, “şer/kahramanlık”, “dilok/güzellik, “lawij/dinî”, “heyranok/sevgi, doğa”, “bêlîte/coşku”, “zêmar/ağıt, mersiye”, “payizok/hasret” gibi isimlerle, içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Bu edebi türün icracıları eğer diğer dengbêjlerin eserlerini, başka bir değişle usta eserlerini yetkince ve toplumun beklentisini karşılayacak şekilde icra etmekle yetiniyorsa “dengbêj” dir. Bununla beraber kendisi bizzat şiir de oluşturup (jiberxwederxistin) klam yapabiliyor ise –özellikle serhat yöresinde “şair dengbêj” olarak isimlendirilir. Bu ise dengbêjlik kültüründe üstün bir dereceyi ifade etmektedir.

 

Dengbêj her konuyu işleyebilir, ses ve söze dayalı sanatına içerik yapabilir. Toplumu etkileyen olaylar; örneğin aşklar, şenlikler, ayrılıklar, savaşlar, göçler, sürgünler, aşiret çekişme ve rekabetleri, vb. olabildiği gibi tabiat olayları; örneğin baharın gelişi ve güzelliği, yaylalar, sular, ovalar, deprem, sel baskınları, heyelan, çığ düşmesi, suda boğulmalar, vb. de olabilir. Dengbêjlik sanatının icracısı olan dengbej bu gibi değişik konuları seslendirip işlerken her zaman topluma, tabiata ayna tutar. Dengbêj olgu ve olayları eserine yansıtmak suretiyle sözlü tarih kaynağı, geleneğin aktarıcısı ve anlatıcısı rolünü üstlenerek toplumsal bellek ve hafızayı da oluşturur. Dengbêji toplumda saygın hale getiren ve adeta efsanevi bir fenomene dönüştüren nedenlerin başında, sesi ve sözü bir sanat enstrümanı gibi ustaca kullanması ile olayları resmetmesi gelmektedir.

 

 

 

Dengbêjlik eserleri televizyonlarda popüler ve ilgi çekici programların başında gelmektedir. Dengbêjlerin yıllar öncesine ait eski kasetleri/kayıtları sosyal medya ağları olan youtube vs. kanallarda yüz binlerce tıklanma/dinlenme rekorları kırarak takip edilmektedir. Hatta uluslararası üne sahip Reso, Şakiro ve Zahiro gibi efsanevi dengbejlerin eserleri, milyonları bulan takipçiye ulaşmış durumdadır. Ülkemizin, 2000li yılların başında askeri vesayete dayalı inkârcı ve tek tipçi eski Türkiye zihniyetinden kurtulması ve yeni Türkiye anlayışı sonucu Kürtçenin kendi üzerindeki yasaklamaları parçalaması ile Dengbêjlik edebiyatı Üniversitelerimizin akademik araştırma alanı ve birçok yüksek lisans ve doktora tezinin de konusu olmaktadır.

 

Dengbêjlik edebiyatında hatırı sayılır kadın isimlere de rastlamaktayız. Dengbêj Gulê, Dengbêj Meryemxan, Dengbêj Aslika Kadir, Bulanıklı Dengbêj Bedewê bu alanda tarihe geçen isimlerden birkaçıdır. Kürt dengbêjlik edebiyatında Ermeni dengbêjler de isimlerinden söz ettirmişlerdir. Cumhuriyetten önce Müslüman Kürt toplumu içinde hatırı sayılır bir Ermeni nüfus ta yaşamaktaydı. Bu dönemde Bulanık’ta Kürt köylerine komşu birçok Ermeni köyü vardı. Bölgede Müslüman Kürtler çoğunlukta olup otorite oldukları için dominant/başat kültür olarak Kürtçe bölge Ermenilerince de kullanılmakta ve bu nedenle Ermeni dengbêjler çıkmaktaydılar. Dengbêj Gulê, Dengbêj Kirapet-i Haço gibi. Bulanıklı kadın Dengbêj Pero da bud engbêjlerden biridir.