Yılların Ellerinde Yoğrulan Bir Meslek, Yüreğin Taşıdığı Bir Emanet

Yayınlanma : 20 Kasım 2025 14:35
Düzenleme : 20 Kasım 2025 14:41

 “Bir çocuğun korkusunu aldığım her gün, kendi yüreğimi de biraz daha büyüttüm.”

 

 

 

Kaderin Yolu Bazen Bir Köy Yolunda Başlar

 

1997’de mezuniyet belgesini elime aldığımda yolumun beni nereye götüreceğini hayal bile etmemiştim.

 

 

Ama bazen kader, insanın ayağına bir köy yolu serer.

 

 

O yol kimi zaman çamura batar, kimi zaman kara gömülür ama insanın içindeki niyet güçlü olunca yol kendiliğinden açılır.

 

 

 

Semerşêğ Yokuşbaşı’nın sessiz evlerinde, soba dumanının kokusu aralıklardan tüterken içeri adım attığımda şunu öğrendim:

Bir çocuğun gözündeki korku, insanın elindeki makastan daha keskindir.

Ve o korkuyu almak, insanın mesleğini değil, gönlünü sınar.

 

 

 

Her sünnette, annenin duaları, babanın kırılgan gururu, çocuğun minicik yüreği…

Bütün bunlar, mesleğimi bir ömür taşıyacağım bir emanet hâline getirdi.

 

 

 İstanbul… Kalabalığın İçinde Saklanan Hikâyeler

 

 

 

Yıllar sonra İstanbul’a gittiğimde, şehrin kalabalığı beni büyütmedi; içimde taşıdığım köy sessizliği büyüttü.

 

 

 

İkitelli’de açtığım sağlık kabininde kapıdan her gün farklı hayatlar giriyordu.

Aceleyle koşan işçiler…

Evladıyla tek başına uğraşan anneler…

Gurbetin yükünü sırtında taşıyan genç babalar…

 

 

 

Ama değişmeyen tek şey vardı:

Bir çocuğun endişeli bakışı ile bir annenin “Ne olur dikkat edin” diyen titrek sesi.

 

 

 

Orada öğrendim ki şehirler insanı değiştirmez; insan, şehirde bile kendi kökleriyle yürür.

 

 

 

 

Bulanık’a Dönüş – Köklerin Çağrısı

 

 

 

2006’da Bulanık’a döndüğümde bir şey fark ettim:

Bazı yerler insanın doğduğu yer değil, dönmesi gereken yerdir.

 

 

 

Bulanık’ın rüzgârı aynıydı, toprağı aynıydı.

Ama insanlar… insanlar artık benim hikâyemin içindeydi.

 

 

 

Yıllar içinde dede, baba, oğul…

Üç neslin hatırası aynı odada birleşti.

Kimi zaman bir baba “Benim sünnetimi de sen yapmıştın hocam” dedi.

Kimi zaman yaşlı bir dede torununu getirirken gözleri doldu:

“Senin elin hafiftir, biz bilirik…”

 

İşte o anda anladım:

Meslek sadece geçim değil; insanların sana bıraktığı bir güvendir.

 

 

 

Sünnet – Bir Çocuğun Kalbine Dokunma Sanatı

 

 

 

Sünnet yapmak, elin hızından çok kalbin ağırlığıyla yürür.

Bazen bir çocuğun gözünde titreyen bir damla yaş, insanın kendi yüreğini de titretir.

 

 

 

Ben her sünnete şu düşünceyle girdim:

Bu çocuk bugün beni korkuyla izliyor ama yarın hatırladığında içi rahat olsun.

 

 

 

Her işlemden sonra o korkunun gülümsemeye dönmesi…

Bazen “bitti mi?” diye soran küçük bir ses…

Bazen sarılıp “acıtmadı” diyen bir çocuk…

 

İşte mesleğin en sessiz, en büyük ödülü bunlardır.

 

 

 

 Hacamat – Atalardan Gelen Şifa, Ellerde Yeniden Can Bulan Gelenek

 

 

 

Bulanık’ta hacamat sadece bir uygulama değildir; kültürün içinde bir nefes gibidir.

Ama o kültürü bilimin ışığıyla buluşturmak…

İşte asıl sorumluluk buradadır.

 

 

 

Her kupa izi;

bir insanın bedeninden çıkan yük,

bir yüreğin hafiflemesi,

bir ailede başlayan rahatlamadır.

Hacamat benim için sadece bir işlem değil; şifanın emanetini doğru taşımak demektir.

 

 

 

Bir Ömür Boyunca Toplanan Sessiz Dualar

 

 

 

Bazı aileler ücret yerine birkaç kilo tereyağ veya birkaç kilo peynir verirdi.

Bazıları hiç veremedi ama içinden gelen helallik her şeyden daha değerliydi.

 

Dağ köylerinde yağmurlar  arasında yaptığım sünnetler…

Karda mahsur kaldığım günler…

Soğuk odalarda tek ışığı gaz lambası olan aileler…

 

Tüm bunlar birikir, birikir…

Ve insanın ömründe sessiz bir dua olarak yer eder.

 

 

 

Benim mesleğim parayla büyümedi; insanların gönlünde bıraktıklarıyla büyüdü.

 

 

Şimdi kliniğimi daha güçlü, daha düzenli, daha profesyonel bir yapıya dönüştürme isteğim bir hayal değil; yılların emeğine duyduğum saygıdır.

 

 

 

Her aileye daha iyi hizmet vermek,

Her çocuğun korkusunu dindirmek,

Her annenin yüreğine su serpmek…

 

 

 

Tüm gayretim bunun içindir.

Bu metin de, hayatım boyunca taşıdığım o uzun yolun bir özetidir.

Bazen çamurlu bir köy yolunda,

Bazen büyük bir şehrin kalabalığında,

Bazen bir klinikte sakin bir odada…

 

 

 

Ama her yerde aynı kalple attı:

Hizmet etmek, insanın kendi kaderiyle kurduğu en güzel bağdır.