“Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin… Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar…”
Kime ait olduğu bilinmeyen bir sözde de ifade edildiği gibi….
Ve aslında bugün yaşadığımız birçok sorunun özeti gibidir. Çünkü mesele sadece çocuk yetiştirmek değil; nasıl bir insan yetiştirdiğimiz meselesidir. Son günlerde artan okul saldırıları ise bu sorunun ne kadar derinleştiğini acı bir şekilde ortaya koyuyor.
Günümüz dünyasında çocuklara verilen mesaj oldukça net:
“Başarılı ol, kazan, öne çık.”
“Doktor ol, mühendis ol, çok kazan”
Ama kimse şunu demiyor:
“ İyi bir İnsan ol”
“ Paylaşımcı ol, merhametli ol”
Sınav sonuçlarıyla ölçülen bir nesil yetiştiriyoruz. Ama merhameti, empatiyi, sabrı ölçen bir sistemimiz yok. Çocuğun matematikte kaç net yaptığıyla ilgileniyoruz ama bir arkadaşına nasıl davrandığını çoğu zaman görmezden geliyoruz.
Oysa merhamet öğrenilmeden büyüyen bir zihin, başarıyı bir araç değil, bir silah olarak kullanabilir.
Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta ve dünyanın farklı yerlerinde yaşanan okul saldırılarını sadece “bireysel olaylar” olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Bu olaylar, aslında birikmiş bir toplumsal ihmalkârlığın sonucudur.
Sevgi görmeyen, anlaşılmayan, sürekli elinde telefon, tabletle büyüyen bir çocuk; bir süre sonra ya içine kapanır ya da öfkesini dışarıya yöneltir. Ve bu öfke, kontrol edilmediğinde trajedilere dönüşür.
Burada suç sadece çocuğun değil. Ailelerin, eğitim sisteminin, toplumun ve hatta yönetenlerin payı var. Çünkü biz çocuklara sadece bilgi yükledik, ama duygularını yönetmeyi öğretmedik. Rekabeti öğrettik, ama paylaşmayı unuttuk. Kazanmaya odakladık, ama kaybetmeyi anlatmadık. Kısacası çocuklarımıza iyi bir insan olmayı öğretemedik.
Toplumda en büyük yanılgılardan biri de şu: Merhamet, zayıflıktır.
Oysa tam tersine…
Merhamet, insanı insan yapan en güçlü özelliktir. Karıncayı ezmeyen çocuk, büyüdüğünde insana da zarar vermez. Bir çiçeği koruyan çocuk, bir gün toplumu da korur. Sevgiyi hisseden bir birey, nefret üretmez.
Fakat biz çocuklara çoğu zaman şunu öğretiyoruz:
“Güçlü ol, ezilme.”
Oysa güçlü olmak, ezmek değil; koruyabilmektir.
Evet bu noktada yapılması gerekenler açık ama ihmal ediliyor: Eğitim sistemi sadece akademik başarıya değil, karakter gelişimine de odaklanmalı artık.
Aileler çocuklarına sadece başarıyı değil, vicdanı da öğretmeli, başlarını önlerinde kaldırıp kendi konforlarından biraz ödün vererek çocukların dijital dünyada nelere göz attığını, hangi internet sitelerini ziyaret ettiklerine odaklanmalı.
Okullarda psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmeli
Çocukların duygularını ifade edebileceği alanlar oluşturulmalı
Fakat en önemlisi…
Çocuklara iyi bir insan olmayı öğretmeliyiz,
Çocuklara sevgiyi hissettirmeliyiz.
Çünkü sevgiyi yaşamayan bir çocuk, sevgiyi öğretemez.
Ve çözüm, Yukarıda Anonim olan o çarpıcı sözünde gizli:
Mükemmel çocuklar değil…
Merhametli çocuklar yetiştirebilirsek…
O zaman ne okullar korku yeri olur,
Ne de çocuklar birbirine düşman.
Çünkü merhametin, olduğu yerde şiddet barınamaz.

