SERHED HABER- Bazı anneler vardır…
Hayatları boyunca büyük cümleler kurmazlar ama sessizce bir ömrü omuzlarında taşırlar. Kimse görmeden yorulur, kimse bilmeden fedakârlık yaparlar. Onların hikâyesi çoğu zaman yazılmaz ama aslında bir ailenin temelini onlar ayakta tutar.
Bugün Anneler Günü’nde, sadece kendi annemi değil; yokluk içinde çocuk büyüten, sabırla hayat kuran eski zaman annelerini düşünüyorum.

Bu fotoğrafa baktığımda yalnızca annemle babamı görmüyorum.
Bir dönemi görüyorum.
Yokluğun içinde büyüyen ama sevgiyi eksiltmeyen insanları görüyorum.
Annem 23 Mart 2023’te bu dünyadan ayrıldı. Ama bazı insanlar ölünce gitmiyor. İnsan annesini kaybedince evinin bir köşesi değil, içindeki bir dünya eksiliyor. Çünkü anne dediğin şey sadece bir insan değildir; huzurdur, duadır, gölgedir, merhamettir.
Biz dokuz kardeştik…
Bugünkü gibi geniş evlerde büyümedik. Çok odalı, lüks evlerimiz yoktu. İki odalı, damı topraklı evlerde büyüdük. Kışın soğuğu başka olurdu, yazın sıcağı başka… Ama o evlerin içinde eksilmeyen bir şey vardı: annemin emeği ve sevgisi.
Bazen bir günde iki defa tandır yakardı annem…
Bir yandan ekmek pişirir, bir yandan çocuklarla ilgilenirdi. Tandırın başındaki o sıcaklık sadece ekmeği değil, aslında bir aileyi ayakta tutuyordu. Şimdi düşünüyorum da, o günlerde yapılan ekmeğin kokusunda annenin alın teri vardı.
O yıllarda ne bulaşık makinesi vardı ne çamaşır makinesi…
Dokuz çocuklu bir evin yükünü düşünün… Çamaşırlar elde yıkanırdı, bulaşıklar elde yıkanırdı. Su taşınır, odun hazırlanır, soba yakılırdı. Sabahın ilk ışığında başlayan mesai gece yarısına kadar sürerdi. Ama annem bir kez bile “of” demezdi.
Belki yorulurdu…
Belki geceleri sessizce iç çekiyordu…
Fakat çocuklarının yanında hep güçlü duruyordu.
Şimdiki zamanla eski zaman arasındaki en büyük fark da belki burada başlıyor.
Bugün teknoloji hayatı kolaylaştırdı. Evlerde makineler var, imkanlar var, konfor var. Ama eski annelerin taşıdığı sabır, kanaat ve dayanıklılık çok başka bir şeydi. Onlar hayatı şikâyet ederek değil, sabrederek yaşıyordu.
Annem kendi küçük dünyasında yine mutluydu.
Çünkü mutluluğu eşyada değil, evlatlarının yüzünde arıyordu. Bir çocuğunun tok olması ona yetiyordu. Yeni bir elbiseden çok, evladının gülüşü kıymetliydi onun için.
Eski anneler sevgilerini çok göstermezdi belki…
Fakat gece herkes uyuduktan sonra çocuklarının üstünü örten elleriyle severdi. Yorgun bedenleriyle sabaha kadar çalışan o kadınlar aslında sessiz kahramanlardı.
Annem sadece fedakâr bir anne değildi…
Aynı zamanda eşine sadık bir hayat arkadaşıydı. Eski insanların sevgisi bugünkü gibi gösterişli değildi. Onlar sevgiyi sosyal medyada değil, birlikte geçirilen ömürle gösterirdi. Aynı sofrayı paylaşmak, aynı yokluğu birlikte taşımak onların sevgisiydi.
Bugün modern hayatın içinde birçok şeye sahibiz ama eski evlerin içindeki huzuru bazen bulamıyoruz. Çünkü o evlerde kanaat vardı, sabır vardı, paylaşmak vardı. İnsanlar az şeye sahipti ama birbirine daha çok sahip çıkıyordu.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum:
Bir annenin değeri sadece yaptığı yemeklerde, temizlediği evde ya da büyüttüğü çocuklarda değil… Bir annenin gerçek değeri, bir aileyi sessizce ayakta tutabilmesindedir.
Ben bugün hâlâ tandır kokusunu hatırlıyorum…
Toprak damlı evleri hatırlıyorum…
Kış gecelerinde soba başındaki sohbetleri hatırlıyorum…
Ve hepsinin ortasında annemin sessiz yüzünü görüyorum.
Bazı insanlar bu dünyadan göçer ama bıraktıkları emek nesiller boyunca yaşar.
Benim annem de geride sadece çocuklarını değil; sabrı, fedakârlığı, kanaati ve insanlığı bıraktı.
Bugün hayatta olan annelerin kıymetini bilmek gerekiyor. Çünkü bir gün insan geriye dönüp sadece fotoğraflarla konuşuyor. Annesinin sesini duymak için eski anılara sığınıyor.
Bu vesileyle;
Başta yokluk içinde evlat büyüten, hayatını çocuklarına adayan cefakâr anneler olmak üzere, hayatta olan ve ebediyete irtihal eden tüm annelerin Anneler Günü’nü saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Ellerinden öpülesi tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun…

