SERHED HABER- Kimi zaman insan durup düşünmeden edemiyor...
Acaba biz bir ilçede mi yaşıyoruz, yoksa sürekli aynı günü yaşayan bir döngünün içinde miyiz?
Zira yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz.
Gençlerin işsizliğini konuşuyoruz.
Göçü konuşuyoruz.
Yolları konuşuyoruz.
Çöp sorunlarını konuşuyoruz.
İmar sorunlarını konuşuyoruz.
Kaldırım işgallerini konuşuyoruz.
Su sorunlarını konuşuyoruz.
Yeşil alan eksikliğini konuşuyoruz.
Sosyal tesislerin eksikliğini konuşuyoruz.
Sosyal ve kültürel faaliyetlerin olmayışını konuşuyoruz.
İlçemizin neden gelişmediğini konuşuyoruz.
Yüksekokul binası ihtiyacını konuşuyoruz.
KYK yurdunun olmayışını konuşuyoruz.
Eğitim sorunlarını konuşuyoruz.
Kapalı bir yüzme havuzumuzun olmadığını konuşuyoruz.
Yanı başımızdaki ilçede tüm merkezi sınavlar yapılabiliniyorken, Muş’un en büyük ilçesi olmamıza rağmen ilçemizde bu sınavların neden yapılmadığını konuşuyoruz.
İlçemizde nitelikli bir lisenin olmadığını konuşuyoruz.
Sağlık sorunlarını konuşuyoruz.
Birlik ve beraberlik eksikliğini konuşuyoruz.
İlçemizin menfaatleri için ortaklaşamadığımızı konuşuyoruz.
Velhasıl hep konuşuyoruz.
Ama ne gariptir ki konuştuğumuz sorunların büyük bölümü hâlâ yerli yerinde duruyor.
Aradan yıllar geçiyor, nesiller değişiyor, seçimler yapılıyor, yöneticiler değişiyor, gündem değişiyor; ancak ilçenin temel meseleleri değişmiyor.
Her platformda gençlerden söz ediyoruz. "Gençler ilçede kalmıyor" diyoruz. Haklıyız da... Peki gençlerin kalması için ne sunabiliyoruz?
İş alanları sınırlı.
Sosyal yaşam yetersiz.
Üniversite eğitimi hatta lise eğitimi için başka şehirlere gitmek zorundalar.
Bir yüksekokul binası ile KYK Yurdunun ilçeye kazandırılması yıllardır konuşuluyor. Bir Fen Lisesi ihtiyacı yıllardır dile getiriliyor. Ancak bugün hâlâ gençler eğitim ve gelecek için başka şehirlerin yolunu tutuyor.
Sonra da dönüp "Neden göç veriyoruz?" diye soruyoruz.
Aslında cevabı hepimiz biliyoruz.
İnsanlar umut gördükleri yerde yaşar.
Gelecek gördükleri yere yatırım yapar.
Çocuklarının geleceğini güvence altında hissedebildikleri yerde kalır.
Ne yazık ki ilçemiz her yıl biraz daha göç veriyor. Nüfus azalıyor. Çarşı küçülüyor. Ekonomi daralıyor. Hareketlilik azalıyor. Sonra bu tabloyu yeniden konuşuyoruz.
Tıpkı yıllardır konuştuğumuz diğer sorunlar gibi...
Yol sorunları...
Altyapı eksiklikleri...
Yeşil alan yetersizliği...
Sosyal yaşam eksikliği...
Ve belki de en önemlisi; ortak hedef etrafında birleşememe sorunu...
Zira bir ilçenin gelişmesi sadece yatırımla olmaz. Birlik ruhuyla olur. Ortak akılla olur. Aynı hedefe yürüyebilmekle olur.
Bugün çevremizdeki birçok ilçe ve şehir yeni projelerle büyürken, biz hâlâ yıllardır konuştuğumuz sorunları konuşuyorsak burada durup düşünmek zorundayız.
Sorunlarımızı konuşmak elbette önemlidir. Ancak bir noktadan sonra sürekli aynı şeyleri konuşmak çözüm üretmek değil, tekrara düşmektir.
Ve maalesef ilçemiz uzun süredir böyle bir toplumsal dejavu yaşıyor.
Her yıl aynı sorunları konuşuyor, aynı eksiklikleri sıralıyor, aynı beklentileri dile getiriyoruz.
Ama ertesi yıl dönüp baktığımızda konuştuğumuz sorunların büyük bölümünü yine karşımızda buluyoruz.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz gerçekten çözüm mü arıyoruz, yoksa yıllardır aynı sorunları konuşmaya alıştığımız için mi konuşuyoruz?
Çünkü bir yerleşim yerinin kaderi, sorunlarının büyüklüğüyle değil; o sorunları çözme iradesiyle belirlenir.
Ve hiçbir yerleşim yeri, sadece konuşarak büyümez.


