Siyasetin Sığ Sularından Hayatın Gerçeklerine: Bulanık Çözüm Bekliyor

Yayınlanma : 10 Temmuz 2026 09:24
Düzenleme : 10 Temmuz 2026 09:30

SERHED HABER- Bir şehrin ya da bir ilçenin kalbi, yüksek siyaset kürsülerinde veya mikrofona çarparak yankılanan hamasi nutuklarda değil; sabahın seherinde kepengini kaygıyla açan esnafın yüz çizgilerinde, alnındaki teri toprağın bağrına akıtan çiftçinin nasırlı ellerinde ve kahve köşelerinde umudu bir çay bardağına sığdırmaya çalışan gençlerin suskunluğunda atar.

Bulanık’ın sokaklarında adımladığınızda, kulağınıza çalınan seslerin ardındaki asıl feryadı duymak için büyük analizlere gerek yoktur. İnsanımızın en yalın, en samimi ve aslında en hayati beklentisi; Ankara’nın ya da yerel dehlizlerin suni kutuplaşmaları, bitmek bilmeyen makam hırsları veya kısır ideolojik kavgaları değil; evine götüreceği helal ekmeğin onuru, evladının bu topraklarda kök salabilme güvencesi ve yarın sabah uyandığında bugünden daha güvende hissetme arzusudur.

Bugün Bulanık’ta sokaktaki her bir ferdin gözlerinde, sözcüklerle ifade edilmeyen ama ağırlığı omuzlarda hissedilen ortak bir talep var: Günlük hayatın can yakıcı gerçeklerine dokunan, gözle görülür, elle tutulur bir hizmet seferberliği. Bizler artık, potansiyeli retoriklerde kalan değil, ekonomisi güçlenmiş, caddeleri göçün getirdiği o sessiz hüzünle değil üretimin coşkusuyla şenlenmiş, bolca yeşil alanları, mesire alanları, çocuk parkları, temiz caddeleri, açık kaldırımları, asfaltlı yolları ve 24 saat kesintisiz suyu akan bir Bulanık hayal ediyoruz. Yanı başımızda uzanan Bulanık Ovası'nın o muazzam bereketi, kendi insanının refahına dönüşmedikçe; bu toprakların en büyük zenginliği olan pırıl pırıl genç beyinleri, büyük şehirlerin acımasız çarkları arasında eriyip gitmek üzere gurbete uğurladıkça, hangi siyasi zaferden, hangi yerel başarıdan söz edebiliriz ki?

Demokrasinin bir gereği olarak elbette her insanın bir dünya görüşü, bir rengi ve bir siyasi tercihi olacaktır; bu, toplumsal zenginliğimizin bir nişanesidir. Ancak ne zaman ki farklılıklarımız bir zenginlik olmaktan çıkıp ilçenin geleceğini ipotek altına alan birer kör dövüşüne dönüşürse, işte o zaman hep birlikte kaybediyoruz. Oysa sabahın ilk ışıklarıyla pazara çıkan esnafın da tarlasına giden çiftçinin de bir tek gayesi vardır: İnsanca yaşamak, emeğinin karşılığını eksiksiz alabilmek ve evladına mahcup olmamak. Bir babanın akşam eve dönerken taşıdığı o sessiz endişe, bir annenin evladının geleceği için kurduğu gizli dualar, bir çiftçinin ürettiği ürün hak ettiği değeri bulamadığında döktüğü sessiz gözyaşları… İşte siyasetin tam da bu noktada, bu insani sahnelerin içinde bir çözüm enstrümanı olması gerekirken, sadece koltuk ve güç mücadelesine sıkışması kabul edilemez bir zaman kaybıdır.

Bulanık’ın kurtuluşu, günübirlik vaatlerde ya da tabeladan ibaret projelerde değildir. Bu kadim ilçenin; tarımını ve hayvancılığını sanayiyle entegre edecek vizyoner yatırımlara, küçük esnafını küresel zincirlerin insafına bırakmayacak koruyucu politikalara ve en önemlisi gençlerine "ben kendi memleketimde üretebilirim" özgüvenini verecek istihdam alanlarına ihtiyacı vardır. Bir kentin kalkınmışlık düzeyi, meydanlarda harcanan nefesle değil; tüten fabrika bacalarıyla, büyüyen yerel işletmelerle ve sokaklarındaki refahın adil paylaşımıyla ölçülür. Antik çağdan beri değişmeyen bir gerçektir bu. Aristoteles’in dediği gibi: "Siyasetin ve yönetimin yegâne amacı, insanların sadece bir arada yaşamasını sağlamak değil; onların iyi, mutlu ve erdemli bir hayat sürmelerine vesile olmaktır." İşte Bulanık halkının beklediği de tam olarak budur: Sadece yaşamak değil, kendi topraklarında onurlu ve müreffeh bir hayata kavuşmak.Vatandaş artık, yöneticilerden ve siyasetçilerden bitmek bilmeyen protokol düzenleri veya kişisel hesaplaşmalar değil; yolunun yapılmasını, bürokrasinin kolaylaşmasını, adaletin hissettirilmesini ve bu coğrafyanın hak ettiği devlet yatırımlarından payını almasını istiyor.

Toplumun o derin ve vakur duruşunun arkasındaki beklenti aslında çok nettir: Sadece seçim dönemlerinde hatırlanan birer seçmen olarak kalmamak, sesinin gerçekten duyulduğunu bilmek ve yaşadığı topraklara değer katıldığını bizzat müşahede etmektir. Unutulmamalıdır ki; mülki amirinden siyasetçisine, sivil toplum kuruluşlarından en küçük esnafına kadar bu ilçenin tüm dinamikleri ortak bir kaderi paylaşmaktadır. Kırgınlıklar, ayrışmalar ve küçük hesaplar bu şehre sadece zaman kaybettirir. Oysa tarih, makamları işgal edenlerin isimlerini değil; o makamları birer hizmet mevziine dönüştürüp kalıcı eserler bırakanları, bir gencin elinden tutup ona memleketinde gelecek sunanları yazar. Siyaset gelip geçecek, isimler silinecek, geriye sadece Bulanık’ın sokaklarında yürürken arkamızdan edilen hayır duaları kalacaktır. Şimdi, birbirimizi eleştirmenin konforuna sığınma vakti değil; ortak akılla, adanmışlıkla ve sarsılmaz bir hizmet aşkıyla Bulanık için el ele verme vaktidir. Çünkü bu ilçe hepimizin ve yarının çocuklarına bırakacağımız en asil miras, kavgalarımız değil, inşa ettiğimiz o güçlü gelecek olacaktır.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.