SERHED HABER -Saat 04.17’ydi…
Türkiye uykudaydı. Sokaklar sessiz, evler karanlıktı.
Ama yer uyanıktı. Ve o gece yer, insanı sarsmakla kalmadı; hayatları, şehirleri ve yüzleşmekten kaçtığımız gerçekleri yerle bir etti.
6 Şubat 2023 gecesi, toprağın altından gelen o uğultu sadece binaları yıkmadı.
İhmaller çöktü.
Rahat cümleler sustu.
“Bir şey olmaz” denilen her şey, o gece enkazın altında kaldı.
Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem…
Biri gece karanlığında, diğeri gün ışığında geldi.
Biri uykuda yakaladı, diğeri ayakta durmaya çalışanları yere serdi.
Aralarında saatler vardı ama yıkımın ağırlığı asırlıktı.
Bir Coğrafya Değil, Bir İnsanlık Enkazı
Hatay’da sokaklar sessizliğe gömüldü.
Adıyaman’da sabah ezanı yarım kaldı.
Malatya’da anneler çocuklarının adını bağırdı.
Gaziantep’te evler değil, hayatlar yarıldı.
On bir il, tek bir acıda birleşti.
O gece binlerce insan, “yardım edin” diye bağırdı.
Ama bazı sesler duyulmadı.
Bazı eller uzanamadı.
Bazı saatler geç kaldı.
Enkazdan çıkan her cümle, bir ülkeye yazılmış mektup gibiydi:
“Kimse gelmedi.”
“Sesimi duyan yok mu?”
“Ne gelecek biri vardı, ne de alacak olan…”
Bu sözler bir ağıt değil, bir muhasebeydi.
Ve bu muhasebe hâlâ kapanmadı.
Deprem Doğaldı, Ölüm Değil
Evet, deprem bir doğa olayıydı.
Ama bu kadar ölüm, bu kadar yıkım kader değildi.
Yan yana duran iki binadan biri ayakta kaldı, diğeri yerle bir oldu.
Bu tesadüf değildi.
Bu, demirin eksikliği, betonun çalınması, denetimin kağıtta kalmasıydı.
Bu, rantın insan hayatından daha değerli sayılmasıydı.
Bir kolon kesildiğinde, aslında bir gelecek kesildi.
Bir imza atıldığında, belki de bir aile gömüldü.
Ve biz bunları biliyorduk.
Ama sustuk.
Görmezden geldik.
“Sonra bakarız” dedik.
Deprem baktı.
Unutmak İhanettir
Bugün takvimler ilerliyor.
Binalar yeniden yapılıyor.
Yollar açılıyor.
Ama acı geçmiyor.
Çünkü deprem sadece 6 Şubat’ta olmadı.
Her hatırladığımızda oluyor.
Her siren sesinde, her sallantıda, her gece uykudan sıçradığımızda yeniden yaşanıyor.
Unutmak, kaybettiklerimize ikinci bir ölüm olur.
Unutmak, enkaz altında kalanlara sırt çevirmektir.
Unutmak, bir sonraki felakete davetiye çıkarmaktır.
Hatırlamak ise bir yas değil sadece;
bir sorumluluktur.
Ders almaktır.
Hesap sormaktır.
Bir daha aynı acıyı yaşamamak için ses yükseltmektir.
6 Şubat’ı unutmayacağız.
Çünkü unutursak, aynı yıkım sadece binalarda değil, vicdanlarımızda olur.
Toprak bir gün yine sallanabilir.
Ama biz sağlam durmak zorundayız.
İnsanca.
Sorumluca.
Unutmadan

