Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık dilekçe (4)

Yayınlanma : 21 Temmuz 2026 12:31
Düzenleme : 21 Temmuz 2026 12:35

Yargıda, Kat  Mülkiyeti Kanunu’na aykırı davalarda, 18 yıllık uygulamada gördüğüm aksaklıkları dile getirmeye çalıştığım yazı serisini, çözüm önerilerimle sonlandırıyorum.


Bundan sonrası, yasama ve yürütme kurumlarının ilgisine ve takdirine kalmıştır.
Günümüzde, çok katlı binalar ve sitelerde, toplu yaşamak, hayatın değişmez bir gerçeği haline gelmiştir. 


Bu nedenle çıkan sorunların,yıllara yayılmadan, en kısa sürede,  en hızlı ve adil şekilde çözülmesi şarttır.
En başından örnek verirsek, usulsüz bir genel kurulun tespiti, sulh hukuk mahkemelerinde ne yazık ki, yıllar alıyor. 
Ayrıca mahkeme masrafı, bilirkişi ücreti, avukat ücreti eklendiğinde, maddi bakımından külfetli bir yük getiriyor. 
Binalarda, sitelerde yılda bir genel kurul yapıldığı için, yıllar sonra kazanılan bir dava da, amacı karşılamaktan uzak kalıyor.


1 Eylül 2023’te uygulamaya giren arabulucu sisteminden, ağır bir darbe yedim ancak mahkemelerin yükünü, ne kadar azalttığı konusunda bilgi sahibi değilim. 


İddia ediyorum, belediye zabıtasının 10 dakikada düzeltebileceği bir usulsüzlüğün, mahkemelerdekı bürokrasi nedeniyle yıllara yayılması, açıkça adaletsizliğe, huzursuzluğa, kaosa sebep oluyor.
Şöyle ki:


    ⁃    Yargı, belli teknik konular haricinde, bilirkişi tasallutundan kurtarılmalıdır.
    ⁃    Bilirkişi raporu yüzünden meydana gelen gecikmeler, yargıya haksız, ek bir yüktür!
    ⁃    Yükün ağırlığı göz önüne alınarak, Kat Mülkiyeti Kanunu’nu konusunda yetkili, savcısıyla, hakimiyle ihtisas sahibi mahkemeler kurulmalıdır.
    ⁃    Hızlı ve seri çalışan bu mahkemeler, hem İstinaf’ın, hem de diğer üst mahkemelerin yükünü çekilebilir hale getirecektir. 
    ⁃    Yoksa hantal, kaplumbağa hızıyla hareket eden bir yargı sistemi sürdükçe, adalete kavuşmak için havanda su dövmeye devam ederiz.
    ⁃    Günümüzde, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun çiğnenmesi nedeniyle sorun yaşanmayan bina ve site bulmak, hemen hemen mümkün değildir!..
    ⁃    Mevcut Kat Mülkiyeti Kanunu, hızlı ve adil uygulandığında, sorun çıkmayacağı inancındayım. 
    ⁃    Bunun en basit örneği, 22 Mayıs 2026’da, Resmi Gazete’de yayınlanan ve site aidatlarına sınırlama getiren kanun değişikliğidir!
    ⁃    Bina ve site aidatları, zaten genel kurullarda belirlenmek zorundadır. 
    ⁃    Ama ilgisizlik ve suistimaller nedeniyle şikayetler zirve yapınca, iktidar güya yeni tedbir aldı. Ne kadar etkili olduğunu ise uygulamayı yaşayarak göreceğiz!
    ⁃    Yargıdaki boşluğun, acilen doldurulması hayati önemdedir.
    ⁃    Şüphesiz sorunun yarı yarıya çözümü, kat maliklerinin toplantılara katılıp haklarını savunmalarına bağlıdır.
    ⁃    Yoksa yönetimlerde, keyfi suistimallere kapı aralamaktan kurtulamazlar. 
    ⁃    Yasal sürede yapılmayan itirazlardan da, haliyle sonuç alamazlar.
    ⁃    Bodrum’da, genel kurul kararı olmadan yapılan toplantı ve nakdi suistimal için, savcılığın takipsizlik kararı vermesi, sulh ceza hakimliğinin, 15 günlük sürec aşıldığı için itirazı reddetmesi, bir “hukuk cinayetini aklama” anlamına gelmiyor mu?
    ⁃    Yargıtay Onursal Başkanı Sayın Sami Selçuk’un, “Adaletin, izan, insaf ve vicdan sahibi yargıçların omuzunda tecelli ettiği” yolundaki sözlerine, kim şapka çıkarmaz.
    ⁃    Bodrum 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açtığım, 2025/671 Esas sayılı usulsüz genel kurulun iptali davasını, 23 Ocak 2026’da, ilk celsede nasıl kaybettiğimi   anlatmıştım. 
    ⁃    Bir süre sonra İstanbul’dan, mahkeme kalemini arayarak gerekçeli kararı sordum. Bizzat elden almam gerektiğini söylediler.
    ⁃    Ben de 24 Haziran’da mahkemeye uğrayarak, gerekçeli kararı alıp itiraz ettim. 
    ⁃    İtiraz dilekçemi de, aşağıda ibret için aynen yayınlıyorum!
    ⁃    Derken 8 Temmuz’da İstanbul’daki adresime, gerekçeli karar tebliğ edilmez mi? Bunu da ekte takdim ediyorum!
    ⁃    Yani benim itirazım, ancak mahkemeye görevini hatırlatabildi!
    ⁃    Yani “Bodrum’da, adalet de mi tatilde?” dedirecek, bir uygulamayla karşı karşıyayız!
    ⁃    Bu örnekten sonra tek kelime etmiyor ve sözü, yasama ve yürütmenin “izan, insaf ve vicdanına” bırakıyorum.

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE  MAHKEMESİ’NE 

gönderilmek üzere

BODRUM 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI : Rahmetullah Karakaya (483612…….)
DAVALI  : Demet Kayaten (204207…..)

DOSYA NO: 2025/671 Esas
KARAR NO : 2026/53

KONU : Yasayı çiğneyeni değil savunanı,  ilk celsede 30 bin liraya mahkum ederek, Türk hukuk tarihline geçmeyi hak eden bu istisnai kararın, bozulması talebidir.

 AÇIKLAMALAR: 1. Bu karar, Bodrum’da, 2007/836 Esas sayılı dosya ile 19 yıllık Kat Mülkiyeti Kanunu’nu savunmak için yola düştüğüm adalet arayişinın “zirve hayal kırıklığıdır”. 
    ◦    2. Çünkü dilekçem, iddia ettiğim hiçbir yasadışı eylem dikkate alınmayarak, önbüro ve tensip tutanağını yazan hakimin görev ihmaline kurban edildi. İlk duruşmada, dava reddedilerek, davalı tarafın avukatına 30 bin lira ödemeye mahkum edildim. 
    ◦    3. Evet. Kanun koyucu, önbüroyu, süs olarak değil, vatandaşa ilk yardımı yapması, yol göstermesi için düşünmüştür. 
    ◦    4. 1 Eylül 2023’te, “Arabulucu” şartı getirilmiş ama önbüronun haberi yok, vatandaşın hayda hayda olmaz!..Aksi, vatandaşın dava açma hakkını ihlaldır!
    ◦    5. Önbüro, arabuluculuk şartını unuttu! Olabilir!
    ◦    6. Ancak, Tensip tutanağını yazan hakimin, kesinlikle eksik dosyayı işleme koymaması gerekirdi!..
    ◦    7. Önce adliyenin görevini, sorumluluğunu kusursuz icra etmesine, kim itiraz edebilir?
    ◦    8. Yargı, vatandaşa tuzak kurma aracı yapılamaz!..
    ◦    9. Yoksa böyle izan, insaf ve vicdana sığmayan, bir zulüm kararı çıkar ki, Yüce Mahkemenizin,bu “hukuk cinayeti”ne izin vermeyeceğine, inanmak istiyorum!
     Gereğini, saygılarımla arz ve talep ediyorum.

 

Bodrum 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, İstinaf’a itirazdan sonra yolladığı gerekçeli karar tebligatı!
          


   

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.