Murat Nehri, zehir mi akacak?

Yayınlanma : 24 Temmuz 2026 15:19

SERHED  HABER- Murat, hayatımın kutsal nehridir!

Çocukluğum, 1959’da, yedi yaşına kadar Muş- Malazgirt’in  Derik köyünde geçti.

Köyün ortasında, incecik akan bir küçük pınar vardı. Köy, tüm su ihtiyacını buradan karşılıyordu.

Pınarın aktığı derenin yeşilliği gibi çamuru da, benim için kutsaldı. Su içmeye gelen kuşların cıvıltısı ise hakeza!

Yılda birkaç kez de, öküz arabası eşliğinde, atlarla Murat kıyısına gitmek, sevincimin zirvesiydi.

Süphan Dağı’nın son noktasına tırmanmış kadar, mutluluk duyuyordum.

Avuç avuç suyunu içmek, babamın kucağında içinde serinlemek, kıyısındaki ağaçların kokusu, rengarenk taşlar, 3-4 kiloluk sazanlar, hayal alemimin, unutulmaz anılarıdır

Murat’ın iki yanında uzanan bostanlarda yetişen kavun, karpuzun tadı, 76 yaşımda bile ağzımı sulandırıyor!

Taki, Bodrum’da, 27 Haziran 2026’daki Kurban Bayramı’da, çevreci ekolojist arkadaşım Nihat Koyuncu’dan, uğursuz haberi alıncaya kadar!

Çünkü, Murat’ın Ağrı- Diyadin’deki kaynak havzası, altın madencilerine tahsis edilmişti!..

Yüreğimden kurşun yemişcesine acı duydum.

Benim, çevreye bereket saçan kutsal nehrim, artık siyanür mü taşıyacaktı?

Fırat’ın en büyük kolu Murat, bu zulme nasıl reva görüldü?

Keşke, bu çıldırtan haberi duymadan ölmüş olsaydım!..

Mezopotamya’ya hayat veren Murat’ın, Fırat’ın acısı, gece gündüz düşümde onulmaz yaradır.

Ey Anadolu’nun, taşına toprağına, deresine nehrine, gölüne denizine, dağına ovasına, bağına bahçesine aşık olanlar, lütfen ayağa kalkın?

Değerli bilim insanı Prof Dr. Eşref Atabey’in, bu kahreden makalesini okuyup protesto halayına duralım:

MURAT NEHRİ KAYNAĞINDAKİ DİYADİN MOLLAKARA ALTIN MADENİ FAALİYETİ İLERİDE KÜRESEL BİR ÇEVRE FELAKETİ YAŞANMASINA ADAY

Fırat Su Havzası içindeki İliç ve Kangal Bakırtepe’de işletilen altın madeni, Divriği ve Kemaliye’de işletilen demir madeni ile diğer maden işletmelerinden sonra şimdi de Murat su havzası içinde Diyadin altın madeni faaliyete geçmiştir. Murat Nehri kaynağı üzerindeki bu işletmenin oluşturacağı kirlilikten, sınıraşan bir nehir ve Türkiye dışında geçtiği Suriye ve Irak ülkelerini de ilgilendiren bir uluslararası su havzası olma özelliğiyle tüm Fırat Su Havzası etkilenecektir. Murat Nehri, açık ocak alanları ve pasa depolama sahalarının tam ortasından geçmekte ve ocaklar heyelanlı bir bölgede yer almaktadır. Diyadin Mollakara altın madeni işletmesi bir İliç, bir Baia Mare, Bir Norilsk gibi ileride küresel bir çevre felaketi yaşanmasına adaydır. Ağrı Diyadin ilçesi Mollakara köyünde Koza Altın İşletmelerine ait, Altın ve Gümüş Açık Ocağı, Cevher Zenginleştirme (Yığın Liç Alanı, ADR Ünitesi, Kırma Eleme Tesisi) işletmesiyle 0,87 gram altın ile 0,37 gram gümüş elde etmek için bir ton cevherli kaya kütlesi yerinden kaldırılacak, toplam 3.317.731 kg ANFO ve 114.105 kg dinamit patlatılacak; toplam 9.820 ton siyanür kullanılacaktır. Çıkarılacak malzemenin 11.115.760 ton kısmı cevher, 12.108.356 ton kısmı pasadan oluşacağı belirtilmektedir. Bu devasa bir doğa yıkımı anlamına gelmektedir. Proje toplam 470,56 hektarlık 3 ayrı ÇED alanında 2025 yılında faaliyete başlamıştır. Cevher mineralleri içinde zehirli olan arsenik mineralleri ile asit maden drenajı nedeni olan pirit bulunur. Ocaklar terk edildikten sonra alanda 185 metre derinliğinde ters koni şekilli devasa çukurlar bırakılacaktır. İleride şirketin kapasite arttırımına gitmesi durumunda Mollakara köyünün şimdiki yerinden kaldırılması söz konusu olacaktır. Türkiye’den başka Suriye ve Irak ülkelerini ilgilendiren uluslararası bir su havzası olması özelliğiyle, Fırat’ın bir kolu olan Murat Nehri su havzasının korunması için uluslararası doktrinlere ve sözleşmelere uygun hareket edilmesi gerekmektedir.

Dr. Eşref Atabey     Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • İhsan AYTEMİŞ 25 Temmuz 2026 09:39

    Emeğinize yüreğinize sağlık, insanlarımız uyuyor. Lafa geldi mi mangalda kül bırakmaz. Başta siyasetçilerimiz, din adamlarımız olmak üzere gerçeklerimizi bir türlü göremediler ya da görmek istemediler. Yaşam hakkı her dinde kutsaldır. Hiçbir varlık kendi çıkarı ve yaşamı için diğer bir varlığın yaşamını yok edemez! Ne yazık ki siyasetçiler halk için, hak için siyaset yapmadıklarından dolayı herkes ve nerede ise her yer Murat Nehri gibi milyonlarca canlı varlıkların yaşamı olan yaşamlar geçici çıkarlar uğruna talan edilerek yok ediliyor. Bizim siyasetçilerimiz de ne yazık ki çıkar hesapları uğruna birbirleriyle didip duruyorlar. Din adamlarımız da gerçek kul hakkının, gerçek canlı varlıkların hakkının bu şekilde hiçbir kimsenin yok etme hakkının olmadığını, Allah asla bu tür telafisi olmayan felaketlere neden olan insanları evermeyeceğini konusunda maalesef üzerinde durmuyorlar.