SERHED HABER - İşsizlik, gelişmekte olan ülkelerde yapısal bir sorun niteliği taşımaktadır. Gençler, çözüm yolu olarak eğitime yönelse de son yıllarda işsizliğin derinleşmesi, gençlerin hem istihdamdan uzaklaşmasına hem de işgücü piyasasından kopmasına yol açmıştır. Bu olgu literatürde ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda’ (NEET) olarak tanımlanmaktadır.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15–24 yaş grubunda ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2024 yılında %22,9 olarak gerçekleşmiştir. Genç kadınlarda NEET oranı %30,1, yani neredeyse her üç genç kadından biri ne eğitimde ne istihdamdadır. Genç erkeklerde oran %16,2 olup her altı genç erkekten biri NEET’tir. Kadın–erkek farkı 13,9 puanla belirgindir. Bu uçurum; bakım yükü, erken/uzun süreli işgücü terkleri ve kayıt dışılığa yatkınlık gibi cinsiyete özgü engellerin kadınları daha fazla dışarıda bıraktığını düşündürür. Erkeklerdeki %16,2 ise iş arama umutsuzluğu, nitelik–iş uyumsuzluğu ve geçiş dönemlerinde (okuldan işe) tıkanmaların sürdüğünü gösterir. Toplamda %22,9; gençlerin yaklaşık beşte birinin üretimden kopuk olduğu anlamına gelir ve bu durum beceri erozyonu ile kalıcı ‘yara izi’ riskini artırır.
Bu oranlar yalnızca “okuldan ayrılmış ya da iş bulamamış” gençleri değil, aynı zamanda potansiyellerin sistem dışında kaldığını da gösteriyor. Eğitimle başlayan, ancak işgücüyle bağ kuramayan bu jenerasyon, bireysel olarak sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıyadır. Ülke olarak da üretken nüfusun yararlanamadığımız bir kesimini ifade etmesi açısından önemli bir konudur.
Eğitim bitiyor, iş kapısı kapanıyor
Diploma sahibi olmak artık otomatik bir iş kapısını aralamıyor. Eğitim sisteminden işgücü piyasasına geçişte yaşanan kopukluk, gençlerin “mezun oldum, iş bulurum” beklentilerini kırıyor. Türkiye eğitim-istihdam ilişkisine bakıldığında; eğitim düzeyi yükseldikçe istihdam şansı artıyor olsa da uyumsuzlukların varlığı sürüyor. Öğrenci sayılarındaki artış işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla paralel değilse, diplomanın bir güvenceye dönüşmesi elbette zorlaşıyor. İşverenlerin deneyim, mesleki beceri ya da dil gibi farklı beklentilerle gençleri değerlendirmesi; gençlerin ise mezuniyet sonrası belirsizlikle karşılaşması bu yapısal sorunu besliyor.
Ekonomik ve bölgesel dinamikler: fırsat alanı daralıyor
Gençleri sistemin dışına iten bir diğer önemli etken, ekonomik ve bölgesel eşitsizliklerdir. Kırsal alanlarda altyapı, ulaşım ve iş olanaklarının sınırlı olması; kentlerde ise yüksek rekabetin yanı sıra barınma ve yaşam maliyetlerinin artması, kayıt dışı ve düzensiz işlerin yaygınlığı ile uzun çalışma saatleri, gençleri niteliklerine uygun ve güvenceli işlerden uzaklaştırmaktadır.
Sosyal sonuçlar: bireysel değil toplumsal kırılma
NEET durumu yalnızca bireysel düzeyde bir işsizlik ya da eğitimde olmama hali değildir. Toplumsal düzeyde uzun vadeli etkileri olan bir kırılmadır. Araştırmalar, NEET gençlerin düşük ücretli, güvencesiz işlerde yer alma ya da iş arama sürecinin uzaması nedeniyle sosyal beceri kaybı, özsaygı zayıflığı, psikolojik riskler ve toplumsal dışlanma yaşadıklarını gösteriyor. Bu duruma “üretken olmayan genç nüfus” diyebiliriz: Hem kendi potansiyelini kullanamayan bireyler hem de ülkenin insan sermayesinin boşta kalması anlamına geliyor.
Ne yapılmalı? Köprü inşa etmek için adımlar
Sorunun büyüklüğü göz önüne alındığında çözüm de çok yönlü olmalıdır. İlk olarak, eğitim-istihdam uyumunu güçlendirmek; mezun olacak gençlerin iş gücü piyasasında talep edilen becerilerle donatılması gereklidir. Mesleki eğitim, çıraklık sistemleri, staj olanakları yaygınlaştırılmalı. İkinci olarak, genç kadınların ve dezavantajlı bölgelerdeki gençlerin işgücüne katılımını artırmak için ulaşım, bakım hizmetleri ve esnek çalışma modelleri gibi sosyal politikalar geliştirilmelidir. Üçüncü olarak, NEET olan gençlerin yalnızca sayısal olarak değil, bireysel ihtiyaçları penceresinden de ele alınması önemlidir: Motivasyon, rehberlik, kapsayıcı eğitim ve yerel işgücü entegrasyonuvb. Düzenli izleme, gençlerin geçiş süreçlerinin takip edilmesi, yerinde mentor-programlar ve gençlere yönelik iş bulma destekleri bu stratejilerin ayrılmaz unsuru olmalıdır.
Her dört gençten biri eğitimde ya da iş gücünde yer almıyor. Bu yalnızca istatistiklerde yer alan bir oran değildir. Geleceğimizin bir parçasıdır. Bu gençler, potansiyel olarak üretken, yenilikçi, öğrenmeye hevesli bireyler olabilirken sistemin sunduklarından yeterince yararlanamıyor. Bu durum, yalnızca bireysel bir kayıp değil; ülke için bir “kaybedilmiş fırsatlar topluluğu” demektir. Eğitimle başlayan ama istihdamla tamamlanamayan yolculuk, gençleri köprüsüz bir geçide bırakıyor. Oysa köprü inşa edilebilir: Eğitim kurumları ile iş dünyası arasındaki bağlantılar güçlendirilebilir; gençlerin geçişleri planlanabilir ve yönlendirilebilir. İster kentte ister köyde, kız ya da erkek genç olsun: Herkesin “bir yerlerde olmaya” (eğitimde ya da işte) hakkı var. Bu hak, sadece bireyin değil, birlikte yaşadığımız toplumun da hakkıdır. Ülkemizin gerçek vizyonu gençliği sistemin dışına itmek değil, sistemle buluşturmak olmalıdır.

