Koşulsuz İyiliğin Bedeli

Yayınlanma : 07 Ocak 2026 09:19
Düzenleme : 07 Ocak 2026 09:21

SERHED HABER- Hayatta insanı en çok inciten şey, tanımadığı insanların hoyratlığı değildir. Asıl kırgınlık, en yakından gelir. En çok sevdiğimiz, en çok değer verdiğimiz, uğruna kendimizden vazgeçtiğimiz insanlar açar o yarayı. Çünkü yakındakinin verdiği zarar sessizdir; fark edilmesi zaman alır ama izi uzun süre silinmez.

İnsan, sevdiği insanı korur. Önünü arkasını kollar, düşmemesi için elini uzatır, yorulduğunda yükünü paylaşır. Bunu yaparken çoğu zaman karşılık beklemez. Çünkü sevgi, hesap yapmaz sanırız. Oysa zamanla fark edilir ki, karşılıksız verilen her emek, bir süre sonra sıradanlaşır. Senin gösterdiğin özveri, karşı taraf için bir lütuf değil; olması gereken bir davranış haline gelir. Sen hep vermek zorundaymışsın gibi kabul edilir.

İşte tam bu noktada ilişki dengesi bozulur. Sen verdikçe, karşındaki durur. Sen düşündükçe, o düşünmemeyi seçer. Çünkü sen zaten varsındır. Sen zaten beklentisizsin. Sen zaten susarsın. İyilik, alışkanlığa dönüşür; emek görünmez olur.

İnsanı yoran şey, yalnızca karşılık görmemek değildir. Asıl yıpratıcı olan, verdiğinin fark edilmemesidir. Sen beklemeden verirsin ama bir gün durduğunda, bir adım geri çekildiğinde, seni suçlayan bakışlarla karşılaşırsın. O güne kadar “iyi” diye tanımlanan insan, bir anda “kötü” olur. Çünkü sen, başkalarının alıştığı konfordan vazgeçmişsindir.

Hayat bazı dersleri geç öğretir. İnsan, gençliğinde koşulsuz sevmeyi bir erdem sanır. Kendini tüketmeyi fedakârlık, sınır koymamayı merhamet zanneder. Oysa yaş ilerledikçe, insan şunu anlar: Koşulsuz sevgi, çoğu zaman karşılıksız bir yük haline gelir. Ve belki de hayatta alınan en büyük derslerden biri şudur: Kimseyi koşulsuz sevmemek gerekir.

Bu düşünce, sevgisizliği savunmaz. Aksine, sevginin de bir ölçüsü, bir dengesi ve bir sorumluluğu olduğunu hatırlatır. Çünkü sınırı olmayan sevgi, insanı değersizleştirir. Kendi sınırlarını korumayan kişi, başkalarının sınırlarına da saygı gösterilmesini bekleyemez.

İlişkiler, belirli ilkeler üzerine kurulmadığında yıpratıcı olur. Saygı, karşılıklılık ve emek dengesi… Bunlar yoksa sevgi, tek taraflı bir fedakârlığa dönüşür. İnsan, herkesin verdiği kadar verdiğinde; herkesin düşündüğü kadar düşündüğünde tükenmez. Fazlası, insanı yüceltmez; yalnızlaştırır.

Toplum, iyi insanı sever gibi yapar ama onu kullanmayı da ihmal etmez. İyi olmaktan vazgeçtiğiniz anda, sizi anlamaya çalışmaz; hemen etiket yapıştırır. “Değişti”, “bencilleşti”, “eskisi gibi değil” denir. Oysa değişen insan değil; sadece kendini korumayı öğrenmiştir.

Belki de olgunluk, herkese yetişmeye çalışmaktan vazgeçtiğiniz yerde başlar. Herkesin yükünü taşıyamayacağınızı, herkesi kurtaramayacağınızı kabul ettiğiniz an… İyiliği seçersiniz ama kendinizden vazgeçmeden. Seversiniz ama yok olarak değil. Verirsiniz ama tükenerek değil.

Hayat, sonunda insana şunu öğretir: Değer, ne kadar verdiğinizle değil; verdiğinizin ne kadar kıymetinin bilindiğiyle ölçülür. Ve insan bunu anladığında, daha az sevilmez; sadece daha az incinir.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.