Muş’ta Siyasetin Dibi!

Yayınlanma : 13 Ekim 2026 10:44

SERHED HABER- Siyaset hizmet üretme yarışıdır, insanların özel hayatını kurcalama ve itibarını hedef alma yarışı değil! Muş’un çözüm bekleyen sorunları dururken kişisel tartışmalarla gündem oluşturmak, siyasetin seviyesini yükseltmez; aksine, siyasetin içine düştüğü çıkmazı gözler önüne serer.

Siyasette zaman zaman sert tartışmalar yaşanabilir. İktidar eleştirilir, muhalefet sorgulanır, yöneticilerden hesap sorulur. Bunların hepsi demokrasinin doğal bir parçasıdır. Lakin eleştiriyle saldırı arasındaki çizgi ortadan kalkmışsa, fikirlerin yerini kişisel hesaplaşmalar almışsa burada artık siyasetin kalitesini konuşmak gerekir.

Açık konuşalım: Bir insanın özel hayatını hedef almak, ailesini tartışmanın içine çekmek, inancını ve namusunu siyasi malzeme yapmak siyaset değil, siyasi çaresizliğin göstergesidir.

Kim yaparsa yapsın, kime karşı yaparsa yapsın bu anlayışın savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Siyasette güç, rakibinin mahremiyetini ortaya dökmekle değil, toplumun sorunlarına çözüm üretmekle gösterilir. Projesi, fikri ve söyleyecek sözü olan insan bunları anlatır. Bunları ortaya koyamayanların kişisel tartışmalara sığınması ise kamuoyunun takdirine bırakılmalıdır.

Son günlerde Muş siyasetinde sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulan ve doğruluğu bağımsız biçimde ortaya konulmamış Ak Parti Muş İl Başkanı Melik Emre’ye ait olduğu iddia edilen bir fotoğraf üzerinden yürütülen tartışmalar da bu açıdan değerlendirilmelidir.

Fotoğrafın gerçek olup olmadığına ilişkin bir hüküm vermek, kişilerin özel hayatı hakkında yorum yapmak ya da doğrulanmamış iddiaların tarafı olmak gibi bir niyetim yok. Zaten mesele de bir fotoğrafın etrafında taraf tutmak değil. Asıl mesele, özel hayatın siyasi hesaplaşmaların aracına dönüştürülmesi ve kamuoyunun bu tartışmalarla meşgul edilmesidir.

Elbette siyasetçiler eleştiriden muaf değildir. Kamu görevinde bulunanlar kararları, uygulamaları, açıklamaları ve kamuoyunu ilgilendiren tutumları nedeniyle sorgulanabilir. Yanlış yapanın yanlışı söylenir, eksik hizmet verenin hesabı sorulur, verilen sözlerin takipçisi olunur.

Ancak bunların hiçbiri, insan onurunu hiçe saymak için gerekçe oluşturmaz.

Bir kişinin davranışını eleştirmek başka, onu aşağılamak başkadır. Kamu yararını ilgilendiren bir konuyu araştırmak başka, özel hayatı üzerinden bir insanı toplumun önüne atmak başkadır. Hesap sormak başka, linç kampanyası yürütmek başkadır.

Bu ayrımı yapamayanların demokrasi, ahlak ve siyaset üzerine söyledikleri de doğal olarak sorgulanır.

Daha da önemlisi, bugün bir başkasının özel hayatını siyasi malzeme yapan anlayışın yarın aynı yöntemin kendisine yönelmesi hâlinde ne söyleyeceğidir. Başkasına uygulanırken normal görülen bir yöntemin, kişinin kendisine yöneldiğinde haksızlık olarak nitelendirilmesi açık bir çifte standarttır.

İlke dediğimiz şey, yalnızca işimize geldiğinde savunduğumuz bir tutum değildir. İlke, rakibimiz için de kendimiz için de aynı ölçüyü uygulayabilmektir.

Muş’un yığınca sorunu varken biz neyi konuşuyoruz, neyi tartışıyoruz Allah Aşkına. Başka konuşulacak meselelerimiz yok mu?   İşsizlik ne olacak? Gençlerin gelecek kaygısına kim çözüm üretecek? İlçelerin, köylerin ve kırsal bölgelerin beklentileri ne olacak? Eğitimden sağlığa, tarımdan ulaşıma kadar vatandaşın gündelik hayatını doğrudan etkileyen sorunlar ne zaman hak ettiği ilgiyi görecek? Bütün bunları ne zaman konuşacağız.

Vatandaşın beklentisi, siyasetçilerin birbirlerinin özel hayatını tartışması değil; kendi hayatını kolaylaştıracak adımları atmasıdır. İnsanlar geçim derdiyle uğraşırken, gençler iş ararken, üreticiler emeğinin karşılığını almanın mücadelesini verirken siyasetin kişisel polemiklere sıkışması kabul edilebilir bir durum değildir.

Muş’un gündemi birkaç sosyal medya paylaşımından ibaret değildir. Bu şehrin konuşulmayı bekleyen gerçek sorunları, beklentileri ve çözüm bekleyen meseleleri vardır.

Muş’un ve ilçelerinin ihtiyacı, kimin özel hayatında ne yaşadığını tartışan bir siyaset anlayışı değil; vatandaşın sorunlarını bilen, çözüm önerileri sunan ve verdiği sözlerin arkasında duran bir siyaset anlayışıdır.

Vatandaş, siyasetçilerin sosyal medya üzerinden birbirlerine göndermeler yapmasını değil, seçim dönemlerinde verilen sözlerin ne kadarının yerine getirildiğini bilmek istiyor. Gençler polemik değil, gelecek istiyor. Esnaf müşteri ve ekonomik canlılık bekliyor. Üretici emeğinin karşılığını almak istiyor. Aileler çocuklarının daha iyi şartlarda eğitim görmesini, insanlar sağlık ve ulaşım hizmetlerine daha kolay erişmeyi bekliyor.

Bir kentin gündemi, birkaç kişinin birbirleri hakkında yaptığı paylaşımlara mahkûm edilemez. Siyasetin başarısı, sosyal medyada kimin daha fazla etkileşim aldığıyla değil, toplumun hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür.

Siyasetçinin başarısı rakibini ne kadar zor durumda bıraktığıyla değil, vatandaşın hangi sorununu çözdüğüyle değerlendirilmelidir.

Velhasıl sevgili dostlar; kimsenin özel hayatı üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Aynı şekilde, doğruluğu ortaya konulmamış iddiaların kesin gerçekmiş gibi sunulmasını ve insanların bu iddialar üzerinden hedef hâline getirilmesini de kabul edilebilir görmüyorum.

Bu yaklaşımın kime karşı kullanıldığına bakmadan, aynı ilkeyi herkes için savunmak gerekir. Çünkü mesele bir kişinin, bir partinin ya da bir siyasi grubun, düşüncenin meselesi değildir. Mesele, siyasetin hangi sınırlar içinde yapılacağı ve toplumun nasıl bir siyasi dil görmek istediğidir.

Siyaset, rakibinin mahremiyetini ortaya dökme yarışı olmamalı, siyaset, vatandaşın derdine derman olma yarışı olmalıdır.

Eğer ortada bir yanlış varsa bunun yolu hakaret, aşağılama ve itibarsızlaştırma değil; gerçeğin ortaya çıkarılması, hukukun işletilmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesidir.

Artık vatandaşlar, kimin kimin hakkında ne söylediğini değil, kimin bu şehir için ne yaptığını bilmek istiyor.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.