Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin en yoğun hissedildiği mübarek bir zaman dilimidir. Bu ayda yapılan yardımlar, sadece bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmak değil; aynı zamanda vicdanın, inancın ve insanlığın bir tezahürüdür.
Ancak son yıllarda dikkat çeken bir durum var: Yapılan yardımların alenî şekilde paylaşılması, dekontların, koli görüntülerinin, yardım listelerinin sosyal medyada sergilenmesi…
Elbette yardımlaşmak güzeldir. Hatta teşvik edilmesi gereken en önemli toplumsal değerlerden biridir. Fakat yardımın ruhu ile gösteriş arasındaki ince çizgiyi kaybettiğimizde, yapılan iyiliğin anlamı da sorgulanır hale gelmektedir.
İslam inancında sadakanın ve yardımın özü, riyadan uzak olmasıdır. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiği anlayışı, sadece bir mecaz değil; yardımın samimiyetini koruyan bir ölçüdür. Çünkü yardım; bir fotoğraf karesi değil, bir gönül meselesidir. Bir dekont değil, bir duadır. Bir paylaşım değil, bir sorumluluktur.
Bugün ne yazık ki bazı yardımlar, ihtiyaç sahibinin mahremiyetini zedeleyecek şekilde açıkça sergilenebiliyor. Yardım kolisinin başında çekilen fotoğraflar, yardım yapılan kişilerin görüntüleri, banka dekontlarının paylaşılması… Bunların her biri, farkında olmadan iyiliğin özünü gölgeleyebiliyor. Oysa gerçek iyilik, sessiz olandır. Reklamsız, alkışsız ve karşılık beklemeden yapılandır.
Bir diğer önemli mesele de niyet meselesidir. Yardımın değeri miktarında değil, niyetindedir. Bir kişinin gizlice verdiği küçük bir yardım, gösterişle yapılan büyük bir yardımdan daha kıymetli olabilir. Çünkü İslam’da ameller niyetlere göredir ve gösteriş (riya), yapılan ibadetin manevi değerini zedeleyen en büyük tehlikelerden biri olarak kabul edilir.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Yardım mı yapıyoruz, yoksa yardımın reklamını mı?
Toplumsal olarak yardımlaşma kültürünü büyütmek istiyorsak, önce yardımı bir gösteri aracı olmaktan çıkarmalıyız. İhtiyaç sahibinin onurunu korumak, yapılan yardımın gizliliğine özen göstermek ve iyiliği sessizce çoğaltmak; hem insanî hem de dinî bir sorumluluktur.
Ramazan; nefsimizi terbiye ettiğimiz, kalbimizi arındırdığımız bir aydır. Bu ayda yapılan yardımların da aynı hassasiyetle, samimiyetle ve mahremiyetle yapılması gerekir. Çünkü iyiliğin en güzeli, kimse görmeden yapılandır. En makbul yardım ise sadece Allah rızası için olandır.
Unutmamak gerekir ki, bir elin verdiğini diğerine duyurmadan yapılan yardım; hem kalpleri incitmez hem de sevabı büyütür. Gösterişten uzak, sessiz ama derin bir iyilik… İşte Ramazan’ın ruhuna en çok yakışan yardım anlayışı da tam olarak budur.
Bu vesileyle başta Bulanıklı hemşehrilerimiz olmak üzere tüm İslam âleminin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor, bu mübarek ayın gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, toplumumuza birlik ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.

