SERHED HABER- Bir fikre, bir kişiye ya da bir inanca öyle sorgusuz sualsiz bağlanmak… Ne zaman düşünmek bu kadar tehlikeli, soru sormak bu kadar yasak hale geldi?
Artık sadece bir düşünceyi benimsemek yetmiyor; onu kutsaman, asla eleştirmemen, aksine savunman bekleniyor. Kimse kendine “Ben neden böyle düşünüyorum?” diye sormuyor. Sorana da hemen bir damga: ya hain, ya nankör, ya da "kendi değerlerine düşman." Oysa insan dediğin böyle robot gibi yaşamaz. Sorar, düşünür, tartar, fikrini gözden geçirir. Aklı bunun için var.
Sormadan kabul etmek kolaydır tabii. Hazır düşünceler önüne konur, sen de alır, ezberlersin. Araştırmana, sorgulamaya gerek kalmaz. Bu da insana rahat gelir. Zihin çalışmaz, soru üretmez, sadece verilen cevabı tekrar eder. Ama işin kötüsü şu: Bu rahatlık başta tatlı gelir, ama sonunda seni bir başkasının düşüncesine esir eder. Kendi aklını bir kenara bırakmışsındır çünkü.
Bu işin bedelini sadece kişi değil, toplum öder. Çünkü hiç kimse bir fikri sorgulamazsa, o fikir çürür. Kimse bir yöneticiyi eleştirmezse, o yönetici yozlaşır. Kimse bir inancı anlamaya çalışmazsa, o inanç zamanla dogmaya dönüşür. Körü körüne inanmak, insanı ilerletmez. Sadece yerinde saydırır, hatta bazen geriye götürür.
Tarihe baktığımızda, ne zaman herkes aynı şeyi düşünse, orada bir tehlike başlamıştır. Herkes alkış tutarken bir kişi çıkıp "Bir dakika, burada bir gariplik yok mu?" diyemiyorsa, işte orada özgürlük bitmiş demektir. Çünkü herkesin aynı şeyi düşündüğü yerde, aslında kimse düşünmüyordur.
Bakın, düşünmek kolay bir iş değildir. Cesaret ister. Çünkü düşündüğünüzde, bazen inandığınız şeyleri sorgulamak zorunda kalırsınız. Bu da insana korkutucu gelir. Ama unutmayın, gerçek inanç, sorgulamaktan kaçmayan inançtır. Gerçek fikir, eleştiriye dayanabilen fikirdir.
Bugünlerde her kafadan bir ses çıkıyor, her yer bilgiyle dolu. Ama bu bilgi kirliliği içinde kimin ne dediğine değil, neden dediğine odaklanmalıyız. Duyduğumuz her şeye değil, düşündüğümüz şeylere bile şüpheyle yaklaşmalıyız. Çünkü bir düşünce, şüpheye dayanabiliyorsa gerçektir. Yoksa sadece bir ezberdir.
Şüphe etmek zayıflık değildir. Aksine, güçlü insan şüphe eder. Sorar. Kendi fikrini bile eleştirir. Çünkü bilir ki; değişmeden gelişme olmaz.
Sorgulamadan yaşayan insan, bir başkasının hayatını yaşar. Kendi aklıyla değil, başkasının fikirleriyle hareket eder. Oysa insan dediğin, aklını kullanarak özgür olur. Gerçek özgürlük, önce kafada başlar.
Son Söz
Sormayan insan, doğru cevabı bulamaz. Sorgulamayan toplum, başkalarının oyuncağı olur. Düşünmeyen millet, kolay yönlendirilir.
O yüzden en büyük gücümüz aklımızdır. Onu bir kenara bırakmak, kendimizi bırakmaktır. Düşünmek artık bir lüks değil, mecburiyettir.
Çünkü düşünmeyen değil, düşünen insan dünyayı değiştirir.
Kalın Sağlıcakla...

