SERHED HABER- Bulanık ilçesi bugün, belki de tarihinin en kritik eşiklerinden birinde durmaktadır. Sağlıkta yaşanan erişim problemleri, eğitimdeki yapısal eksiklikler, tarım ve hayvancılıktaki verimsizlik ve yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları artık ertelenebilir meseleler olmaktan çıkmıştır. Bu sorunların her biri tek başına ağır bir yükken, hepsinin aynı anda bir ilçenin omuzlarına yüklenmiş olması, meselenin ciddiyetini daha da derinleştirmektedir. Tam da bu noktada Bulanık’ın, güçlü bir sivil toplum iradesine, kanaat önderlerinin rehberliğine ve kamu kurumlarının samimi iş birliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.
Bugün Bulanık’tan büyük şehirlere yönelen göç, yalnızca nüfus hareketi değil; aynı zamanda umudun, emeğin ve geleceğin göçüdür. Gençler iş bulamadığı için, çiftçi emeğinin karşılığını alamadığı için, öğrenciler nitelikli eğitim imkanlarına ulaşamadığı için doğup büyüdüğü toprakları terk etmektedir. TÜİK verileri incelendiğinde, bölgeden batıya doğru süregelen bu göç dalgasının her yıl arttığı açıkça görülmektedir. Bu durum sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik bir çözülmeye de işaret etmektedir.
Ekonomik gerilik ise bu göçün hem sebebi hem de sonucudur. Tarımda modern tekniklerin yeterince kullanılmaması, hayvancılığın geleneksel yöntemlerle sınırlı kalması ve üreticinin pazara erişimde yaşadığı sıkıntılar, ilçenin ekonomik potansiyelini büyük ölçüde sınırlamaktadır. Oysa Bulanık, verimli toprakları ve güçlü hayvancılık geleneği ile aslında kendi kendine yetebilecek bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi ise ancak ortak akıl ve kolektif bir irade ile mümkündür.
Sağlık alanındaki eksiklikler de göz ardı edilemez bir gerçekliktir. Nitelikli sağlık hizmetine erişimde yaşanan zorluklar, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlarımız için hayati bir sorun haline gelmiştir. Eğitimde ise fiziki imkanların yetersizliği, öğretmen sirkülasyonu, yükseköğrenimde yurt imkanlarının olmayışı ve kaynak eksikliği, çocuklarımızın geleceğini doğrudan etkilemektedir. Bu tablo karşısında sessiz kalmak, geleceğe karşı sorumluluktan kaçmak anlamına gelir.
İşte tam da bu noktada, Bulanık’ın kaderini değiştirecek olan şey; parçalanmışlık değil, birliktir. Sivil toplum kuruluşları, yerel yöneticiler, akademisyenler, iş insanları ve halkın kendisi aynı masa etrafında buluşmadıkça, hiçbir sorun kalıcı olarak çözülemeyecektir. Kanaat önderlerinin toplumsal yönlendirme gücü ile resmi kurumların icra kapasitesi birleştiğinde ortaya çıkacak sinerji, ilçenin kaderini değiştirebilecek güçtedir.
Bu birliktelik sadece ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda toplumsal barışı da beraberinde getirecektir. Farklılıkların ayrışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olarak görüldüğü bir anlayış; insanların birbirine olan güvenini artıracak, birlikte yaşama kültürünü güçlendirecektir. Çünkü bir toplumun en büyük gücü, bireylerinin birbirine olan inancı ve dayanışma ruhudur.
Artık ayrılığın, ötekileştirmenin ve küçük hesapların son bulması gerekmektedir. Bulanık için yeni bir başlangıç, ancak ortak bir irade ile mümkündür. Bu yazı bir çağrıdır; suskunluğa değil, harekete; dağınıklığa değil, birliğe; umutsuzluğa değil, yeniden dirilişe bir çağrı. Eğer bugün bu birliktelik sağlanırsa, yarın Bulanık yalnızca sorunlarıyla değil, çözümleriyle de anılan bir ilçe olacaktır.
Bu birliktelik, yalnızca dünyevi bir dayanışma değil; aynı zamanda manevi bir sorumluluktur. İslam’ın emrettiği “vahdet” anlayışı, yani birlik ve beraberlik ruhu, tam da bugün Bulanık’ın ihtiyaç duyduğu hakikattir. “Müminler ancak kardeştir” düsturuyla hareket eden bir toplumda ne ayrılık kalır ne de çaresizlik. İşte bu nedenle Bulanık için asıl milat; kalplerin birleştiği, niyetlerin arındığı ve herkesin aynı hayırda buluştuğu o gündür.


