SERHED HABER- İnsan artık insanla değil, insan görüntüsüyle muhatap oluyor. Herkes birbirinin hayatında var ama kimsenin kimseye gerçekten “temas” ettiği yok. Modern çağ, dostluğu öldürüp cesedini “tanıdık” kelimesinin içine sakladı. Şimdi herkes birbirini biliyor, ama kimse kimseyi taşımıyor. Bilmek çoğaldı, anlamak kayboldu; kalabalık büyüdü, hakikat küçüldü.
Dostluk bugün bir duygu değil, bir pozisyon meselesi. Kimin yanında durduğun değil, kiminle aynı kareye girdiğin önemli. Makamlar, unvanlar ve geçici güç merkezleri etrafında dönen bu sahte yakınlıklar, aslında birbirini kollayan yalnızlıklar ittifakıdır. İnsanlar birbirine omuz vermiyor; birbirinin gölgesinde yer kapmaya çalışıyor.
İnsan, sevilmekten çok “işine yarayanı sevmeye” şartlanmış durumda. Bu yüzden duygular değil fayda hesapları konuşuyor. İçtenlik, yerini stratejiye bırakmış; samimiyet, yerini temkinli rol yapmalara devretmiş. Böyle bir düzende dostluk değil, en fazla “çıkar uyumu” doğar.
Toplum, ilişkileri hızlandırdıkça insanlığı yavaş yavaş törpüledi. Sosyal ağlar insanları birbirine bağlamadı; birbirinin hayatına seyirci yaptı. Herkes herkesin hayatına bakıyor ama kimse kimsenin hayatına dokunmuyor. Bakmak çoğaldı, görmek öldü.
Felsefi açıdan bu çağ, insanı kendi merkezinden kovmuştur. İnsan artık kendi için değil, başkalarının gözündeki temsili için yaşar hale geldi. Bu yüzden dostluk da bir “ayna ilişkisi”ne dönüştü: İnsanlar birbirini değil, birbirinde kendini beğendiği hâli seviyor. Ayna kırılınca da “dostluk bitti” sanılıyor, oysa baştan hiç başlamamış oluyor.
Herkes “dost kalmadı” diye şikâyet ederken, kimse dostluğu yaşatacak bedeli ödemeye yanaşmıyor. Çünkü gerçek dostluk, fayda değil yük ister; rahatlık değil sorumluluk ister; görünürlük değil sadakat ister. Modern insan ise sadakati değil konforu kutsuyor.
Bu yüzden ilişkiler artık birer tüketim nesnesi gibi kullanılıp atılıyor. İşe yarayan tutuluyor, yoran siliniyor, zorlayan “enerji düşürüyor” diye dışlanıyor. Böyle bir zihniyetin ürettiği şey dostluk değil, sadece zamana bağlı sözleşmelerdir. Ve her sözleşme gibi, şartlar değişince iptal edilir.
Ve sonunda insan, etrafında yüzlerce tanıdıkla ama içinde yankılanan bir boşlukla baş başa kalır. Çokluk artar, anlam erir; kalabalık çoğalır, sadakat kaybolur. İnsan en gürültülü çağında en derin yalnızlığı yaşar.
Gerçek dost Allah'tan başka değildir.


