Makamın İmtihanı: Kalbin Mutmain Olduğu Yerde Bırakabilmek

Yayınlanma : 15 Temmuz 2026 15:41
Düzenleme : 15 Temmuz 2026 15:44

SERHED HABER- Makamlar, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında bir güç, bir itibar ve bir kazanım olarak görünür. Oysa hakikatte makam, insanın omzuna yüklenmiş ağır bir emanettir. İlk günlerdeki heyecan, hizmet etme arzusu, adaletle hükmetme niyeti insanın içini diri tutar. Fakat zaman ilerledikçe bu heyecanın yerini ya hakikate sadakat ya da koltuğa sadakat gibi bir tuhaf haller alır. İşte tam da burada insanın kendisiyle olan imtihanı başlar. Zira her makam bir nasip olduğu kadar aynı zamanda bir imtihandır; ve her imtihanın sonunda bir hesap vardır.

Hizmet etmek, birleştirmek, geliştirmek ve vizyon katmak… Bunlar makamın ruhuna uygun olan asli sorumluluklardır. Makamı bir mevzi değil, bir menzil olarak görenler; orada kalıcı olmayı değil, orada değer üretmeyi hedeflerler. Ne var ki zaman zaman bu ulvi çerçevenin yerini küçük hesaplar, dar çevreler ve şahsi kaygılar alır. İşte o vakit hizmet yerini alışkanlığa, ideal yerini idare etmeye bırakır. Bu da makamın ruhunu zedeler, bereketini azaltır.

Kalbin mutmain olması ise bu sürecin en önemli mihenk taşıdır. Zira insan kendini aldatabilir, çevresini ikna edebilir; fakat kalbini susturamaz. Kalp, hakikatin sessiz şahididir. Eğer bir makamda bulunurken kalp huzur içindeyse, yapılan işin bir karşılığı, bir anlamı vardır. Lakin kalpte bir sıkıntı, bir ağırlık, bir eksiklik hissi beliriyorsa; bu, insanın kendine dönüp bakması için ilahi bir ikazdır. Nitekim “kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur” hakikati, bu iç muhasebenin de anahtarıdır.

Makamı bırakabilmek, işte bu iç muhasebenin en zor ama en erdemli sonucudur. Çünkü bırakmak, çoğu zaman kaybetmek olarak algılanır. Oysa hakikatte bırakmak, çoğu zaman kazanmaktır. Nefsini yenebilen, koltuğa değil hakikate bağlı kalan insan; hem kendine hem de temsil ettiği değerlere sadık kalmış olur. Bu, sadece bireysel bir fazilet değil; aynı zamanda toplumsal bir güven inşası olduğunu bilmek gerekir.

Ne var ki günümüz dünyasında makamdan ayrılmak çoğu zaman bir zafiyet olarak görülür. Koltuklar, adeta terk edilmemesi gereken kaleler gibi algılanır. Oysa bazı koltuklar vardır ki üzerinde uzun süre oturdukça insanı sadeuküçültür; bazıları ise vaktinde bırakıldığında insanı olduğundan daha fazla büyütür. Bu yönüyle bakıldığında, makamı bırakabilmek bir irade meselesi olduğu kadar bir ahlak meselesidir. Ve belki de en çok eksikliğini hissettiğimiz şey tam olarak bu olduğunu idrak etmek gerekir.

İlginç olan ise makamı elde etmek için verilen tuhaf mücadeler kadar, onu bırakmak için verilen güzel mücadeleler pek konuşulmaz. Oysa asıl kahramanlık, zirveye çıkmak değil; zirvedeyken inmeyi bilmektir. Zira inişi olmayan her çıkış, bir gün düşüşe dönüşür. İnsan bazen kendi hikâyesinin son cümlesini yazmayı bilmelidir. Aksi halde hikâye, başkalarının kaleminde ve çoğu zaman da daha acı bir şekilde tamamlanacağını unutmamak gerekir.

Bu bağlamda makamı bırakmak, sadece bir ayrılış değil; aynı zamanda bir yol açma iradesidir. Arkadan gelenlere alan açmak, yeni fikirlere imkân tanımak ve kurumsal devamlılığı sağlamak, en az makamı elde etmek kadar kıymetlidir. “Emaneti ehline vermek” düsturunun bir gereği olarak, bazen emaneti devretmek de en doğru tercihtir. Bu, hem bir teslimiyet hem de bir tevekkül halidir.

Bu vesileyle üç yıl boyunca şevkle sürdürdüğüm Bulanık Meslek Yüksekokulu müdürlüğü görevini geçenlerde bırakırken, işte tam da bu duyguların içinden geçtim. Başlangıçtaki heyecan, hizmet etme gayreti ve ortaya koymaya çalıştığımız çabanın ardından, kalbimin sesini dinledim. Eksiklerimi, yapamadıklarımı ve daha iyisinin mümkün olduğunu düşünerek bu görevi bırakmanın benim için bir eksiliş değil; bilakis bir iç huzura kavuşma vesilesi olduğunu hissettim. Rabbimden niyazım odur ki; bu süreçte yaptığımız her hayırlı iş kabul, eksiklerimiz / yapamadıklarımız ise affolunsun. Görevi devrederken geride bırakılanın bir koltuk değil, bir emanet olduğunu bilmek; insana bir güven duygusu vermektedir. Ve inanıyorum ki, bazen en büyük hizmet; vaktinde kenara çekilmeyi bilmektir. Vefa ile bu üç yıl boyunca bizlere destek ve dua eden herbir kişi ve kuruma candan teşekkür ederim...

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Casim YARARI 16 Temmuz 2026 21:40

    Çok değerli hemşerim sevgili Hocam(prof.Dr.İrşad. Sami YUCA) İlçemize 3 yıldan beri verdiğiniz hizmet ve sarfettiğiniz emekleriniz için teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum.Bundan sonraki süreçte çalışmalarınızda ve Akademik hayatınızda başarılar dililiyorum Allah yar ve yardımcınız olsun saygılarımla.