Dayak Atan Otoriteden Dayak Yiyen Mesleğe: Öğretmenliğin İtibar Çöküşü

Yayınlanma : 28 Ocak 2026 10:57
Düzenleme : 28 Ocak 2026 11:00

SERHED HABER - Cumhuriyet Türkiye’sinde öğretmenlik, uzun yıllar boyunca maddi zorluklara karşın tartışmalı ama güçlü bir otoriteyle var oldu. Bu otoritenin dili çoğu zaman sertti; cetvel vardı, tokat vardı, bağırma ve aşağılamayla terbiye etme anlayışı vardı. Bugünden geriye bakıldığında bunun pedagojik ve insani bir karşılığı olup olmadığı tartışmaya açıktır. Ancak asıl güncel trajedi şudur: dün öğrenciyi döven öğretmen figürü, bugün öğrencisi tarafından dövülen, alay edilen, aşağılanan öğretmen figürüne evrilmiştir. Şiddet ortadan kalkmamış, sadece yön değiştirmiştir.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden 1980’lere kadar okul, disiplinin kutsal mekânıydı. Öğretmen, devletin sınıftaki temsilcisiydi. Dayak, açıkça olmasa da fiilen bir terbiye yöntemi olarak kabul görmekteydi. “Eti senin kemiği benim” anlayışı, aile ile okul arasında sessiz bir mutabakata dönüşmüştü. Öğrenci korkardı; öğretmen sorgulanmazdı. Bu düzen ne adildi ne de insaniydi ama güçlüydü; öğretmen yalnız değildi, arkasında devlet, toplum ve aile vardı.

Zamanla bu yapı çözüldü. 2000’li yıllarla birlikte fiziksel ceza yasaklandı, öğretmen yetkileri daraltıldı, disiplin mekanizmaları gevşetildi. İlkesel olarak doğru olan bu dönüşüm, büyük bir boşluk yarattı. Çünkü öğretmenin elinden otorite alınırken yerine ahlaki, hukuki ve kurumsal bir koruma konulmadı. Otoritenin yerini belirsizlik, saygının yerini mesafesizlik aldı. Öğrenci artık korkmuyordu ama saygı da duymuyordu; öğretmen artık vuramıyordu ama kendini de savunamıyordu.

Son yıllarda kamuoyuna sosyal medya aracılığıyla yansıyan vakalar bu savrulmanın birer düşündürücü fotoğrafıdır. Öğrencinin öğretmeni darp etmesi, sınıfta alaya alması, cep telefonu kameralarıyla küçük düşürüp sosyal medyada teşhir etmesi artık münferit olaylar olarak geçiştirilemeyecek kadar yaygındır. Velilerin okula gelip öğretmene bağırması, tehdit etmesi, öğretmeni şikâyetle terbiye etmeye kalkması yeni bir norm haline gelmiştir. Bu, bireysel ahlaksızlıktan öte, kurumsal bir çöküştür. Sendikalar ise bü tür vakalarda kınamanın ötesine geçmeyecek kadar kış uykusundalar.

Öğretmen artık ne otorite figürüdür ne de korunandır. Öğrenci için öğretmen, not veren; veli içinse şikâyet edilebilir bir kamu görevlisidir. Siyasal dil, öğretmeni sürekli denetlenen, sürekli sorgulanan, her olayda potansiyel suçlu gibi gösterilen bir figüre dönüştürmüştür. Toplum da bu dili içselleştirmiş gibi görünüyor, öğretmene mesafesizliği hatta saygısızlığı normalleştirmiştir.

Modernleşme, maalesef burada bir kurtuluş değil; yanlış okunduğundan bir savrulma üretmiştir. Şiddetle mücadele edilirken otorite bütünüyle tasfiye edilmiş, disiplin kavramı neredeyse suç sayılmıştır. Oysa eğitim, ne korkuyla ne de başıboşlukla yürür. Öğretmen, ne döven bir cellât ne de dövülen bir mağdur olmak zorundadır. Ama bugün öğretmen tam da bu ikilemde sıkışmıştır. Sanki kurtarsnı da yoktur.

Bu tablo ülke eğitimi için sürdürülebilir değildir. Öğretmenliği yeniden ayağa kaldırmak, yalnızca maaş meselesi değil; itibar, güven ve hukuki koruma meselesidir. Öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışı, öğretmeni yok sayarak kurulamaz. Çünkü öğretmenin itibarı çökerse, okul çöker; okul çökerse toplum çöker.

Bugün öğretmenliğin bir diğer dramı ise şudur: dün yanlış bir otoriteyle güçlüydü, bugün doğru ilkelerle ama desteksiz bırakıldığı için güçsüzdür. Asıl mesele, şiddetsiz ama saygın; disiplinli ama insani bir öğretmenlik rejimini yeniden inşa edebilmektir. Aksi hâlde bu meslek, dövmenin suç, dövülmenin kader sayıldığı bir trajedi olarak tarih kitaplarında yerini alacaktır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Casim YARAR29 Ocak 2026 17:05

    Çok önemli hatta hayati bir konuya temas etmişsiniz,Bu nedenle yazınız için öncelikle teşekkür ederim, Umarım konunun gündemde tutulması ve öneminin vurgulanması bir nebzede olsa dikkat çeker ve bu önemli konuya ilgiyi artırır.