EĞİTİM ve CEHALET

Yayınlanma : 21 Mayıs 2026 21:49
Düzenleme : 21 Mayıs 2026 22:10

SERHED HABER- Eğitim her zaman cehaleti almıyor. Peki neden böyle? Bu durum eğitimden mi yoksa bireyden mi kaynaklanıyor? 

Cehalet; Türk Dil Kurumuna göre  bilgisizlik, bilmezlik veya öğrenim görmemiş olma durumu olarak ifade edilir. Tanım böyle ama tanımın sosyal hayatta karşılığı biraz daha farklı. Cehalet kavramının sözlük anlamından ziyade sosyolojik boyutunu, toplumda karşılık bulduğu anlamı tartışmak  önemlidir. Çünkü sözlük anlamından hareketle kavrama baktığımızda mektep görmüş, diploma sahibi herkes cehaletten kurtulmuş bilgili, alim; mektep görmemiş, diplomasız bireyler ise peşinen cahil olarak  kabul edilmektedir. Oysa biliyoruz ve göruyoruz ki hakikaat böyle değil. Diplomasız ama neredeyse bilge denilebilecek bir çok insan var.   Eğer cehalet eğitim ile giderilebilseydi, ‘bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür’ derler miydi? Bu sözle her ne kadar eğitime  fatura kesiliyor olsa da  maalesef bir gerçeklik payı da vardır.

Eğitim sistemine ideolojik, taraflı, eşitsiz olduğu iddası ile yöneltilebilecek eleştirileri burada tartışmayacağım. Eğitim sistemi elbette masum değil. Bu başka bir yazının konusu olabilir.   Ancak eğitim sistemi ne kadar taraflı, ideolojik ve eşitsiz olsa da temelde bir takım evrensel insani  ve yerel kültürel değerleri aşılar, anlatır, öğretir. Bazı diplomalılar bundan hiç nasiplenmemiş oluyor.  Bu toplumsal yara tam da burada kanamaya başlıyor. Bu diplomalılarda bu eksiklikler sosyal hayatta bir takım sorunlara da sebep oluyor. 

Eğitim sisteminin aşılamaya çalıştığı evrensel insani ve yerel kültürel değerlere rağmen birilerinin  bilinçli bir şekilde cehaleti seçtiği gözden kaçmıyor.

Eğitim sayesinde aydınlanmaktan ziyade konfor alanı yakalama derdinde olan diplomalılar gerçeği arayan, doğrudan yana olan, hak ve adalet için mücadele eden özneler olmak yerine elde ettiği konforlu yaşamını sürdürmeye odaklanır.  Bu kitle artık hayatı para kazanıp, ihtiyaçları karşılamak  ve eğlenmekten ibaret görmeye başlar. Eleştirel düşünme becerileri köreldiği için toplumsal olaylar ile ilgilenmezler. Eğlence ve konfor alanlarını rahatsız etmediği sürece.  Ekonomik sorunlar, kadın cinayetleri, işsizlik, eşitsizlik, hukuksuzluk, liyakatsizlik… hiçbir şey umurlarında değil. Yeterki konfor ve eğlence alanlarında ayaklarına dolanmayın.

Toplumda bu tipler az değil. Bunlar o kadar körleşmişler ki okuduklarını ve duyduklarını anlamaktan yoksun hale gelmişlerdir. Anlama, anlamlandırma sorunu yaşıyorlar.

Dile getirilen hakikat eğer konforunu olumsuz etkiliyorsa kör ve sağır olurlar. Bu da yetmez bazen ani bir saldırgan tutum da geliştrebilirler. Hakikati tartışmaya açan bireyler ile olayı mantıklı bir zeminde tartışmak, konuşmak, anlamaya çaılşmak yerine karşıdaki bireyi küçük düşürücü  tutum ve davranışlar sergilemeyi tercih ederler.  Çünkü karşıdaki birey huzuru bozmuştur ve  her türlü cezayı hak etmiştir.

 Bu noktada nezaket ve mantık yerini; gerçeği haykırana karşı duyulan öfkeye, kontrolsüz bir saldırganlığa ve adaletsiz bir körlüğe bırakır. Onlar için gerçek, huzur bozucu bir düşmandır.

Hayatın anlamı diploma sayesinde elde edilen konfor alanını muhafaza etmek olmamalıdır. Konformist birey bir anlama, algılama ve bağ kurma sorunu yaşamaya başlar.  Anlam kopukluğunu gideremez. Gerçeğe kayıtsız kalır. Dile getirilen gerçek konfor alanını tehdit ediyorsa bu tipler  birer saldırgana dönüşür. Çünkü bu diplomalı cahiller eğitimin matematik, tarih, edebiyat… öğreterek meritokratik bir toplum yarattığını düşünürler. Analitik düşünebilme fukaraları itaati ibadet mesabesinde görür. Eleştirel düşünebilenleri de tekfir eder. Diploma sayesinde bir üst sınıfa transfer olan bu bireyler içinden geldikleri toplumsal gerçekliğe, kendilerine yabancılaşmış gizli müfredatın  ahmaklaştırdığı vatana millete pek de faydası olmayan kimselerdir.

Sevgiyle kalın.

Takipte kalın.