ÖĞRETMEN-5 (TUTSAK ÖĞRETMEN)

Yayınlanma : 16 Kasım 2025 14:51
Düzenleme : 16 Kasım 2025 14:52

Öğretmen, müfredat kazanımlarını sunan bir teknisyen değildir.  Müfredatı harfiyen uygulayan bir memur hiç değildir. Evet, öğretmen bilgi, beceri, tutum ve değerleri öğrencilere kazandırır. Çocukların öğrenmelerini, düşünmelerini, anlamalarını, gelişmelerini, potansiyellerini fark etmelerini sağlar, onları destekler. Öğretmen en çok da çocukların olay ve olguları anlamlandırmalarını, konuya eleştirel bakabilmelerini sağlamak durumundadır. Öğretmen bilgi aktaran bir Android değil, bir rehberdir. Her çocuğun farklı öğrenme becerileri olduğunu bilen ve buna göre faaliyetleri planlayan bir rehber. Öğretmen uzmandır. Ve bu uzmanlık her türlü saygıyı hak eder.

 

İdeal öğretmenlerimiz vardı. Sonra teknisyen öğretmen oldular. Şimdi ise “Tutsak Öğretmen”lerimiz var.

 

İdeal öğretmenlerimiz; insanı, öğrenciyi, doğayı, bilgiyi, sevgiyi, empatiyi, adaleti temel alır buna göre faaliyetlerini yürütürdü.

 

Sonrasında müfredatların paket programlarında mevcut bilgiyi sunan ve becerilerden söz eden, bunun dışına çıkmayan, çıkamayan (en fazla çocukları sınav maratonlarına hazırlayan) teknisyen öğretmenlere dönüştüler. Şimdi ise (çoğu) tutsak oldular.

 

Hukuksal anlamda bir tutsaklıktan söz etmiyoruz. Burada kastettiğimiz tutsaklık fiziksel bir hapsolunma değil elbette. Öğretmenin içinde bulunduğu durumu izah etme açısından metaforik bir anlam olarak düşünebiliriz. Yasa ve yönetmelikler gerekçe gösterilerek sosyal psikolojik anlamda öğretmenin hareket alanının daraltılması olarak da anlaşılabilir. Elbette öğretmenin uyması gereken yasalar, yönetmelikler vardır. Ve öğretmen bunlara uygun hareket etmelidir. Burada kastettiğimiz durum, öğretmenin eğitim yöneticileri tarafından aşırı bir şekilde kontrol altında tutulmasıdır. Ayrıca öğretmenlerin bir çok sebebe bağlı olarak süreçte aktif bir özne olarak inisiyatif alamaması, sürece katılım sağlayamaması durumudur.  Sonuç olarak da düşünsel, duygusal ve ekonomik olarak bağımlı hale gelmesi ve pasif bir duruma düşmesidir.

 

Mesleki itibar kaybından sonra öğretmenin kazancı, ekonomik durumu da bu süreci biçimlendiren önemli bir paradigma olarak karşımızda durmaktadır. Özel okullardaki tutsak öğretmenlik durumu devlet okullarıyla kıyaslanmayacak derecede çok daha vahim bir seviyededir.  Devlet okullarında eğitim yöneticilerinin öğretmeni baskı altına almayı hedefleyen, öğretmenin hareket alanını daraltan birtakım keyfi uygulamaları idari ve adli soruşturma süreçlerine konu olabilirken özel okullarda bu da pek mümkün olmuyor maalesef.

 

Özel eğitim kurumlarında öğretmenliğin zorlukları tartışma götürmez bir gerçekliktir. Kazanç eşitsizliği, eğitsel faaliyetlere katılım dışında ücretlendirilmeyen ek işler; veli toplantıları, nöbetler, hafta sonu etkinlikleri, ek etütler vs. durumlar öğretmeni tutsak hale getirmektedir.  Bu durum sosyal psikolojik açıdan birçok sorun yaşatmaktadır. Ancak özel okul öğretmeninin şikâyet mercii de yoktur. Sözleşmeler yıllık imzalanır ve öğretmen neredeyse güvencesizdir. Ne olursa olsun öğrenci, veli, patron memnuniyeti sağlanmalıdır. Aksi durumda yıllık performans değerlendirmeleri iş akdinin kolay bir şekilde feshedilmesine yeter sebeptir.    Öğrenci müşteridir. Öğretmen tezgahtar. Patron, mal ve hizmet satan bir tüccar. Kapitalist piyasa, dolaysıyla patron her zaman müşteriyi haklı bulur. Müşteriyi kaçırmamak için öğretmen patrona itaat etmek zorundadır.  Dolayısıyla böyle bir iş ortamında sessizlik ve itaat kültürü kendini yeniden üretir. Ve bu döngü devam eder. Öğretmen teslim olmak zorundadır. Yoksa kendisini kapının dışında bulur. Sendikal mücadele patronun istemediği bir durumdur. Özel okul öğretmeni işveren ile karşı karşıya gelmek istemez. Bundan dolayı özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin örgütlü mücadeleye katılımı %3,5 civarında ve çok zayıf bir seviyededir.

 

Devlet okullarında risk bu kadar ciddi, öğretmenler de bu kadar savunmasız değil. Sendikalara üyelik ciddi bir orandadır. 2024-2025 sendikaların üye sayısı 866.650 civarındadır.  Bu sayı en fazla üyesi olan ilk sekiz öğretmen sendikalarının toplam üye sayısıdır. Ancak yine de devlet okullarında bir kısım öğretmen tutsak öğretmen konumundadır. Bu durum özelikle küçük kentlerde yaşanır. Bu kentlerde  eğitim yöneticileri çoğunlukla yerlidir. Yetkili sendikanın üyesidir. Uzun zamandır kendi memleketinde çalışıyor olmanın getirdiği sendikal ve siyasal nüfuzu vardır.  Bazı liyakat sahibi olmayan, mülakatla atanmış yerli eğitim yöneticileri  yeni göreve başlayan, görev yaptığı kentte doğmamış (yerli olmayan), özellikle de kadın öğretmenlerin hareket alanını daraltan, sosyal psikolojik baskı oluşturduğu vakidir.   Maalesef bu durum çoğunlukla da gündeme gelmez. Öğretmen çoğu zaman durumu kabullenmiş, tayin alıncaya kadar sineye çekmeye razı olmuştur.  Bu böyle devam ettiği sürece durum değişmeyecektir.

 

Çoğunlukla Tutsak Öğretmenlik  başka bir okulda devam eder.

Sevgiyle kalın.

Takipte kalın.