Kraliçe olmak zordur. Kraliçe kalmak daha da zor.
Toplumsal değişim ve kadınların bütün iş kollarında çalışma hayatına başlaması karşılıklı olarak birbirini etkileyen süreçleri içerir. Kadın iş hayatına girdikçe toplum değişti, toplum değiştikçe kadının iş hayatındaki varlığı artarak devam etti.
Kadın, erkek egemen toplumda duygusal, evcimen, bazı becerileri gerektiren işlerde başarısız olma olasılığı yüksek olduğu, yönetim kademelerinde olmaması gerektiği algısı ile karşı karşıyadır. Ancak bir şekilde “Cam Tavan” ı kırmış ve yukarı çıkmış kadın bulunduğu yerde varlığını devam ettirebilmek için kendini erkekler ile kıyasıya bir yarışın içinde bulmuştur. Bu durum ister istemez çalışma hayatında bir kısım kadın çalışanın hayata, sosyal münasebetlere, ev ve iş ilişkilerine yönelik tutum ve davranışlarını etkilemektedir. Kimisi “hanım hanımcık” işine gidip gelirken arta kalan zamanlarında aile, eş, çocuk, ev ve diğer yakın çevre münasebetleri ile hayatına devam etmekte, kimisi bunların yan ısıra kendine daha fazla sosyal alan yaratmakta kimisi de erkek egemen toplumda eril otoriteye karşı girilen hiyerarşi yarışında daha fazla yetki için çok daha sert, ya da başka bir ifade ile daha fazla erkeksi olma durumunda kalmaktadır. Aksi durumda iyi bir yönetici olamadığı düşüncesi ile saf dışı bırakılması muhtemeldir.
Hiyerarşide bir yer edinmenin hazzı birçok kadın için vazgeçilmezdir. Çünkü işgücüne katılım ve yetki paylaşımı toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması anlamına gelmektedir. Başka bir ifade ile feminist bloğun, “erkekler ile aynı hak ve yetkiye sahip olmak” gibi parlak bir sloganına tekabül ettiğini söylemek de mümkün. Ancak çalışan kadının burada kadın dayanışmasını temele alan feminist bir ruh ve bir yaklaşımdan çok maskülen[1] bir tutum içinde olduğunu söylemek mümkün.
Hiyerarşide yer almış kadın, hemcinsleri ile dayanışma içinde olmak yerine çoğunlukla çatışma ve hemcinslerini desteklememe, hiyerarşide yer almalarının önüne engeller çıkarma, dedikodu yaymak suretiyle aşağıya itme davranışlarını sergiler. Rakip olarak gördüğü hemcinsleri ile arasına mesafe koyar ancak daha yukarı pozisyonlarda bulunan kadın yöneticiler ve erkek yöneticiler ile münasebetlerini her şeye rağmen iyi tutma eğiliminde olur. Çünkü tutunabilmenin yolu budur: Yerine gelebilecek hemcinslerini imha et, elini tutacak, hiyerarşide kalmanı sağlayacak yukarıdakileri ihya et.
Kraliçe olmak zordur. Kraliçe kalmak daha da zor, diye başlamıştık yazıya. Binlerce arının olduğu kovanda bir tane kraliçe arı bulunur. Kraliçe arı sendromu[2] 1970’li yıllarda literatüre kazandırılan bir kavramdır.
Kraliçe Arı Sendromu, adını, arı kovanındaki kraliçe arıdan almaktadır. Çünkü kraliçe arı, diğer arıları baskılar ve kendisine karşı tehdit olarak algıladığı her şeyi dışlar. Kraliçe arı sendromuna yakalanmış çalışan bireylerin davranış özellikleri, iş hayatında ve özellikle yönetici pozisyonda olan kadınların tutum ve davranışlarında görülebilmektedir. Kraliçe Arı Sendromu; yönetici pozisyonunda bulunan kadınların iş ortamında diğer çalışan kadınları tehdit olarak görmesi, onları baskılaması ve kendi egosunu tatmin etmek amacıyla onlarla rekabet halinde olması şeklinde tanımlanır. Başka bir ifade ile bir kadının, erkek egemen bir ortamda başarılı olabilmek için, diğer kadınları desteklemek yerine onları rakip olarak görmesi ve dışlaması olarak da tanımlanabilir. Kraliçe arı pozisyonunu korumak ve daha güçlü olmak için diğerlerini baskılamak durumundadır.
Kraliçe arı yöneticiler, kendilerinden daha nitelikli, daha çalışkan, beceri sahibi rakip olabilecek diğer kadınları kıskanır, baskı kurmaya çalışır, görmezden gelir, onlarla dayanışma yerine ciddi bir rekabet içine girer, onların başarılarına tahammül etmez, onları küçümser ve geri planda tutar. Aşırı dikkatli ve kontrolcü kraliçemiz zayıf karakterli üst yöneticileri de kolaylıkla yönlendirebilmektedir. Bu becerisi sayesinde iş ortamında istediği zaman iş barışını, iş ortamının huzur iklimini bozabilecek angarya taleplerde bulunup kaosa sebep olabilmektedir. Bu durum gerilim ve kaosa sebep olduğunda ise “kraliçe arı” eril gücü de arkasına alarak rakip olabilecek hemcinslerini daha kolay imha etme imkânı yakalar.
Kraliçe için, takım çalışması, kadın dayanışması, motivasyon, kurumsal başarı, iş ortamında huzur, yaratıcılık bir anlam ifade etmez. Egemen erkekler dünyasında kalabilmek için muhtemel kadın rakiplerin tepelenmesi gerekir. Bunun için de etik gözetilmez.
Bunlardan az da olsa eğitim kurumlarında da var.
Sevgiyle kalın.
Takipte kalın.
[1] Fransızca kökenli olan maskülen kelimesi; erkek, erkeksi, erkek gibi, erkeği andıran, eril ve erkeğe benzeyen gibi anlamlara gelmektedir.
[2] Benz. (Michigan Üniversitesi'nden psikologlar Graham Steiner, Toby Epstein Jayaratne ve Carol Travis)

