Okullarda Çalan Tehlike Çanlarına Kulak Verin

Yayınlanma : 08 Ocak 2026 18:48
Düzenleme : 08 Ocak 2026 18:52

SERHED HABER- Türkiye’nin en köklü ve  nitelikli okullarından biri olan İstanbul Erkek Lisesi,  24–26 Kasım tarihleri arasında yaşandığı iddia edilen “taciz” ve “şiddet” olayları ile gündem olmuştu.  Böyle köklü bir eğitim kurumunun medyaya bu iddialar ile haber konusu olması hem şaşırtıcı hem de üzücü idi. Ancak bu haber bir kez daha ‘okullarımızda çalan tehlike çanlarına kulaklarınızı kapamayın’ diyecek türden bir uyarı oldu.

Soruşturma sonuçlandı.  Üst sınıf öğrencilerinin erkek öğrenci pansiyonunda alt sınıftaki öğrencileri bir araya toplayıp darp ettikleri, ağır hakaretlere maruz bıraktıkları ve baskı ortamı oluşturdukları belirlenmiş. Bu olaylar iki gece boyunca tekrar etmiş. Olay planlı ve sistematik bir şiddet vakası olarak kayıtlara geçti.  Kız öğrencilere yönelik taciz iddiaları ise konu ile ilgili somut delil bulunamadığı için doğrulanamadı. Anlayacağınız taciz olayı kapandı. Gerçekten her şey bu kadar mı? Bu olay ile ilgili resmi raporlar bunları söylüyor. Biz de öyle olduğunu kabul ediyoruz. Ancak yaşadığımız, tanık olduğumuz, sahadan (başka okullarımızdan) aldığımız bilgiler, gördüklerimiz, duyduğumuz ve doğruluğunu teyit ettiğimiz başka olaylar özellikle de pansiyonlu okullarımızda ciddi sorunlarımız olduğunu göstermektedir.  
 

Yatılı (Pansiyonlu) okullar, sosyoekonomik olarak alt bölgelerden okumak isteyen çocuklar için büyük bir imkân yaratır. (Ben de sekiz yıl yatılı okullarda okudum.) Bazen dezavantajlı çocuklar için sağlanan bu okuma imkânı katlanılması zor bir hayat mücadelesine dönüşebiliyor. Çocukların ailelerinden eğitim süresi boyunca  ayrı kalması, kapalı kurum yapısı,denetimin sadece idari olarak gerçekleşmesi, denetimlerin çocuk güvenliğini esas almaması çocuk güvenliği açısından bu okulların sorunlu alanlar olmasına neden olmaktadır.

Kapalı kapılar arkasındaki hiyerarşi okulu bir hapishaneye dönüştürebiliyor. Bundan dolayı pansiyonlu okullar çoğu zaman gün yüzüne çıkmayan görünmez bir şiddetin mekânı olabiliyor.

Pansiyonlarda kronik hale gelmiş iki tür şiddet yıllardır devam etmektedir. Akran zorbalığı ve idareci tehdidi/şiddeti. Bu iki şiddet türü, özellikle de idareci tehdidi/şiddeti çoğu zaman gün yüzüne çıkmaz. Akran zorbalığı zaman zaman patlak verdiğinde okul yönetimleri ve aileler böylece haberdar olup olayı çözmeye çalışıyorlar ama çoğunlukla gizli kalır. Benzer şekilde idareci şiddeti/tehdidide büyük oranda gün yüzüne çıkmaz. Bunun birçok sebebi vardır.

Çocuklar itiraz etmezler. Okuldan atılma tehdidi Demokles’in kılıcı gibi tepelerinde sallanıp durur.  İtiraz edecek olsalar bile “kurumun itibarı” için itiraz sessizlikle karşılanır ve bilinçli bir şekilde sönümlendirilir.  Zaten çocuklar yüksek sesle itiraz edebilecek ve gerektiğinde bu itirazı bir direnişe dönüştürebilecek güce ve bilince sahip değiller. Aileler de çoğunlukla hadiselerden haberdar değildir. Olsalar bile sulh yoluna gidip çocuğun okulda kalmaya devam etmesini sağlamayı tercih ederler. Çünkü idarecilerin veliye karşı da önemli bir kozu vardır:“Olmuyorsa çocuğunu okuldan (pansiyondan) al.”Devletin dezavantajlı çocuklar için oluşturduğu bu imkân idareci için bir koz olmuştur artık. Ve bu koz, çocuğunu okutmak isteyen veli için okul idaresinin bir lütfuna dönüşmüştür.  Olay kapanır. Soruşturma konusu olanlar da raporlara başka türlü yansır.

Kurumun itibarı gözetmek adına problemleri örtbas etmek eğitim sisteminin işleyişini ciddi anlamda bozmaktadır. Örtbas edilen her problem okul içi hukuksuz uygulamaları, usulsüzlükleri, keyfi uygulamaları, yönetmelik ihlallerini, ihale hırsızlığına kadar bir sürü problemi yeniden yaşatmaktadır. En önemlisi de öğrenciler bunun bedelini ödemektedir. Çünkü başarısız, liyakatsiz, hukuk dışı uygulamaları dahi olan bazı yöneticiler adeta dokunulmazlık zırhına büründüğü için bu idareciler eğitim kurumlarında hesap vermekten muaf kalıyorlar. Örtülen her sorun giderek büyümekte ve yeniden yeni sorunlar üretmeye devam etmektedir.

Yatılı okullarda çoğunlukla disiplin merkezli bir eğitim anlayışı vardır. Disiplin merkezli yaklaşım kurum itibarı ve başkaca sebeplerden dolayı şiddeti görünmez kılabilmektedir. Bu okullarda çocukların kişilik oluşturduğu, sosyal ve duygusal gelişimlerinin şekillendiği unutulmamalıdır. Yaşanan ve örtbas edilen her şiddet, akran zorbalığı, ihmal ve istismar olayı çocukların kişilik gelişimlerini olumsuz etkilemekte, sonraki yaşamlarında telafisi güç travmalar yaratmaktadır.

Okulda çocuğun güvenliğini sağlamak kurumun temel sorumluluğudur. Pansiyonlu okullar barınak değil eğitim kurumudur. Bireylerin ve özellikle de çocukların her türlü şiddetten korunması devletin ve eğitim kurumlarının sorumluluğundadır.

Çocuğunu korumayan bir eğitim kurumu düşünülemez.

 

Sevgiyle kalın

Takipte kalın


 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.