RUHSAL TERÖR: MOBBİNG -2

Yayınlanma : 29 Haziran 2025 22:50
Düzenleme : 29 Haziran 2025 22:51

SERHED HABER- Ruhsal Terör: Mobbing-1’de Mobbing kavramının kökeni ile ilgili kısa bir açıklama yapmış, iş hayatında, bütün meslek gruplarında görülebilen bir vaka olduğunu ifade etmiştik. Yine mobbing eylemini gerçekleştiren faillerin daha çok yetersiz, yeteneksiz, asosyal, narsist, paranoid, obsesif kişilik bozukluğu olan, kaygılı, sinsi, kinci, megaloman, kompleksli, ikiyüzlü, kibirli, kıskanç,güç odaklı, iletişimi ve insani ilişkileri sınırlı, empati yoksunu, kontrolcü, bağımlı, tacizkar ve korkak kişilik özelliklerine sahip kimseler olduğunu belirtmiştik.

 

Saha çalışmalarının ayrıca mobbing kurbanı bireylerin ise mücadeleci, cesur, iyi niyetli, dürüst, etki alanı güçlü, güvenilir, mesleki özgüveni ve örgütsel bağlılığı yüksek, idealist, duyarlı, merhametli ve gururlu kimseler olduklarını ortaya koyduğunu belirtmiştik.

 

Bu yazıda ise‘Eğitim Köşesi’nden mobbingin sonuçlarını ve çözüm önerilerini paylaşmak istiyorum.

 

Mobbing mağduru bireyde psikolojik ve fizyolojik birtakım problemler baş gösterir: Kaygı, tükenmişlik sendromu, özgüven kaybı, depresyon, uyku bozuklukları, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, işten soğuma, işte performans düşüklüğü gibi.

 

Ayrıca öğretmenlik mesleğinde bunlara ilaveten, okula karşı soğuma, derse girmek istememe, öğrencilerle kurulan ilişkilerin zayıflaması, akademik üretkenliğin azalması, öğretim kalitesinin düşmesi gibi sonuçları da bilinmektedir.

 

Okullarda yönetici kadroların yeniden yapılandırılması, yıldırma vakalarının artmasına sebep olmaktadır. Liyakat sahibi olmayanların psikolojik baskı kurmak suretiyle okulda hâkimiyet sağlama amacını taşıdığıbilinmektedir.

 

Okullardaniteliksiz, mobbing uygulamaya eğilimli yöneticilerin öğretmenleri aşağıladıkları, tehdit ettikleri, iş performansları ile ilgili eleştirilerde bulundukları, fikirlerini önemsemedikleri, onlar hakkında dedikodu yaparak söylenti çıkardıkları, öğretmenlere yüksek sesle bağırdıkları,öğrencilerin ve başkalarının önünde kişilik haklarına saygısızlık yaptıkları bilinen bir gerçekliktir. Ancak bu hukuksuz uygulamalar çoğunlukla mağdurun korkakça tutumundan dolayı gün yüzüne çıkmaz. Ya da kurum içinde, ufak bir ayrıcalık karşılığında bu hakaretler sineye çekilir, kol kırılır yen içinde kalır. Daha sonra yöneticinin bu, kaba ve hukuk dışı tutumuna maruz kalmamak, idare ile karşı karşıya gelmemek için süt dökmüş kedi modunda içten içe kahrederek mesai devam ettirilir. Bu mağdurların çoğu moral ve motivasyon kaybı, tayin yaptırma isteği, okuldan soğuma, öğrencilere yararlı olamama, etkinliklere katılmama, aile hayatında sorunlar yaşama, rapor alma sıklığının artması ve odaklanamama gibi sorunlar yaşamaya devam edecekler. Bunun bir sonucu olarak mağdurların sıklıkla üzüntü, korku, kaygı, güvensizlik, öfke, baskı, değersizlik, dışlanmışlık, önyargı ve bıkkınlık yaşadıkları da açık bir gerçekliktir.

 

 

Her şeyden önce mobbing çok ciddi ve en fazla cezasız kalan bir suçtur. Bu suçun günahı sadece failin değil aynı zamanda mağdurundur da.  Çünkü mağdurlar susmayı tercih ettiği için bu suç cezasız kalmakta ve cezasız kaldığı için kendini yeniden üretmektedir. Hukuki işlem yapılmadığı sürece fail yaptığı yanına kâr kalan, efelenmeye devam eden biri olarak var olmaya devam edecektir. Bu tip yöneticilerden medet ummak, insan hak ve özgürlüklerine, hukuka ve yönetmeliklere göre adil bir yönetim sergilemelerini beklemek akıllıca olmayacaktır. Çünkü bunlar niteliksiz, liyakat ehli olmayan, birilerinin yukarıdan talimatı ile bir koltuk elde etmiş ve bu koltukta baskı ve yıldırma ile kalabileceğine inanan güdük zihniyetlilerdir. Buna karşın nitelikli, liyakat sahibi yönetici kurumunda barış ve huzur iklimini tesis eden, kıymeti kendinden menkul, saygın, sevilen, hürmet edilendir. Çevresinde bu tür saygın yöneticileri gören güdük zihniyetliler, saygınlık kazanmanın baskı ve zor kullanma ile sağlanabileceğini sanarak aptalca bir vizyon geliştirirler.  Böylece sahip oldukları yetkilerini kötüye kullanarak saygın olmak isteyen bu fukaralar kurumun bütün huzur iklimine de incir ağacı dikmiş oluyorlar.

 

Bu niteliksiz, kendini beğenmiş, hukuksuz uygulamaları olan ancak hasbel kader yönetici olmuş kişilerin devletin kurumlarının başında kalmaları vatana, devlete ve millete büyük zarardır. Bunlara tanık olup da susmak ihanettir. Bunlar hakkında gereken yasal işlemlerin yapılmasını istemek hukuka saygısı olan herkesin vatanına ve milletine borcudur.

 

Bu tür liyakatsizler ifşa olmalıdır. İdari ve adli soruşturma süreçlerinin başlatılması talep edilmelidir. Bunlar; “devletin malı deniz yemeyen domuz” diyen taifeden. 

 

Bunlar sadece ARSIZdeğil aynı zamanda da HIRSIZ…

Sevgiyle kalın.

Takipte kalın.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.