SERHED HABER- Devletin okulları öncelikle çocukların sonra da bütün vatandaşlarındır. Okullarımız liyakatsizlere bırakılamayacak kurumlardır.
1995 yılından beri eğitim camiasının içinde farklı statülerde görev yaptım. Milli Eğitim Bakanlığı taşra teşkilatında yardımcı hizmetli olarak başladığım memuriyet hayatım, ambar ayniyat memurluğu, muhasebe memurluğu, öğrenci işleri, öğretmenlik, eğitim yöneticiliği gibi statülerde devam etti. Bugün Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak eğitime hizmet etme görevini devam ettirmekteyim. Yarın nerede hangi şekilde hizmet etmeye devam edeceğimi bilemem. Allah bilir.
30 yıldır eğitim camiasının içinde bir emektar olarak çok sayıda güzel insan tanıdım. Memur, öğretmen, eğitim yöneticisi. Bunlar camianın yüz akı bireyler. Her birine ülkem ve şehrim adına eğitime katkıları için minnettarım. Bunların arasında şahsıma öğretmenlik yapmış kimseler de var. İdol kabul ettiğim fedakar, emektar, yüreği çocuklar için çırpan, ‘daha fazla ne yapabilirim?’ derdi taşıyan eli öpülesi eğitimciler. Bunun yanı sıra eğitim camiasının yüzkarası bireyler de tanıdım. Hasbelkader bu camiya girmiş ancak hiçbir şekilde bu camiaya yakışmayan, bu camiada olmayı hak etmeyen az da olsa öğretmen ve eğitim yöneticisi olmuş kimseler de tanıdım. Her iki zümreden de beni tanıyanlar ve iletişimim olan bireyler var.
Serhed Haber’de Eğitim Köşesi yazmaya karar verdiğimde, ilk yazının köşenin konseptine dair olmasının uygun olacağını düşünmüş ve yazmıştım. Ve bir teveccüh gördüm. Camiadan çok sayıda tanıdık, eğitimci arkadaş yazdıklarım ile ilgili olumlu ve olumsuz görüşlerini belirttiler. Yazmamı istedikleri farklı farklı sorunlar hakkında görüşlerini belirtip önerilerde bulundular. Ufuk açıcı önerileri için kendilerine teşekkürü borç bilirim. Her birinin değindiği konular gerçekten eğitimin kanayan önemli yaraları. Ancak şu ana kadar bir takım kavramları önceledim. Arkadaşlarımın değindiği sorunları da köşeye taşıyacağımızı daha önce belirtmiştik. Onları da yazacağız.
Gelelim, bu yazıyı yazmama sebep olan asıl meseleye.
Geçen gün telefonum çaldı. Eğitim yöneticisi bir arkadaşım arıyor:“Hocam yazılarını okuyorum. Bu müdürüm, ruhsal terör, mobbing nedir? Bizi üzüyorsun. Bir ara bir çay içelim. Konuşalım.” dedi. Bundan dolayı kısa bir açıklama mahiyetinde bu yazıyı yazmaya karar verdim. Şunu da belirtmeliyim yazdığım bu yazılar ile ilgili öğretmen arkadaşlar ise olumlu ve teşvik edici dönütler vermiş “bunlardan bizde de var” diye belirtmişlerdi.
Yazdığım yazılarda herhangi bir şahsı hedef olarak gözetmedim. Herhangi bir isim zikretmedim. Genel anlamda kavramlara ve sorunlara değindim. Saha çalışmalarının ortaya koyduğu, eğitim bilimcilerin saptadığı, özellikle de uzmanlık alanıma dahil olan eğitim camiasının sorunlarını izah etmeye çalıştım. Analiz edilmiş problemleri, problemli şahsiyetlerin nitelik ya da niteliksizliklerini aktardım. Profiller oluşuyor böylece. Kimin hangi profile girdiğini ben belirlemiyorum.Kimseye ipek ya da ateşten gömlek giydirmiyorum. Ancak bazı eğitim yöneticisi arkadaşların rahatsız olduklarını da biliyorum.
Birileri rahatsız olacak diye ve bu rahatsız olanlar tanıdık diye niteliksiz, arsız, hırsız, liyakatsiz yöneticiler yok diyemem. Bana kalırsa bu şahsiyetsiz bireylerin yasal olmayan ve tanık olunan her türlü tasarrufu ile ilgili gerekli mercilere bilgi verilmeli idari ve adli soruşturma başlatılmalıdır. Sadece mağduriyet yaşayanlar değil ahlaklı olan ve hukuka saygılı bir toplum isteyen herkesin yapması gereken budur. Özellikle de bu toplumu değiştirme, dönüştürme, geliştirme görevini üstlenmiş öğretmenler bu zorba arsızlara “dur” diyebilmeli. CİMER ve Cumhuriyet Savcılıkları bunun için var.
Haksızlık karşısında susan, ahlaklı ve hukuka saygılı bireylerin olduğu bir toplum inşa edemez. Daha da kötüsü kendisine saygısını da kaybeder. Toplumu ve dünyayı öğretmenler değiştirebilir. Buna inanıyorum.
Bugüne kadar suç duyurusu olabilecek bir yazı yazmadım. Ancak bu zorbalık, arsızlık ve hırsızlıkta sınır tanımayan liyakatsizlerin ifşa edilmeyeceği anlamına gelmez. Hukuka saygısı olan biri olarak usulsüz uygulamalar ile ilgili bilgi ve belgelerin, ilgili bakanlığa, cimer ve cumhuriyet savcılığına verilmesi gerektiği taraftarıyım.
Eğitim ile ilgilenmeyen, okulda geçirdiği zamandan daha fazlasını okey salonlarında geçiren, konu komşuya, esnafa borç takmış kumar ve şans oyunları müptelası, icra takipleri olan kimselerin de dev bütçeli pansiyonlu okullarda yönetici olması da ayrıca bir garabet ve vuzuha kavuşturulması gereken bir husus.
Devletin okulları bütün vatandaşlarındır. Liyakatsizlere bırakılamayacak kurumlardır.
Sevgiyle kalın.
Takipte kalın.

