RUHSAL TERÖR (MOBBİNG-3)

Yayınlanma : 22 Eylül 2025 10:33
Düzenleme : 22 Eylül 2025 10:34

SERHED HABER- Öğretmenler okullara döndü. Seminerler bitti. Yeni eğitim öğretim sezonunda dersler başladı. Yeni sezon bütün eğitim camiasına hayırlı olsun. Okullar açılır açılmaz öğretmen arkadaşların eğitim ortamlarında yaşadıkları sorunlar da konuşulmaya başlandı.

 

Geçen hafta içinde biri kadın, üçü de erkek olmak üzere dört öğretmen arkadaşım ile sezon başı problemleri konuşma imkânım oldu. Farklı yerler, farklı okullar, farklı insanlar, farklı öğrenci ve eğitim yöneticileri ama aynı sorunlar. Bu arkadaşlardan ikisinin sorunu geçen sene de aynen devam ediyormuş. Bir yıl daha geçti okullara döndük ama Muş’ta bazı eğitim kurumlarında bir arpa boyu yol alamamışız demek ki. Gencecik öğretmenler daha ilk haftada yıl sonu haziran ayı yorgunluğunu yaşıyor. Daha şimdiden okula gitmek istemiyorlar.

 

Peki problem ne?Aslında bu soruyu cevaplamak için önce öğretmenin ne istediğine bakmak gerekiyor. Öğretmen ne istiyor? Öğretmen görev yaptığı okulunda neden problemler yaşıyor?

 

Daha önce de yazdım, yineleyeyim.  Sorun yaşayan öğretmen arkadaşların tamamı sütten çıkmış ak kaşık değil elbette. Tamamı mağdur olduğunu söyleyip eğitim yöneticilerini suçlasa bile hakikat öyle değil. Mobbing genellikle yukarıdan aşağıya doğru gerçekleşen etik dışı bir tutum olarak kabul edilse de zaman zaman aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşen bir durum olarak da karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman öğretmen taleplerinin eğitim yöneticilerince karşılanmaması sorunların temel sebeplerinden biri olabiliyor. Ancak bazen bazı öğretmenlerin bu taleplerinin bir kısmı makul olmayabiliyor. Makul olmayan taleplerin sebep olduğu sorun ve sıkıntıların günah keçisi de eğitim yöneticileri olamaz. Sonuçta idareci, eğitim kurumunun amacına en uygun şekilde hizmet edecek planlamayı yapmakla görevlidir.   Ancak şunu da biliyoruz; bu anlayış ile planlama yapan yönetici sayısı çok azdır. Birçok idareci “Müdür” olmayı tercih etmektedir. (Öğretmen yazı dizisinde, Öğretmen-3’ te Müdür konusunu işlemiştim.) 

 

Bazı eğitim yöneticisi arkadaşlar ise idareciliği layıkıyla icra etmektedir.  Zaten bu anlayışa sahip arkadaşların yönetimde olduğu okullarda çok güzel bir huzur iklimi mevcuttur. Öğretmen mutsuz ve endişeli değildir. Öğretmenler okulda mutlu olduğunda öğretmenlerodası dünyanın en güzel yeri olur. Oradan dağılan mutluluk bütün okulu sarar.Peki buimkânsız mı? Yani öğretmeni mutlu etmek çok mu zor? Yukarıda sorduğumuz soruya dönelim. Öğretmen ne istiyor? sorusuna.

 

Kısa ve net bir cevap: Öğretmen eğitim yöneticisinden kendisini “tutsak” etmeyecek makul bir ders programı yapmasını istiyor. Ancak idarecilerin bir kısmı bu talebi görmezden geliyor. Kısa ve net bir ifade ile söylemek gerekirse; yardımcı olmuyor. Müdür ’lük yapıyor. Ve 4 S olarak adlandırdığım süreç başlamış oluyor: Stres, sıkıntı, sorun vesendrom.   Sonrasında da okula, öğrenciye, mesleğe karşı bir iştahsızlık baş gösteriyor. Öğretmen bu süreçten sonra okula “gitmek zorunda” olduğu için okula gidiyor. Şevk yok, aşk yok, heyecan yok. Çoğunlukla böyle.

 

Şunu hatırlamakta fayda var. Öğretmen sıradan bir devlet memuru değil. Bir memur işe gelmezse başka bir memur arkadaşı vatandaşın işini görebilir. İş yürür. Ancak okulda işler böyle yürümez.Matematik öğretmeni derse gelemezse yeri boş kalır, dersler boş geçer.

 

Öğretmen maaş alıyor, ek ders alıyor, nasıl okula gelmez diyebilirsiniz. Öğretmen robot değil, o da bir insan. Öğretmen annedir, öğretmen babadır, öğretmen evlattır. Çocuğu hasta olur, eşi hasta olur, annesi, babası hasta olur, bazı idareciler inanmayacak ama emin olun öğretmeninkendisi bile hasta olur. Şunu biliyorum; bu ve benzeri beklenmeyen durumlarda birçok öğretmen, eğerboş günü varsa dersler aksamasın diye muayene ve tedavi süreçlerini erteleyip boş günlerine denk getiriyor. Öğretmenin bu durumunu fehmetmeyen “Müdür’ler için böyle bir sorun yok. Canı istediğinde, ‘milli eğitimde toplantı var’ uydurmacası sayesinde istediği yerde olabiliyor. Bazen okey masasında, bazen ganyan bayiinde…kimse de sormaz.

 

Her şeye rağmen öğretmen okula, öğrenciye, derse küsmemeli. Gerçekten bir mağduriyet söz konusuise önce yasal haklarını öğrenmeli ve sonra sonuna kadar haklarını savunmalıdır. Çünkü yetiştirdiğimiz çocuklar anlattığımız müfredat konularından daha çok tutum ve davranışlarımızdan besleniyorlar. Onun için erdem, dürüstlük, hak arayışı, adil olma, çalışkanlık, sevgi, merhamet, mücadele öğretmenin her zaman heybesinde olan gıdası olmalıdır. 

Sevgiyle kalın.

Takipte kalın.

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Medine caglayan 23 Eylül 2025 11:54

    Çok güzel yazmışsınız