Üniversiteyi Kazanmak Yetmiyor: Öğrencinin Yeni Sınavı Geçinebilmek

Yayınlanma : 22 Eylül 2026 15:03

SERHED HABER- Yeni eğitim öğretim yılının öğrencilerimize, ailelerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Yeni dönem, binlerce genç için yeni bir okulun, yeni bir şehrin ve yeni bir hayatın başlangıcı anlamına geliyor. Üniversiteye yeni başlayan gençler için ise bu heyecanın yanında önemli bir sorun daha var: Geçinebilmek.

Yıllarca gençlere aynı cümleyi söyledik: “Üniversiteyi kazan, gerisi gelir.”

Bugün bir genç üniversiteyi kazandığında gerisi kendiliğinden gelmiyor. Kayıt yaptırdıktan sonra başka bir sınav başlıyor. Üstelik bu sınavın soruları test kitabında yok. Kira ne kadar? Yurtta yer çıkacak mı? Yemekhane ücreti ne kadar? Ulaşım kaç lira tutacak? Aile her ay ne kadar para gönderebilecek?

Üniversite öğrencisi artık ders programının yanında aylık bütçesini de hesaplamak zorunda.

Türkiye genç nüfusu yüksek ülkelerden biri. TÜİK’in 2025 verilerine göre 15-24 yaş grubunda 12 milyon 708 bin 348 genç bulunuyor. Gençler toplam nüfusun yüzde 14,8’ini oluşturuyor.

Bu gençlerin önemli bir bölümü eğitim hayatını sürdürüyor. Üniversiteye başlayanların bir kısmı da ailesinden ayrılarak başka bir şehre gidiyor. İşte asıl masraf burada başlıyor.

TÜİK’in 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması Araştırması bu konuda önemli bilgiler veriyor. Türkiye’de hanehalklarının toplam tüketim harcamalarında en büyük pay yüzde 29,3 ile konut ve kiraya gidiyor. Ulaştırmanın payı yüzde 20,5, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı yüzde 17,3. Tek kişilik hanelerde konut ve kiranın payı yüzde 41’e kadar çıkıyor. Bu rakamlar doğrudan üniversite öğrencilerine ait değil. Ancak öğrencilerin karşılaştığı temel giderlerin neden bu kadar ağırlaştığını anlamak açısından önemli.

Başka bir şehirde üniversite kazanan genç önce kalacak yer arıyor. Yurt çıkarsa barınma giderini belli ölçüde azaltabiliyor. Yurt çıkmadığında kiralık ev, apart veya özel yurt seçeneklerine yöneliyor. Ardından elektrik, doğal gaz, internet ve diğer giderler geliyor. Fiyat artışları da öğrencinin bütçesini doğrudan etkiliyor.

TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,51. Aynı dönemde gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 33,79, ulaştırmada yüzde 35,08, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 39,77 oldu.

Bu üç kalem bir üniversite öğrencisinin günlük hayatında büyük yer tutuyor.

Sabah evden ya da yurttan çıkacak. Otobüse binecek. Öğle yemeği yiyecek. Akşam tekrar ulaşım masrafı yapacak. Kitap alacak, çıktı alacak, internet kullanacak. Bazen arkadaşlarıyla bir kafede oturmak isteyecek. Memleketine gitmek için otobüs veya uçak bileti alacak. Bunlar öğrencilik hayatının normal ihtiyaçları.

Üniversite yılları derslerden ibaret bir dönem değildir. Genç burada arkadaşlık kurar, şehir tanır, öğrenci kulüplerine katılır, kültürel etkinliklere gider ve kendi hayatını kurmaya başlar. Maddi imkânlar azaldığında ilk vazgeçilen harcamalar da çoğu zaman bunlar oluyor.

Öğrenci kafeye gitmiyor. Sinemaya gitmiyor. Kitap almıyor. Kulüp gezisine katılmıyor. Memleketine daha seyrek gidiyor. Bazı öğrenciler yemek masrafını azaltmaya çalışıyor. Bazıları ailesinden daha fazla para istememek için çalışmaya başlıyor. Böylece üniversite hayatı kampüs ile oda arasında sıkışabiliyor.

TÜİK verileri gelir düzeyi düştükçe temel ihtiyaçların aile bütçesindeki ağırlığının arttığını da gösteriyor. En düşük gelir grubundaki haneler harcamalarının yüzde 38,7’sini konut ve kiraya, yüzde 29,2’sini gıdaya ayırıyor. Bu iki kalem aile bütçesinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor.

Bu ailelerin başka şehirde üniversite okuyan bir çocuğu varsa bütçeye yeni giderler ekleniyor. Aile kendi evinin masraflarını karşılamaya çalışırken öğrencinin barınma, yemek, ulaşım ve eğitim giderlerini de üstleniyor. Bu nedenle burslar, yurtlar, üniversite yemekhaneleri ve öğrenci ulaşım destekleri giderek daha önemli hale geliyor.

Öğrencilere verilen desteği değerlendirirken rakamın büyüklüğünden önce öğrencinin aylık giderlerine bakmak gerekiyor. Barınma, beslenme ve ulaşım giderlerini karşılamakta zorlanan bir gencin derslerine odaklanması da güçleşiyor.

Üniversitelerin yapabilecekleri de var. Uygun fiyatlı yemekhane hizmetleri artırılabilir. Kampüs ulaşımı daha düşük maliyetli hale getirilebilir. İhtiyaç sahibi öğrenciler için yemek ve barınma destekleri genişletilebilir. Öğrencilerin derslerini aksatmadan çalışabilecekleri yarı zamanlı iş imkânları artırılabilir.

Bu noktada geçen yıl başlatılan İŞKUR Gençlik Programını da hatırlamak gerekiyor. Program 4 Şubat 2025’te üniversite öğrencileri için uygulamaya konuldu. Öğrenciler haftada en fazla üç gün programa katılabiliyor ve üniversitelerde farklı alanlarda çalışma deneyimi kazanabiliyor.

Programın öğrenci açısından önemli taraflarından biri gelir sağlaması. 2026 itibarıyla programa katılan öğrencilere çalıştıkları her gün için 1.375 TL ödeme yapılıyor. Genel sağlık sigortası ile iş kazası ve meslek hastalığı primleri de karşılanıyor. 2025-2026 eğitim öğretim yılında programdan 133 binden fazla üniversite öğrencisi yararlandı.

Bu tür programlar özellikle ailesinden uzakta okuyan gençlerin yemek, ulaşım ve günlük ihtiyaçlarına katkı sağlıyor. Her öğrencinin bütün masraflarını karşılaması beklenemez. Ancak öğrencinin ailesine olan maddi bağımlılığını bir miktar azaltabilir. Aynı zamanda genç üniversiteden mezun olmadan çalışma hayatıyla tanışmış oluyor. Bu programın daha fazla öğrenciye ulaşması, öğrencilerin eğitimlerini aksatmadan gelir elde edebilecekleri yeni modellerin geliştirilmesi önemli.

Çünkü bugün üniversiteyi kazanmak işin ilk kısmı.

Asıl soru şu:

Bir genç üniversiteyi kazandıktan sonra, o üniversitede okuyabilecek ekonomik güce sahip mi?

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.