SERHED HABER - Her şeyin “Değer” den çok “Fiyat” üzerinden kıymet gördüğü vahşi kapitalizm çağında yaşıyoruz. Birçok değeri arkamızda bırakarak değişiyor, dönüşüyor, gelişiyor, ilerliyoruz. M.Ö. 5.yüzyılda Herakleitos; “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” derken değişimin kaçınılmazlığından söz ediyordu. Yozlaşarak değişmekten ‘değer’sizleşerek yükselmekten irfan, onur, saygı, cesaret, adalet, özgürlük, dürüstlük, nezaket gibi insani ilişkilerde kutsal sayılabilecek erdemleri; değişimin kaçınılmazlığı bahanesine sığınarak çıkar/yarar/kâr/rant karşılığında hiçleştirmekten söz etmiyordu.
Değişimin karşısında olmak akıllıca bir davranış olmayacaktır. Bu durum, kaçınılmaz bir gerçekliktir. Teknolojik, ekonomik, sosyal, siyasal, bilimsel vb. her türlü değişim her kesimden, her kesi etkilemektedir. Her şey değişti, değişiyor. Öğretmen (lik) de… Öğretmen ve öğretmenliğin değişimi maalesef büyük oranda menfi boyutta gerçekleşti. Öğretmen (lik) büyük bir itibar kaybına uğradı. Öğretmenin toplumdaki saygınlığı önceki dönemlerle kıyaslanamayacak derecede azaldı. Öğretmenin bu denli itibarsızlaşmasının sebebi değişim midir? Başkaca sebep yok mudur? Varsa nedir bu sebepler? Eğitim ve yönetim sistemi bu itibarsızlaştırmanın neresinde? Biz öğretmenlerin hiç kabahati yok mu? Bu meyanda başka soruların da cevap bulması gerektiği inancındayım.
Aşağıda okumaya başlayacağınız öğretmenler ile ilgili yazı dizisini uzun yıllar MEB’ de çeşitli statülerde görev yapmış, master ve doktora tezinde öğretmenleri konu edinmiş, yıllarca öğretmenler odasının havasını teneffüs etmiş bir öğretmen olarak yazıyorum.
Başlayalım.
Öğretmenlik, çoğu kimse için önce bir hayaldir. Bu süreçte bütün maratonları başarı ile koşup bütün badireleri atlatan ve öğretmen olabilenler hayallerini gerçekleştirmek için ideal birer öğretmen olarak mesleğe başlar. Artık öğrencilerine kavuşmuş, onların iyi birer insan olarak yetişebilmeleri için canla başla çalışacak adil, erdemli, onurlu bir toplumun inşa sürecinde rol alacaktır. Hakikat bu ya; öğretmen insan yetiştirir. İyi insan yetiştirir. İyi yetişen insanların oluşturduğu toplum iyi olur, erdemli olur, adil olur, liyakatli olur. Bugün en başta öğretmenler olmak üzere toplumdan ve gidişattan muzdarip olmayan çok az kimse vardır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim en çok öğretmenler bu olumsuz durumdan muzdariptir. Çünkü toplumla barışık, değerlerine bağlı, dürüst, çalışkan, sorumluluk sahibi, vatanını, milletini seven ideal tip bireylerin yetişmesi için çaba sarf eden öğretmen bunun gerçekleşmediğini gördükçe herkesten daha çok üzülmektedir. Üzülür çünkü işinde başarısız olmuştur. İdeal öğretmen böyle düşünür. Kimse öğretmenden çocuklarına değer öğretmesini istemiyor diyebilirsiniz. Haksız da sayılmazsınız. Yine de toplumsal yozlaşmanın sebeplerinden birinin de öğretmen duyarsızlığı olduğunu ifade etmeliyim. Peki öğretmen durup dururken mi duyarsız hale geldi?
Öğretmenlik mesleğinde yaşanan değişimin bir boyutu sistem kaynaklıdır. Öğretmenlere Başarı Koç’u olarak bakılmaya başlandığından beri her şey çok değişti. Eğitim kurumları arasındaki geçiş sınavlarında daha yüksek puan alabilecek derslerden ortalamanın ne kadar üzerinde, kaç net soru yaptırabildiğine odaklandı idareciler, veliler. Öğretmen skor peşinde koşarken okul dışı saatlerde dershane, kurs ve etüt merkezlerinde hem bu skoru yakalayacak hem de para kazanacak ekstra yük yüklendi. Öğretmenin para kazanması da gerekiyordu çünkü Türkiye’de yoksulluk sınırının altında bir maaş alıyordu. Tek maaşlı dört ferdi olan bir öğretmen ailesinin geliri aile üyeleri düşünüldüğünde yoksulluk sınırında kalıyordu. Açlık sınırında veya yoksulluk sınırında kalan öğretmen artık bir teknisyene dönüşmüş ürettiği iş kadar kazanmaya başlamıştı. Bu iş eğitmek ve donatmaktan çok ezberletmek ve skor yakalamak, yakalatmaktı.
Ekonomik kaygılar öğretmeni ideallerinden uzaklaştırmış ve öğretim işinden para kazanmayı önceleyen birer ameleye dönüştürmüştü.
Peki bütün öğretmenler ideallerinden vazgeçmiş miydi?
(Bir sonraki yazıda devam edeceğiz)
Sevgiyle kalın.
Takipte kalın.

